Ana içeriğe atla

lügat-ı şahane I

bağrık: "bağrışma"ları topluca isimlendirmek istediği zaman "insan oğlu", bu sözcüğü kullanır.
olur olmaz. o kullanır. bırakın.

sadakat: insanı "insan" yapan en önemli erdem bu belki de. ihanete bulaşınca eksiliyor zira aynı insan..

duman: hak ettiği değeri önce kendisine vermeyen grup.
kendi kendini imha edecek bir video kasedi gibi.

zira: insanların ısrarla "keza" yerine kullandıkları sözcük. git tdk'ya bi' bak. aynı mı ikisi?
gel şimdi buraya. otur. su vereyim..

arkeoloji: zordur..
başlı başına yüktür hatta bazense rahatlamanın vücut bulmuş halidir arkeoloji..
meraklı insanı cezbederken, meraktan yoksun adamı da merak sahibi yapar..
ekol hocaları yüzünden kimi zaman duvara kafa attırsa da güzeldir.
farkındalıklarını açar insanın, ferahlatır.

fanatizm: tedavi edilmezse kişinin kendisine ve çevresine zarar vermesine sebep oluyor bir süre sonra. futbolun fanatizmi bahsettiğim, diğerleri için de yani "fanatizm" olgusu için de geçerli ucundan kıyısından tabi..
gözü kör, kulağı sağır, bilinci iptal eder..

ama tedavisi var. olun, oldurun.
nasıl o tedavi diye sormayın, fanatiği olduğunuz naneye azıcık objektif bakın, gerisi illa ki gelir!

rakam: sayı demek değildir.. ve bunu ısrarla sayı ile eş anlamlı zanneder birileri.. fitil eder adamı..

komikçi: çok güzel bi söz, böyle oturuyor insanın ağzına..
şık o yüzden.
amacını buluyor daha sözcüğün sonu gelmeden, o kadar.. çok başarılı. bulanı öpmek istiyorum karşı koymazsa..

vesait: genelde yanlış kullanılır kendisi.

şimdi eleman der ki,

"tek vesaitle geliyorum işe"

halbuki çoğul bir sözcük söyleyip onu tekil sözcükle niteler. gaflet ve dalalettir, yapmayın. tek vasıtayla gidilir, vasıta sayısı arttıkça değişir, artık 3 vesaitle gidilir. böyledir.

merak etmek: bununla endişelenmek arasında kökten arızalı bi çizgi var ki onu geçene aşk olsun. gelsin panik atak gitsin tırnak yeme seansları. rezil.

kulaklık: kulağı ısıtmak üzere kapatanına, su kaçmasın diye tıkayanına, müzik çalanına, telefonla konuşturanına aynı isim verilir.. karışıklığa sebeptir.

sebep: sonuç'la ilişkili değildir aslında hep.
sonuç kendi başına gerçekleşmek, kafasına göre takılmak istediğinde sebep mühim değildir..

sevgi: duyulan bir şey bu. saygı gibi.
aşk'sa daha farklı yaşanıyor bundan. daha "daha" aşkın her şeyi..

yalnız sevgi'nin de aşağı kalır yanı yok.
çok şiddetli hissettiriyor bazen kendini. böyle o aşk'ın kalp çarpıntıları, kelebek uçuşmaları bunda da baş gösteriyor.

ne olursa olsun geçmiyor bu ama.
aşk öyle mi?
uçacak yer arıyor!

tutku: bittiği zaman her şey biter..
onun olmadığı yerde yaşam yoktur..

sarsmak: kuvvetlice kımıldatmak, oynatmak yerinden, yeri göğü inletmek. sarsılmak'ın babası.

yitmek: en insan eylemlerden biri..
kaybetmek ya da ortadan kaldırmak kadar keskin olmamakla birlikte bir o kadar kararlı ve acımasız aslında.. bir müziği var yalnız ve kahretsin çok acı onun melodisi..


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sen ve Ben

Geçenlerde Power FM'de bir şarkıya rastladım. Resmen beni ele geçirdi. 
Çok yüksek olmayan bir tempo, akla takılan bir melodi ve bir kelimesini bile anlamadigim (arada bir "perişan" duydum sanki) sözlerin böyle cezbedici olmasi.. Beni benden aldı.

Kulak kesildim, baktım sözler Farsça gibi. Hemen SoundHound'u açtım, şarkıyı buldum: Man o tu.

Şarkıya sardıktan sonra öğrendim ki sözler Mevlana şiiri imiş. Aklım bir daha kaçtı. 

Şiirin Farsça ve Türkçesini yazayım, tam olsun.
Dinleyin, dinletin.

khonak an dam ke neshinim dar eyvan, man o to
be do naghsho be do soorat, be yeki jan, man o to
khosh o faregh ze khorafat-e-parishan, man o to
man o to, bi man o to, jam' shavim az sar-e-zogh

saadet zamanı: avluya doğru oturmuşuz, sen ve ben
endamımız çift, sûretimiz çift, rûhumuz tek, sen ve ben
bulandıran palavralardan âzâde, gamsız bir keyif, sen ve ben
sen ve ben, ne sen varsın ne de ben, bir olmuşuz aşk elinden





Periscope'uyoruz!

Biraz Paris'te turlamaya ne dersin? Ya da Riyad'da toplantıya yetişmeye? Milano'da metroya binsek? Maryland'deki kazları izlesek beraber?

Bunların hepsini yaparız tabii ömrümüz varsa. Seyircisi olmaksa bu ara hem bedava hem de fena eğlenceli. 

"Periscoping" gibi bir ifadeyi hayatımıza katan, şahane bir uygulamadan söz ediyorum: Periscope

Şurada daha bir yıl önce ortaya çıkan "dünyayı başkasının gözlerinden görme" fikrinden doğan bu "app", uygulamanın yaratıcıları Kayvon Beykpour ve Joe Bernstein'in aklından öptürecek cinsten. 

Uygulamanın resmi internet sitesinde dünyanın dört bir yanını görmenin büyüsünden bahsederken Kapadokya'ya da selam çakan adamlar, şu cümleyle gönülleri fethediyor: Bir fotoğraf, binlerce söze değer olabilir. Ama canlı bir video, seni başka bir yere götürebilir.

Nasıl çalışıyor? 

Bu arada sadece ios'larda çalışıyor. Ancak Android cihazlar için de uygulamanın eli kulağında. 

Uygulamayı indiriyor, varsa Twitter …

Haftanın Güzelleri: ActOrchestra - Sıfırdan Sonra

Hayatta bazı güzellikler var; hiç beklemediğiniz bir anda haberdar olduğunuz ve iyi ki de bana göründü dediğiniz güzellikler. İşte geçtiğimiz hafta ben böyle iki güzelliğe denk geldim.

Konuşmak? Yani bildiğimiz anlamda? Hayır.


Bursa'da bu yıl dördüncüsü düzenlenen "Bursa Uluslararası Balkan Ülkeleri Tiyatro Festivali", Devlet Tiyatroları'nın şahane etkinliklerinden biri oldu. Ancak bu festivalin bir oyunu vardı ki, sanırım sahne sanatları hakkında herhangi bir şey beni uzun zamandır böyle düşündürmedi.

Actorchestra'dan söz ediyorum. Bükreş Ulusal Tiyatrosu oyuncularının sahnelediği, tek perdelik bu oyunda herhangi bir dilde konuştukları söylenemez. Ancak herkese aynı anda aynı duyguları hissettirecek, senkron sıkıntısı yaşatmadan güldüren, coşkulandıran bir performans izlediğimizi içtenlikle söyleyebilirim. 
Aslında biraz önce her ne kadar "bir tiyatro festivalinde" kendisini "oyun" diye çağırmış olsam da, bu seyri doğru tanımlamak biraz güç. N…