Ana içeriğe atla

Şehrin Mor Çiçekleri ve Yangın

Efkar sardı karanlık geceyi. Gittiği yolları aydınlatmaz ki başucumda yanan mumun kifayetsiz ışığı. Yangınım ona. İçimdeki yangın ona. O şehirleri yok edecek, ağaçları evleri kül edecek yangınım sevdiğime... Çağlıyorum bu gece yine, kulağımda "gitme"li şarkılar...

Gözyaşım düştü ateşe, içimi sızlattı mumun çığlığı. Hiç kendi halime bakmazdım ben, kendime yanmazdım. Gözümden düşürdüğüm yaşıma değil, mumun imdat çağrısına yandım. Yandım, yaktım şehri mumla birlikte. Bu gece bir kibrite baktı...

Bir bakmış, bir yakmış; bir varmış, bir yanmış, bir közmüş, bir sönmüş...

Yar gitmiş uzak şehre, yüreğimi yanında götürmüş. Teninin sıcağının ıslağıma karıştığı saatler sanki rüyaymış, düşmüş.

Bir günmüş, bir dünmüş; bir gülmüş, bir küsmüş...

Işıl ışıldı yeşil gözleri ayrılık saatinden önce; şehir ışıl ışıldı gözleriyle. Bindiği otobüsle birlikte karardı; önce o cadde, sonra bu kent. Gözümden akan yaşlar suladı bu şehrin parklarını o gece.Yakınlarda yangınımın yakacağı parkların mor çiçeklerini suladım gözlerimden akan sevdamla.

Bir açmış, bir kopmuş dalından; bir gülmüş, bir solmuş, bir suymuş canını veren, bir de alan elinden can damarını...

Şarkı dedi ki, o gitti ama senin kadar şanslı değil ki. Gözyaşını sileceği tek yer elinin tersi. Oysa senin göz yaşların, ya bu şehrin çiçeklerini besler(!) ya da kurur annenin omzunda... O ne yapsa? Anne omzu da uzak, yar kucağı da... Akmasın en iyisi sevdiceğin gözyaşları; ıslanmasın ne gözleri, ne elinin tersi...

Bu gece yarısı da şehrimin mor çiçekleri içti beni.

Bu gece de yangınımın ateşi aydınlattı odamı.

İçim hep karanlık oysa, yollar uzun, sarılmak uzakken...

Yeşilin yeşil olduğunu anladığı o güzel gözler, uykudasınız şimdi benden uzak o şehirde.

Oysa dün gözlerimden içeri attınız kıvılcımı, tutuştum ben, şehir yandı.

Bir varmış, bir yokmuş...

Bir yanmış, hep yanmış...

Yorumlar

  1. sözcüklerini yastık yaptım ben.

    sen böyle içimden gelenleri, sıcacık- hatta yangın sıcaklığyla- yazmaya,anlatmaya,yoklamaya devam ettikçe başım rahat yüzü görmiycek (:

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sen ve Ben

Geçenlerde Power FM'de bir şarkıya rastladım. Resmen beni ele geçirdi. 
Çok yüksek olmayan bir tempo, akla takılan bir melodi ve bir kelimesini bile anlamadigim (arada bir "perişan" duydum sanki) sözlerin böyle cezbedici olmasi.. Beni benden aldı.

Kulak kesildim, baktım sözler Farsça gibi. Hemen SoundHound'u açtım, şarkıyı buldum: Man o tu.

Şarkıya sardıktan sonra öğrendim ki sözler Mevlana şiiri imiş. Aklım bir daha kaçtı. 

Şiirin Farsça ve Türkçesini yazayım, tam olsun.
Dinleyin, dinletin.

khonak an dam ke neshinim dar eyvan, man o to
be do naghsho be do soorat, be yeki jan, man o to
khosh o faregh ze khorafat-e-parishan, man o to
man o to, bi man o to, jam' shavim az sar-e-zogh

saadet zamanı: avluya doğru oturmuşuz, sen ve ben
endamımız çift, sûretimiz çift, rûhumuz tek, sen ve ben
bulandıran palavralardan âzâde, gamsız bir keyif, sen ve ben
sen ve ben, ne sen varsın ne de ben, bir olmuşuz aşk elinden





Periscope'uyoruz!

Biraz Paris'te turlamaya ne dersin? Ya da Riyad'da toplantıya yetişmeye? Milano'da metroya binsek? Maryland'deki kazları izlesek beraber?

Bunların hepsini yaparız tabii ömrümüz varsa. Seyircisi olmaksa bu ara hem bedava hem de fena eğlenceli. 

"Periscoping" gibi bir ifadeyi hayatımıza katan, şahane bir uygulamadan söz ediyorum: Periscope

Şurada daha bir yıl önce ortaya çıkan "dünyayı başkasının gözlerinden görme" fikrinden doğan bu "app", uygulamanın yaratıcıları Kayvon Beykpour ve Joe Bernstein'in aklından öptürecek cinsten. 

Uygulamanın resmi internet sitesinde dünyanın dört bir yanını görmenin büyüsünden bahsederken Kapadokya'ya da selam çakan adamlar, şu cümleyle gönülleri fethediyor: Bir fotoğraf, binlerce söze değer olabilir. Ama canlı bir video, seni başka bir yere götürebilir.

Nasıl çalışıyor? 

Bu arada sadece ios'larda çalışıyor. Ancak Android cihazlar için de uygulamanın eli kulağında. 

Uygulamayı indiriyor, varsa Twitter …

Haftanın Güzelleri: ActOrchestra - Sıfırdan Sonra

Hayatta bazı güzellikler var; hiç beklemediğiniz bir anda haberdar olduğunuz ve iyi ki de bana göründü dediğiniz güzellikler. İşte geçtiğimiz hafta ben böyle iki güzelliğe denk geldim.

Konuşmak? Yani bildiğimiz anlamda? Hayır.


Bursa'da bu yıl dördüncüsü düzenlenen "Bursa Uluslararası Balkan Ülkeleri Tiyatro Festivali", Devlet Tiyatroları'nın şahane etkinliklerinden biri oldu. Ancak bu festivalin bir oyunu vardı ki, sanırım sahne sanatları hakkında herhangi bir şey beni uzun zamandır böyle düşündürmedi.

Actorchestra'dan söz ediyorum. Bükreş Ulusal Tiyatrosu oyuncularının sahnelediği, tek perdelik bu oyunda herhangi bir dilde konuştukları söylenemez. Ancak herkese aynı anda aynı duyguları hissettirecek, senkron sıkıntısı yaşatmadan güldüren, coşkulandıran bir performans izlediğimizi içtenlikle söyleyebilirim. 
Aslında biraz önce her ne kadar "bir tiyatro festivalinde" kendisini "oyun" diye çağırmış olsam da, bu seyri doğru tanımlamak biraz güç. N…