4.3.10

Sarayım

Öyle uğradılar bana bu gece yine... O hiç gitmeyenler değil, gelip gidenler uğradı. Biraz yokladılar yokluklarını, bende ne kadar da bittiklerine bakmaya gelmişler buldukları ilk nefesle. Son nefesiymiş gecenin, geri dönemediler bu yüzden, kaldılar. Biraz fazla zaman geçirdik haliyle, benim tahminim gelir gelmez gidecekleri yönündeydi. İyi oldu ama ziyareti uzattıkları, hası, makbulü kısasıyken. Alenen serildi gözümün önüne tüm unuttuklarım, sıpıtıp attım ne var ne yoksa.

İnsan kazanmak güzeldir. Sahicilerse o insanlar, dost, aşık, belki maşuk olarak dahil oluverirler apansız hayatımıza, ses etmeyiz. Ha ederiz bazen, sesimiz çığlık olur, sevince boğuluruz. Güzeldir işte, her güzel şey gibi başlangıçta yalnızca. Ardı kabak tadı olabilir.

O kazanılan insanlar gün gelir, devranın dönmesini çok da mesele etmeden çeker giderler, kırar giderler, aldanır giderler, aldatır kalırlar, gönderilirler.. Tüm bunlar olasılık dahilidir. Dahası da vardır şüphesiz. İşte güzelim insanlar bu demlerde, belki biraz da sonrasında yiterler. İnsan kaybetmek'tir bunun da adı ama sadece bir "eylem" olmaktan fazlası olur çoğu kez.

Onlarla birlikte gelenler, geldikleri gibi gitmezler. Mevcut yapıyı bozma eğilimi gösterir, söke kopara bir şeyler, tahrip gücü yüksek bir gidiş giderler. "Dönüşleri olmasın inşallah" bayağı bir "halk türküsü" olur, katılaşır.

Velhasıl diyeceğim o ki, geçen giden ne varsa uğradı bana işte. Ben kendimi yeniden bulmuşken adeta bir kılçık gibi gelip gırtlağıma saplandılar. Canım yanmadı. İşte buydu tüm söylemek istediğim, canım yanmadı.

Bir göğüs kafesi,
bir nefes ve bir çift göz,
dupduru.
Şimdi bir yudum ekmek ve su
Benim sarayım oldu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

yok'la'ma!