Ana içeriğe atla

kadın

bu türün gören'i bilen'i, kör'ü ve cahil'i kadar kötüdür.
karşı cinsi için aynısı geçerli mi, bir düşüneyim...

evet. onun için de geçerli.
ama ben bu gece bu tür'le bozdum..

hem kendisiyle, hem karşısındakiyle ne alıp veremediği var bilmiyorum.
enteresan bi yaratık ama. arsız, utanmaz, didikleyici, hatta kafa sikici.
adını çıkarmayın kadın düşmanına; iki lakırdı okuyun, bilin, bildirin de, sonra çemkirin yazara.

dedim. karşı cinsi de bunun başka bir çeşidi. aynı bokun soyu zaten ikisi de. ama bu yer yer daha yüzsüz "rakibinden". bir şeyi elde edemediği zaman düz duvara tırmanıyor. ağzından girip burnundan çıkmak için elde edemediğinin, tüm kozları köküne kadar ortaya sürüyor. sinirinden kendini sikiyor sonra.

bir de elde ettiyse istediğini..
önce havasından yanına kimse yaklaşamıyor! haspam iki dakikada renk ve biçim değiştiriyor, "görünmezlik" yazdırıyor beceri hanesine sanki.. sonra hırpalıyor elindekini. sanki çokları kaybetmiş, sonunda o bulmamış gibi. çokları kıymetini bilememiş, yitirmiş, kıymet bilme sırası ona gelmiş ama becerememiş gibi! gibisi fazla artık işte bu son raddede..

yoksun kalmalı kadın.
ne elde etmeli ne de çırpınmalı o yüzden işte sahip olmak için.
kendisini kaybediyor yoksa.
ya da buluyor mu demeliydim?

Yorumlar

  1. ben ne anlattığını anladım velakin başkalarının yazdıklarından çok biçime takılacaklarınıda biliyorum. bu yazıyı öteki türden biri yazsaydı ancak böyle yazabilirdi.
    sanat estetiktir, bakmak görmek değildir ama...

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sen ve Ben

Geçenlerde Power FM'de bir şarkıya rastladım. Resmen beni ele geçirdi. 
Çok yüksek olmayan bir tempo, akla takılan bir melodi ve bir kelimesini bile anlamadigim (arada bir "perişan" duydum sanki) sözlerin böyle cezbedici olmasi.. Beni benden aldı.

Kulak kesildim, baktım sözler Farsça gibi. Hemen SoundHound'u açtım, şarkıyı buldum: Man o tu.

Şarkıya sardıktan sonra öğrendim ki sözler Mevlana şiiri imiş. Aklım bir daha kaçtı. 

Şiirin Farsça ve Türkçesini yazayım, tam olsun.
Dinleyin, dinletin.

khonak an dam ke neshinim dar eyvan, man o to
be do naghsho be do soorat, be yeki jan, man o to
khosh o faregh ze khorafat-e-parishan, man o to
man o to, bi man o to, jam' shavim az sar-e-zogh

saadet zamanı: avluya doğru oturmuşuz, sen ve ben
endamımız çift, sûretimiz çift, rûhumuz tek, sen ve ben
bulandıran palavralardan âzâde, gamsız bir keyif, sen ve ben
sen ve ben, ne sen varsın ne de ben, bir olmuşuz aşk elinden





Periscope'uyoruz!

Biraz Paris'te turlamaya ne dersin? Ya da Riyad'da toplantıya yetişmeye? Milano'da metroya binsek? Maryland'deki kazları izlesek beraber?

Bunların hepsini yaparız tabii ömrümüz varsa. Seyircisi olmaksa bu ara hem bedava hem de fena eğlenceli. 

"Periscoping" gibi bir ifadeyi hayatımıza katan, şahane bir uygulamadan söz ediyorum: Periscope

Şurada daha bir yıl önce ortaya çıkan "dünyayı başkasının gözlerinden görme" fikrinden doğan bu "app", uygulamanın yaratıcıları Kayvon Beykpour ve Joe Bernstein'in aklından öptürecek cinsten. 

Uygulamanın resmi internet sitesinde dünyanın dört bir yanını görmenin büyüsünden bahsederken Kapadokya'ya da selam çakan adamlar, şu cümleyle gönülleri fethediyor: Bir fotoğraf, binlerce söze değer olabilir. Ama canlı bir video, seni başka bir yere götürebilir.

Nasıl çalışıyor? 

Bu arada sadece ios'larda çalışıyor. Ancak Android cihazlar için de uygulamanın eli kulağında. 

Uygulamayı indiriyor, varsa Twitter …

Haftanın Güzelleri: ActOrchestra - Sıfırdan Sonra

Hayatta bazı güzellikler var; hiç beklemediğiniz bir anda haberdar olduğunuz ve iyi ki de bana göründü dediğiniz güzellikler. İşte geçtiğimiz hafta ben böyle iki güzelliğe denk geldim.

Konuşmak? Yani bildiğimiz anlamda? Hayır.


Bursa'da bu yıl dördüncüsü düzenlenen "Bursa Uluslararası Balkan Ülkeleri Tiyatro Festivali", Devlet Tiyatroları'nın şahane etkinliklerinden biri oldu. Ancak bu festivalin bir oyunu vardı ki, sanırım sahne sanatları hakkında herhangi bir şey beni uzun zamandır böyle düşündürmedi.

Actorchestra'dan söz ediyorum. Bükreş Ulusal Tiyatrosu oyuncularının sahnelediği, tek perdelik bu oyunda herhangi bir dilde konuştukları söylenemez. Ancak herkese aynı anda aynı duyguları hissettirecek, senkron sıkıntısı yaşatmadan güldüren, coşkulandıran bir performans izlediğimizi içtenlikle söyleyebilirim. 
Aslında biraz önce her ne kadar "bir tiyatro festivalinde" kendisini "oyun" diye çağırmış olsam da, bu seyri doğru tanımlamak biraz güç. N…