Ana içeriğe atla

Bildiri-yorum #3

Uzun zamandır elleşmedim. Kimseleri yazmak gelmemişti içimden. "Kimilerine" mevsim dönümü döngüsü diyerek "şaaptığım" çeşitli hisler yumaklarına yumulmuş durumdayım şu sıralar. Özlüyorum. Acı çekiyorum. İtiyorum. İstiyorum. Hepsini birden yapınca ve hepsine eş zamanlı maruz kalınca, insan haklı olarak kaybediyormuş gibi hissediyor kendini.


Kendimi anlatacak halim yok. Şaşırtmacası bu yazının. Sahne onların;

Özgün&Kemal; şimdi aslında bu adamları ayrı ayrı düşünmek lazım. Nerdeyse üç yıldır hayatımda ikisi de bir biçimde. Onlarca şey konuştuk, çok güldük, çok hüzünlendik ama en çok benim radyo programımda şarkılar söyledik, ben onlarınkine uzaktan baktım süt dökmüş kedi gibi. Başkentin tüm deniz'den ıraklığına karşın biz birlikte bakabileceğimiz bir yakamoz bulduk. İyi ki. Ankara'ya söyleyin hazırlansın, kulağımda Imam Baildi ile geleceğim 10 Ekim'de!

Ilgın; kuzenkız'ı burada yazdım mı daha önce anımsayamadım. Öyle uykusuzum ve beynim öyle buradan uzakta ki, açıp bakmaya da üşendim. Lüzum yok zaten. Onun defalarca burada yer almasına söz yok, destek var bir de üzerine! Ilgın Hollanda yollarına düşecek. Küçücük kısacık ama büyük bir iş için. Uluslararası bir kısa film festivalinde ödül alınca, orada yeni bir proje için birkaç gün geçirecek. Güzel anılarla dönsün. Hem bahsi geçen yarışmaya dair detaylar ve Ilgın'la bir söyleşi de yakında burada olur. Meraklısına!

Mali; o benim birgün'üm. Öyle höt diye söylemekle bitmez. Memleket sınırlarının dışında, hem de kutba yakın, Sibirya yöresinin en soğuk havasına maruz kalıyor. Atkısı var ama biliyorum, pek üşümüyor. Aksilik olmazsa bir gün dönecek diye bekleniyor. Çünkü çok özlendi. Bir gün.

Ozan; son zamanların en muhalifi. Yerli yerinde bir muhalif. Kronikmiş gibi görünmesiyse bu karşı saflardaki hallerinin, hem Galatasaraylı'lığından ileri geliyor, hem de düzenin birçok başının çoktan kokmuşluğundan. O ne derse biraz biraz doğru oluyor o nedenle. Çok dinlemelik. Çok konuşmalık. Çok misafirperver. En çok misafirperver. Cipse karşı özel bir antipati besliyor. Pati besliyor. Kedi besliyor. Kedi dediğim, kızı biricik.

İsimsiz seslerim var bir de tam şuramda (yazar boğazını gösterir) biriktirdiğim.
Sadece bir gün dokunabildiğimde söyleyebileceğim.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sen ve Ben

Geçenlerde Power FM'de bir şarkıya rastladım. Resmen beni ele geçirdi. 
Çok yüksek olmayan bir tempo, akla takılan bir melodi ve bir kelimesini bile anlamadigim (arada bir "perişan" duydum sanki) sözlerin böyle cezbedici olmasi.. Beni benden aldı.

Kulak kesildim, baktım sözler Farsça gibi. Hemen SoundHound'u açtım, şarkıyı buldum: Man o tu.

Şarkıya sardıktan sonra öğrendim ki sözler Mevlana şiiri imiş. Aklım bir daha kaçtı. 

Şiirin Farsça ve Türkçesini yazayım, tam olsun.
Dinleyin, dinletin.

khonak an dam ke neshinim dar eyvan, man o to
be do naghsho be do soorat, be yeki jan, man o to
khosh o faregh ze khorafat-e-parishan, man o to
man o to, bi man o to, jam' shavim az sar-e-zogh

saadet zamanı: avluya doğru oturmuşuz, sen ve ben
endamımız çift, sûretimiz çift, rûhumuz tek, sen ve ben
bulandıran palavralardan âzâde, gamsız bir keyif, sen ve ben
sen ve ben, ne sen varsın ne de ben, bir olmuşuz aşk elinden





Periscope'uyoruz!

Biraz Paris'te turlamaya ne dersin? Ya da Riyad'da toplantıya yetişmeye? Milano'da metroya binsek? Maryland'deki kazları izlesek beraber?

Bunların hepsini yaparız tabii ömrümüz varsa. Seyircisi olmaksa bu ara hem bedava hem de fena eğlenceli. 

"Periscoping" gibi bir ifadeyi hayatımıza katan, şahane bir uygulamadan söz ediyorum: Periscope

Şurada daha bir yıl önce ortaya çıkan "dünyayı başkasının gözlerinden görme" fikrinden doğan bu "app", uygulamanın yaratıcıları Kayvon Beykpour ve Joe Bernstein'in aklından öptürecek cinsten. 

Uygulamanın resmi internet sitesinde dünyanın dört bir yanını görmenin büyüsünden bahsederken Kapadokya'ya da selam çakan adamlar, şu cümleyle gönülleri fethediyor: Bir fotoğraf, binlerce söze değer olabilir. Ama canlı bir video, seni başka bir yere götürebilir.

Nasıl çalışıyor? 

Bu arada sadece ios'larda çalışıyor. Ancak Android cihazlar için de uygulamanın eli kulağında. 

Uygulamayı indiriyor, varsa Twitter …

Haftanın Güzelleri: ActOrchestra - Sıfırdan Sonra

Hayatta bazı güzellikler var; hiç beklemediğiniz bir anda haberdar olduğunuz ve iyi ki de bana göründü dediğiniz güzellikler. İşte geçtiğimiz hafta ben böyle iki güzelliğe denk geldim.

Konuşmak? Yani bildiğimiz anlamda? Hayır.


Bursa'da bu yıl dördüncüsü düzenlenen "Bursa Uluslararası Balkan Ülkeleri Tiyatro Festivali", Devlet Tiyatroları'nın şahane etkinliklerinden biri oldu. Ancak bu festivalin bir oyunu vardı ki, sanırım sahne sanatları hakkında herhangi bir şey beni uzun zamandır böyle düşündürmedi.

Actorchestra'dan söz ediyorum. Bükreş Ulusal Tiyatrosu oyuncularının sahnelediği, tek perdelik bu oyunda herhangi bir dilde konuştukları söylenemez. Ancak herkese aynı anda aynı duyguları hissettirecek, senkron sıkıntısı yaşatmadan güldüren, coşkulandıran bir performans izlediğimizi içtenlikle söyleyebilirim. 
Aslında biraz önce her ne kadar "bir tiyatro festivalinde" kendisini "oyun" diye çağırmış olsam da, bu seyri doğru tanımlamak biraz güç. N…