Ana içeriğe atla

bir kadını anlamak

erkeklerin tek meselesi bu!
tamam kadın kısmı da erkeği anlamak için paralıyor kendini, anladık!

ama yapmayın. kadın dediğimiz o kadar da komplike değil canım!
"imkansız" da "zaman kaybı" da değil kadınları anlamak..

mesele kendini anlatamayan kadında!
mesele dur ben şunun içini bi çıkarayım da anlayayım diye kadını ters yüz eden erkekte!
ya bi bırak, iki dakika huzur ver bana, anlarsın sonra.
ben de seni anlarım, geçinir gideriz gül gibi.
ama güllerin nasıl geçindiğini sorma!

"kadın zordur" deyip kaçmak olmaz. bi kere genelleme canım benim şu "kadını anlamak" meselesini. bi genelleme, dur. kadın da özünde insan (oha). onun da duyguları, karmaşaları, bunalımları var, aynı senin gibi. ama sen "fener niye yenildi"nin peşinde gezerken, o "çocuğa bez de almadık gördün mü"ye sıkılır. senin derdin "ya mahmutlar da bu gece bara gidecekti biz evde kaldık
mk"dir (ama illa mk'dir), kadınınki "fazilet'in aldığı çantanın siyahını nerde bulurum"dur..

bi bırak. tasalanın anasını satiim. bulaşmayın birbirinize ve bu zamanlarda birbirinizi anlamak için debelenmeyin, anlayamazsınız.

insan dediğimiz şey, zamanla anlaşılır hale gelendir.
sen kendini anla bi önce de bakalım anlayabiliyor musun, sonra gel bi daha konuşalım.

bir kadını anlamak bir adamı anlamak kadar karışık, yorucu, kolay ve saçma bir meseledir.

o kadar konuştum da ben de sonunda genelleme yaptım ya, bana da yuh!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sen ve Ben

Geçenlerde Power FM'de bir şarkıya rastladım. Resmen beni ele geçirdi. 
Çok yüksek olmayan bir tempo, akla takılan bir melodi ve bir kelimesini bile anlamadigim (arada bir "perişan" duydum sanki) sözlerin böyle cezbedici olmasi.. Beni benden aldı.

Kulak kesildim, baktım sözler Farsça gibi. Hemen SoundHound'u açtım, şarkıyı buldum: Man o tu.

Şarkıya sardıktan sonra öğrendim ki sözler Mevlana şiiri imiş. Aklım bir daha kaçtı. 

Şiirin Farsça ve Türkçesini yazayım, tam olsun.
Dinleyin, dinletin.

khonak an dam ke neshinim dar eyvan, man o to
be do naghsho be do soorat, be yeki jan, man o to
khosh o faregh ze khorafat-e-parishan, man o to
man o to, bi man o to, jam' shavim az sar-e-zogh

saadet zamanı: avluya doğru oturmuşuz, sen ve ben
endamımız çift, sûretimiz çift, rûhumuz tek, sen ve ben
bulandıran palavralardan âzâde, gamsız bir keyif, sen ve ben
sen ve ben, ne sen varsın ne de ben, bir olmuşuz aşk elinden





Periscope'uyoruz!

Biraz Paris'te turlamaya ne dersin? Ya da Riyad'da toplantıya yetişmeye? Milano'da metroya binsek? Maryland'deki kazları izlesek beraber?

Bunların hepsini yaparız tabii ömrümüz varsa. Seyircisi olmaksa bu ara hem bedava hem de fena eğlenceli. 

"Periscoping" gibi bir ifadeyi hayatımıza katan, şahane bir uygulamadan söz ediyorum: Periscope

Şurada daha bir yıl önce ortaya çıkan "dünyayı başkasının gözlerinden görme" fikrinden doğan bu "app", uygulamanın yaratıcıları Kayvon Beykpour ve Joe Bernstein'in aklından öptürecek cinsten. 

Uygulamanın resmi internet sitesinde dünyanın dört bir yanını görmenin büyüsünden bahsederken Kapadokya'ya da selam çakan adamlar, şu cümleyle gönülleri fethediyor: Bir fotoğraf, binlerce söze değer olabilir. Ama canlı bir video, seni başka bir yere götürebilir.

Nasıl çalışıyor? 

Bu arada sadece ios'larda çalışıyor. Ancak Android cihazlar için de uygulamanın eli kulağında. 

Uygulamayı indiriyor, varsa Twitter …

Haftanın Güzelleri: ActOrchestra - Sıfırdan Sonra

Hayatta bazı güzellikler var; hiç beklemediğiniz bir anda haberdar olduğunuz ve iyi ki de bana göründü dediğiniz güzellikler. İşte geçtiğimiz hafta ben böyle iki güzelliğe denk geldim.

Konuşmak? Yani bildiğimiz anlamda? Hayır.


Bursa'da bu yıl dördüncüsü düzenlenen "Bursa Uluslararası Balkan Ülkeleri Tiyatro Festivali", Devlet Tiyatroları'nın şahane etkinliklerinden biri oldu. Ancak bu festivalin bir oyunu vardı ki, sanırım sahne sanatları hakkında herhangi bir şey beni uzun zamandır böyle düşündürmedi.

Actorchestra'dan söz ediyorum. Bükreş Ulusal Tiyatrosu oyuncularının sahnelediği, tek perdelik bu oyunda herhangi bir dilde konuştukları söylenemez. Ancak herkese aynı anda aynı duyguları hissettirecek, senkron sıkıntısı yaşatmadan güldüren, coşkulandıran bir performans izlediğimizi içtenlikle söyleyebilirim. 
Aslında biraz önce her ne kadar "bir tiyatro festivalinde" kendisini "oyun" diye çağırmış olsam da, bu seyri doğru tanımlamak biraz güç. N…