Ana içeriğe atla

Tadı Bazen Damakta Kalır


Eveeet. Yerleştim koltuğuma, Sezen’i yanıma aldım. Madam Despina’nın güzel anısına dokuna dokuna yazacağım şimdi bir geceyi; uzun zamandır aklıma uğramayan birçok güzelliğe dokunduğum geceyi.

Gece masayı Yeni Rakı ve Yakup Abi kurdu; rakının masalını bloglarında dillendiren blogger’lar için. Kapıda adaşım karşıladı beni, sıcacık bir gülücükle uğurladı içeri. Üç upuzun, güleryüzlü masa. Her şey güzel olacak, belli.

Önce tanıdıklarla selamlaşma, sarılma, öpüşme faslı. Sonra tanımadıklara bir bakış, uzunca. Masada birbirinden leziz mezeler; Despina’nın namı büyük favası, kızarmış patlıcan, patates salatası… Aslolan, peynirin hası. Rakılar, şişe şişe dizili ve kadehlerin yanında rakıya meftun blogger’ların kaleme aldığı yazıların toparlandığı ortak kitap, Gerçek Muhabbetin Kitabı. Ne güzel!

Kadehler doldu, gülücükler yerini kahkahalara, tatlı nağmelere bıraktı. Saz, söz derken nihayet Yakup Abi girdi salona, alkış kıyamet!

Daha çok bahsetmek istiyorum, organizasyonun mükemmelliği, noksansızlığına dair bir şeyler söylemek istiyorum uzun uzun. Ne kadar söylersem hafif kalacak ama, biliyorum. İnce düşünülmüş onca detay vardı ki, düşünen zihinlere sağlık demek lazım. Benzer organizasyonlara adım atacak kimselere de “bakın, güzeli böyle olur” diye örnek göstermeli bu geceyi. Ne kadar teşekkür etsek az!

Gece, Yeni Rakı’nın hazırladığı özel paketle evlerimize yol almamızla nihayete erecekti ki durur mu şenlenen bedenler yerinde? Beyoğlu’nun güzel mekanlarından birinde, birçok güzel gözle birlikte uzadı da uzadı gece.

Sahi göz dedim de.
Ne güzeldi o.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sen ve Ben

Geçenlerde Power FM'de bir şarkıya rastladım. Resmen beni ele geçirdi. 
Çok yüksek olmayan bir tempo, akla takılan bir melodi ve bir kelimesini bile anlamadigim (arada bir "perişan" duydum sanki) sözlerin böyle cezbedici olmasi.. Beni benden aldı.

Kulak kesildim, baktım sözler Farsça gibi. Hemen SoundHound'u açtım, şarkıyı buldum: Man o tu.

Şarkıya sardıktan sonra öğrendim ki sözler Mevlana şiiri imiş. Aklım bir daha kaçtı. 

Şiirin Farsça ve Türkçesini yazayım, tam olsun.
Dinleyin, dinletin.

khonak an dam ke neshinim dar eyvan, man o to
be do naghsho be do soorat, be yeki jan, man o to
khosh o faregh ze khorafat-e-parishan, man o to
man o to, bi man o to, jam' shavim az sar-e-zogh

saadet zamanı: avluya doğru oturmuşuz, sen ve ben
endamımız çift, sûretimiz çift, rûhumuz tek, sen ve ben
bulandıran palavralardan âzâde, gamsız bir keyif, sen ve ben
sen ve ben, ne sen varsın ne de ben, bir olmuşuz aşk elinden





Periscope'uyoruz!

Biraz Paris'te turlamaya ne dersin? Ya da Riyad'da toplantıya yetişmeye? Milano'da metroya binsek? Maryland'deki kazları izlesek beraber?

Bunların hepsini yaparız tabii ömrümüz varsa. Seyircisi olmaksa bu ara hem bedava hem de fena eğlenceli. 

"Periscoping" gibi bir ifadeyi hayatımıza katan, şahane bir uygulamadan söz ediyorum: Periscope

Şurada daha bir yıl önce ortaya çıkan "dünyayı başkasının gözlerinden görme" fikrinden doğan bu "app", uygulamanın yaratıcıları Kayvon Beykpour ve Joe Bernstein'in aklından öptürecek cinsten. 

Uygulamanın resmi internet sitesinde dünyanın dört bir yanını görmenin büyüsünden bahsederken Kapadokya'ya da selam çakan adamlar, şu cümleyle gönülleri fethediyor: Bir fotoğraf, binlerce söze değer olabilir. Ama canlı bir video, seni başka bir yere götürebilir.

Nasıl çalışıyor? 

Bu arada sadece ios'larda çalışıyor. Ancak Android cihazlar için de uygulamanın eli kulağında. 

Uygulamayı indiriyor, varsa Twitter …

Haftanın Güzelleri: ActOrchestra - Sıfırdan Sonra

Hayatta bazı güzellikler var; hiç beklemediğiniz bir anda haberdar olduğunuz ve iyi ki de bana göründü dediğiniz güzellikler. İşte geçtiğimiz hafta ben böyle iki güzelliğe denk geldim.

Konuşmak? Yani bildiğimiz anlamda? Hayır.


Bursa'da bu yıl dördüncüsü düzenlenen "Bursa Uluslararası Balkan Ülkeleri Tiyatro Festivali", Devlet Tiyatroları'nın şahane etkinliklerinden biri oldu. Ancak bu festivalin bir oyunu vardı ki, sanırım sahne sanatları hakkında herhangi bir şey beni uzun zamandır böyle düşündürmedi.

Actorchestra'dan söz ediyorum. Bükreş Ulusal Tiyatrosu oyuncularının sahnelediği, tek perdelik bu oyunda herhangi bir dilde konuştukları söylenemez. Ancak herkese aynı anda aynı duyguları hissettirecek, senkron sıkıntısı yaşatmadan güldüren, coşkulandıran bir performans izlediğimizi içtenlikle söyleyebilirim. 
Aslında biraz önce her ne kadar "bir tiyatro festivalinde" kendisini "oyun" diye çağırmış olsam da, bu seyri doğru tanımlamak biraz güç. N…