Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Ev durmaz

Oraya gidersin. Yıllar öncesinde bambaşka bir fikirle, duyguyla, kafayla gittiğin yere. Orası zaten aynı kalmamıştır, içten içe bilirsin de, kendin hangi ara bu kadar değişmişsindir acaba? Sen böyle değişirken sana sormuş musundur hiç?
Neyse, yine de gidersin işte. Bakarsın, o ev yerinde midir, evin altındaki fırının simitleri taze midir hala, eve komşu parkta, geceleri basketbol oynayan gençlere yüklenen yaşlı adam sağ mıdır..
Herkes sabittir. Ev hariç. Ev durmaz çünkü. Hangi ev durmuştur? Tabii ki dolmuştur yeni isimlerle, apartman kapısındaki zil onları ele verir. İhbar etmesi şöyle dursun, sesin çıkmaz. Büyüklük bende kalsın der, bağışladığın bir geçmişi arkanda bırakır yürürsün biraz ana caddeye, biraz yunus heykeline, biraz da denize doğru.
Kızım seni özledim gelinim sen anla..

Baler’le Kahve Molası üzerine...

Twitter'dan Nağmeler vol.14

kafası serin

yapmak istediklerimizin sınırı yoktu. sürekli bir yerden başka bir yere gitmeye karar veriyor, yola çıkıyor, gidilecek yere varıyorduk. şehirler geçiyor, şehirlerden geçemiyorduk. sonra yorulduk. yorgunluk bir bulut misali oturdu üzerimize. koyunlara benzeyen, fil ağırlıklı bulutlarla yaş aldık, yaşlandık. işte o sıralarda, tüm koşturmalardan uzak, gel-git'lere yabancı köşeler, kafası serin insanlar düşledik; istedik ki yanı başımızda dursunlar, söyleşsinler, bir yere gitmesinler. gitmek, onlardan gitsin istedik, bizden uzağa biraz da. hayat, önceleri hep gitmek, sonra ise yalnızca kalabilmeyi arzulamak oldu. durdu. 
Fotoğraf: Originalbossman via DA

Yol Eskişehir'e Düşer...

Geçtiğimiz hafta sonu kendimi hiç gitmediğim bir yere kaçırdım, Eskişehir'e gittim. Kamil Koç'tan bileti kaptım, İbis Hotel'den rezervasyonumu yaptım, bastım gittim! Hiç beklemediğim kadar güzel karşıladı beni Eskişehir.

Bilmediğim yerde olmayı, turist gibi hissetmeyi seviyorum. İşte biraz bu hissin itkisi, biraz tatil arayışı arasında çoktandır aklımda olan Eskişehir'e düştü yolum. 

Kamil Koç'la sorunsuz bir yolculuk geçirdim diyebilirim, uzun zamandır kendileriyle karşılaşmıyorduk, iyi oldu. Belirtmeden geçemeyeceğim ki, İstanbul'un otogar çilesi artık dayanılır gibi değil. Bu yaz hem Esenler'i hem de Harem'i kullandım, ikisi de birbirinden facia. Her gün bir "üçüncü sayfa haberi" nasıl oluyor da bu iki güzide(!) mekandan çıkmıyor, şaşıyorum. Zira bir cinnet anı için gerekli tüm altyapıya sahipler!
Cinnetlerden cennetlere doğru uzanmalı.. 

Tek molayla Eskişehir'e indik. Yaklaşık 4 saat 40 dakikalık bir yolculuktu bu. Molası hayli uzundu, 30 …

Twitter'dan Nağmeler vol.13

Bir gün işveren olursam noktalama-yazım sınavından geçemeyen adamı işe almayacağım. NET! Yazın bunu... - Ramsey'in L'pool'u giydirmesi çok acayip geliyor bana. Kimi profesyonel takımlarımız yakın geçmişte maça çıkacak forma bulamazken... - GS için gelin-karıcım benzetmeleri yapmak şuursuzluk, başka şey değil. Feministlik yapmak istemem ama kadını yermeye yer arıyorsunuz beyler. - Bugün Teknosa'nın çılgın indiriminde bir Nikon makine almak üzereyken beni durduran şey seni şaşkına çevirebilir.. #onunsponsorunudestekleme - Bazıları yalnızlıklarına sebep ararken aynadan uzağa gitmemeli. - Her son biraz ayrılık taşır. - Bazı insanların detaylarını öyle iyi hatırlarsınız ki, kendiniz bile unutursunuz o anımsamayı. Ta ki bir fotoğrafıyla karşılaşıncaya dek.. - İnsan hukuk için değildir hukuk insan içindir beyler. Kafayı bozduğunuz vajinadan başka yerlere bakamazken bunu kaçırdınız. - Siyasi iktidardan beslenen medya bir gün kaybeder. Kaybettiği gün o iktidar da kaybeder. - Facebook Timeline&#…

Ne kadar samimiyiz!?

"Öğretmeninden dayak yiyen minik A.A. hastaneye kaldırıldı... Babasından dayak yiyen B.B. yoğun bakımda... Okul çıkışı arkadaşlarıyla kavgaya tutuşan Küçük Can tedavi altına alındı.." 
Tüm bu cümleleri öznelerine bakmaksızın şenlikli sabah haberlerinde, renkli gazetelerin üçüncü sayfalarında yahut ana haber bültenlerinin bitimine yakın izliyoruz. Ah'lıyor, vah'lıyoruz.. O babalara, öğretmenlere, hatta Küçük Can'la yaşıt çocuklara ah ediyor, hatta küfür ediyoruz. Ne o(!), küçücük bir çocuğun canı yandı diye. 
Geçtiğimiz günlerde böyle bir şiddet olayı daha yaşandı. Vakanın bilançosu 12 dikiş olarak kayıtlara geçti. Dikişler kafasında ufaklığın.. 
Başrolde bir belediye işçisi var. Vasfı, sıfatı mühim değil. Çocukla çocuk olmayacağı yerde, çocuğu adeta düşmanı belleyip Allah ne verdiyse girişen bir adam. Hiçbir "çocuk sataşması" onun bu meydan dayağını meşru kılamaz. Kılmamalı. 
Günlerdir herkes ilk bakışta sık tekrarından komikmiş hissi veren "oğlum bak …