Ana içeriğe atla

mesafe

e r i ş i l m e z olduğu için değil,
tadınabaktığım için onunla aramdaki bu
me
sa
fe...

Yorumlar

  1. Bazen akılla hareket etmeli belki de ?

    YanıtlaSil
  2. mesafe seçimi tamamen kişisel bir durum. rahatsız mısın arandaki mesafeden yoksa bilinçli mi?

    YanıtlaSil
  3. @ sogukdusetkisi
    daima'ya yakın akılla hareket etmek gerekir. daima'dan uzak bir yerde aklın ipinin ucu kaçarsa.. işte tam oralara denk geliyor yaralar, sıkıntılar.
    ama memnunum.

    @koala
    mesafe seçimi kişisel bir durum evet.
    ama bazen mesafe kendiliğinden gelir ve orta yere oturur. o zaman elden bir şey gelmiyor.
    benimki, her ikisinin de orta yerinde. biraz "çaresizliği kabullenmek"le karışık..

    YanıtlaSil
  4. yoo kimse çaresizliği kabullenmek zorunda değildir. sadece kabul etmeliyim düşünesi çöreklenir insanda. aşabileceğini ikimiz de biliyoruz

    YanıtlaSil
  5. zorundalıktan öte bir seçim o kabulleniş de. reddediş nasıl bir seçimse. belki ruh hali, beden hali, sadece hali direnişe yetmiyorsa, çaresizliği seçip onu kabulleniyor insan kimi durumlar karşısında.

    böyle güçsüz hissettiğin olmadı mı hiç?

    YanıtlaSil
  6. güçsüz hissettiğim tabii ki oldu ancak direnmek ve var olmaktan vazgeçmemek. en önemlisi bu. direnmeden asla teslim olmam. olmazsa da koy kıçına derim.

    YanıtlaSil
  7. İşte ben de onu dedim! O raddede geldi mesafe. İyi de geldi bana. Yeniden kalkış, diriliş, uyanış. Tam lazım olan. İhtiyaç duyulan.

    YanıtlaSil
  8. O zaman tamammış. Yani ortada bir sorun yokmuş :) O noktadaysan yani.

    YanıtlaSil
  9. İyi ki buradayım ama sevgili Koala, isim kullanmak istedim beceremedim. Bakma, direniş göstermemek direnmemek değil hiçbir zaman. İçerisi çok karışıyor öyle durumlarda, aslında öyle büyük bir fırtınayla boğuşuyorsun ki, köklerin en büyük sınavını veriyor..

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sen ve Ben

Geçenlerde Power FM'de bir şarkıya rastladım. Resmen beni ele geçirdi. 
Çok yüksek olmayan bir tempo, akla takılan bir melodi ve bir kelimesini bile anlamadigim (arada bir "perişan" duydum sanki) sözlerin böyle cezbedici olmasi.. Beni benden aldı.

Kulak kesildim, baktım sözler Farsça gibi. Hemen SoundHound'u açtım, şarkıyı buldum: Man o tu.

Şarkıya sardıktan sonra öğrendim ki sözler Mevlana şiiri imiş. Aklım bir daha kaçtı. 

Şiirin Farsça ve Türkçesini yazayım, tam olsun.
Dinleyin, dinletin.

khonak an dam ke neshinim dar eyvan, man o to
be do naghsho be do soorat, be yeki jan, man o to
khosh o faregh ze khorafat-e-parishan, man o to
man o to, bi man o to, jam' shavim az sar-e-zogh

saadet zamanı: avluya doğru oturmuşuz, sen ve ben
endamımız çift, sûretimiz çift, rûhumuz tek, sen ve ben
bulandıran palavralardan âzâde, gamsız bir keyif, sen ve ben
sen ve ben, ne sen varsın ne de ben, bir olmuşuz aşk elinden





Periscope'uyoruz!

Biraz Paris'te turlamaya ne dersin? Ya da Riyad'da toplantıya yetişmeye? Milano'da metroya binsek? Maryland'deki kazları izlesek beraber?

Bunların hepsini yaparız tabii ömrümüz varsa. Seyircisi olmaksa bu ara hem bedava hem de fena eğlenceli. 

"Periscoping" gibi bir ifadeyi hayatımıza katan, şahane bir uygulamadan söz ediyorum: Periscope

Şurada daha bir yıl önce ortaya çıkan "dünyayı başkasının gözlerinden görme" fikrinden doğan bu "app", uygulamanın yaratıcıları Kayvon Beykpour ve Joe Bernstein'in aklından öptürecek cinsten. 

Uygulamanın resmi internet sitesinde dünyanın dört bir yanını görmenin büyüsünden bahsederken Kapadokya'ya da selam çakan adamlar, şu cümleyle gönülleri fethediyor: Bir fotoğraf, binlerce söze değer olabilir. Ama canlı bir video, seni başka bir yere götürebilir.

Nasıl çalışıyor? 

Bu arada sadece ios'larda çalışıyor. Ancak Android cihazlar için de uygulamanın eli kulağında. 

Uygulamayı indiriyor, varsa Twitter …

Haftanın Güzelleri: ActOrchestra - Sıfırdan Sonra

Hayatta bazı güzellikler var; hiç beklemediğiniz bir anda haberdar olduğunuz ve iyi ki de bana göründü dediğiniz güzellikler. İşte geçtiğimiz hafta ben böyle iki güzelliğe denk geldim.

Konuşmak? Yani bildiğimiz anlamda? Hayır.


Bursa'da bu yıl dördüncüsü düzenlenen "Bursa Uluslararası Balkan Ülkeleri Tiyatro Festivali", Devlet Tiyatroları'nın şahane etkinliklerinden biri oldu. Ancak bu festivalin bir oyunu vardı ki, sanırım sahne sanatları hakkında herhangi bir şey beni uzun zamandır böyle düşündürmedi.

Actorchestra'dan söz ediyorum. Bükreş Ulusal Tiyatrosu oyuncularının sahnelediği, tek perdelik bu oyunda herhangi bir dilde konuştukları söylenemez. Ancak herkese aynı anda aynı duyguları hissettirecek, senkron sıkıntısı yaşatmadan güldüren, coşkulandıran bir performans izlediğimizi içtenlikle söyleyebilirim. 
Aslında biraz önce her ne kadar "bir tiyatro festivalinde" kendisini "oyun" diye çağırmış olsam da, bu seyri doğru tanımlamak biraz güç. N…