9.2.10

.:.


Bol küsmeli zamanlar, en çok kendime... 
Size de az küsmüyorum hani!

- Çekilebilirsin Aleko!
- Peki efendim. 

8.2.10

3/2/1/!

En büyük karmaşa, içinde başlayanıdır insanın. 
İçindeki adamların kadınların çarpışmasıdır en fenası, en kanlı meydan muharebesidir bu görüp görebileceğin.



Sen, içindeki karşılaşmanın hem taraflarısın hem hakemi… 
Gözetmenisin olan bitenin, aynı zamanda da gizli işler çevireni kapalı kapılar ardında. 
Hak yerken hak arayan yanısın bu çatışmanın.  

7.2.10

Dırınırım!


Karar vermek, genelde işin kolay kısmı.
Zor olan, kararı uygulamaya koymak.
Bu “toplumun en küçük biriminin” de derdi, memleketi “yönetme - yürütme” sorumlularının da. Lafı bana getireceğim, çok da dolandırmadan.

Zamanın akıp gittiğini, yaşın da pek 'dur’dan anlamadığını fark ettim geçen gün.

“Çok ilginç?!” diyen dilleri ve kocaman açılmış alaycı gözleri görür gibiyim, panik yok, sakin. Geliyorum meseleye.


Parmaklarımı kımıldatmanın zamanı geldi yalnızca.
Ne için mi?

Tüm hayatımdan uzaklaştırılmayı hak edenleri hayatımdan uzaklaştırmak,
Elimin altında büyüdükçe büyüyen hikayeleri olgunlaştırmak,
Ders notlarımla adam akıllı çarpışmak,
İçinde bulunduğum zamana biraz daha “dokunmak” için.

Karar vermek kolay, uygulaması?
Olacak hepsi; sakin, ne dedim ben, panik yok.

6.2.10

ayakta!

Benim açlığım bir bankta.
Bir koltuk senin tokluğun.
Kalk ve aç gözlerini,
Oynadığın kaypak bir oyun.

Benim tokluğum bir bardak su,
Biraz tuz ve biraz uyku.
Senin yastığın diken,
Gölgen, deli gibi korktuğun.

Benim açlığım ayakta,
Sen yalanlara uyurken.
Benim insanlığım direnecek,
Senin sürerken oyunun.

Ve bil, sorulacak bir gün
Her şeyin hesabı.

Ne kadar?

Sözüm keskin değil kılıçtan da ne olacak senin bu korkar halin gölgenden? Konuşuyorum sadece, söylüyorum ağzıma geleni, hani öyle destursuz da değil, geldiği gibi içimden. Ama sen, işitir işitmez sesimi kaçıyorsun kovuklarına, daha yeni yeni çıkmayı başarabildiğin. Bu kadar mı yok sözlerim gözünde, sesim çirkin, bu kadar mı iri dişlerim var, tenini kanatan ben konuştukça; yoksa bu kadar mı yer arıyorsun kendine kaçışacak?

...

Bu kadar mısın?!

4.2.10

Selin kız

bakmaya kıyamadıkları olur insanın, olmalıdır da gözünden bile sakındıkları, dokunurken titredikleri. bizim bir kızımız oldu bir yıl önce bugün. Selin kızımız güzel gözlerini sakınmadan baktı geçen bir yıl boyunca annesinin, babasının, abisinin, teyzesinin, dayısının gözlerine...

kulağımda Zeki Müren var; "Hiç bir şeyde gözüm yok, sen yanımda ol yeter" söylüyor inceden. benim çocukluğum geliyor aklıma, 4-5 yaşlarım. Mıstık eniştemle o düet sonra, "yağmur vururken cama, dalarken gece gama..." çocukken bozuk mikrofonlar elimde "usulca sokul yeter" demelerim... o küçücük kız çocuğu...

Selin'ime bakıyorum sonra içim titreyerek, gözümden sakınarak onu. "söyle bebeğim, söyle şarkını sen de çabucak" diyorum, "işitmek şarkıları senin sesinden, olacaktır en güzeli."

bu sayfaları birlikte okuyacağız, bir gün.
Zeki Müren çalacak, "usulca sokul yeter"i ilk kez benimle işiteceksin belki. halaların, ablaların Aslı'sı -nasıl çağıracaksın bilmiyorum beni henüz- böylece bir şarkı olacak sende, bir ömür aklında, anılarında kalacak olan.

bebeğim, Selin'im, gülüşün büyüsün seninle.

3.2.10

O
aslına güzel derse çirkinleşir, 
çirkin derse yalan söyler.


...

2.2.10

Taptaze Bloglar!

Bu dünyaya yeni birkaç blog katıldı.
Ben de onlardan kısacık da olsa söz etmek istedim.



Müziksiz Yaşayamam, ismiyle müsemma tazecik bir müzik blogu. Müzik dünyasındaki son gelişmeleri, yeni çıkan albümlerin eleştirilerini ve gün yüzü görmemiş havadisleri alabileceğiniz bu blogu gözünüzün önünde tutun derim.


Disillusion ise benim çok sevgili arkadaşım Zeynep'in yepyeni adresi. Yıllara dayanan arkadaşlığımız, okullarda kesişti durdu onunla ve o şimdi dünyasında olan biteni, gördüğünü, işittiğini okuyan gözlerle paylaşıyor blogunda. Güzellikleri yazsın, biz de okuyalım hep.

Bahsedeceğim son blog ise içerik uyarısı veren bir "Ev Kedisi"nin, diğer adıyla "Sonradan Gurme"nin blogu. Kadınlara, erkeklere, ilişkilere, kısacası olan bitene bir de ev kedisinin gözünden bakmak isteyenler ayakkabılarını çıkarıp öyle girsin.


1.2.10

KanRevan

Yağmuruna hiç yakalanmadığım bir kenttesin şimdi. Eğer bir şehirde yağmura yakalanmadıysan, orada yaşadığını hissedemezsin asla. Çamuru paçalarına bulaşmadıkça bir şehre ait olamazsın, bir şehir paçalarından akmadıkça sana karışmış sayılmaz. İşte sen, henüz bana kucak açmamış bir şehirde uyuyorsun şimdi; burnun, rengini bilmediğim bir yastığa gömülü, öylece uyuyorsun.

Yollar yürümekle aşılırdı belki; uçulurdu koca toprak parçalarının, yemyeşil ormanların, kendilerinden büyük gölgeleri olan binalar ve insanların üzerinden. Varılırdı yanına senin, şehrine ulaşılırdı bir türlü. Terinin karıştığı yatakta uyunur, uyanır uyanmaz baktığın saate bakılırdı. Sonra penceresinden odanın izlenirdi sokak, daha önce sadece sesleri işitilmiş köpekler görünür olurdu apansız. Yollar aşılırdı. Aşılabilen yalnız yollar olduğundan belki de.

Şimdi sadece kalakalınıyor burada. İçim karanlık. Bildiğim, son nefesime dek ait olduğum ve son gecesine kadar benim olan o şehirde içim kapkara, uzak aydınlık. Umrumda değil bu sözler gözlere değer olduğunda akıllardan geçecekler; “ah’lar, vah’lar” umrumda değil. Zerre düşünmüyorum içlerine yerleşecek acıma duygusunu hasımların, onlar da umrumda değil. Ben kalakalıyorum burada, kör kör ait olduğum bu kentte, her daim uzak olacağım bir şehre saplanıp kalıyorum. Bir şehri saplayıp kendime, biraz da kanıyorum.

Sen yağmuruna hiç yakalanmadığım bir kenttesin şimdi. Kulaklarında gece telefonları, gece kahkahaları kadınların, adamların gece yazıları gözlerinde. Paçalarında, uzak bir şehirde kalakalmış bir kadının kanı, kahkahası uzak, nefesi yarım. Yollar aşılırdı yürümekle, aşılabilen sadece yollar olduğundan belki de.

31.1.10

Mmm


Mimlenengillerden oldum ben de.
Emre Varışlı'ya teşekkür ediyorum, adını anmışken ne kadar özlediğimi de söylemeden geçemiyorum.

Yalnız herkese 7 olarak ulaşan mim sayısı bana 3 olarak geldi o da ilginç. Ben Emre'nin dediğini dinlerim arkadaş deyip 3 kıymetli blogger'ı mimleyeceğim!

Benimle ilgili 3 değil 25 ilginç/gerçek şey içinse şuraya bakıyoruz:

Gelelim 3 kıymetli blogger'ımıza.
Haklarında spoiler vermeden, linklerini yazacağım, hep birlikte göreceğiz neler yazdıklarını.

yok'la'ma!

Bu blog BloggerV.com üyesidir.