Ana içeriğe atla

Pavese: Ne olur benzeme bana bu kadar!


Güzel Yaz’la dahil etmeye çalıştım onu hayatıma, beceremedim. Yıllar önceydi bundan. Belki benim çocukluğumdan, belki bana göre olmamasından kitabın, okuyamadım.

Pavese, Yaşama Uğraşı ile adeta orta yerine oturuverdi, günlerimin, gecelerimin. Aklım sürekli kitaptaydı. Öbür gün ne olacak, canı sıkılmaya devam edecek mi diye hep onu düşünüyordum, hep bir sonraki sayfayı. Hep tekrar ediyordum içimden bir cümleyi; “bu kadar ben olmak zorunda mısın Cesare?”

Melankoli dipsiz bir kuyu. Bir kez bulaştı mı insan çıkması biraz güç. zaman alıyor işte. Böyle zamanlarda Pavese okumak biraz tehlikeli.

"Hep zavallı hissetmek kendimi, çok çaresiz,
Hep yeniden başlamak ve hep başa dönmek,
Savaşmak hiç ara vermeden, gene de bilmek;
Bu olacak hep benim yazgım"

Yaşam öyküsü ortada olan bir adam Pavese, yaşamını sonlandırma öyküsü de ortada nihai sonucuyla hiç değilse. Yazdıkları, satır aralarında gizlenen hüznü, sürekli kaybedişi ve kazandım sanmaları, yıkımları satır aralarından biraz da taşar gibi yaparak orada bir yerde. Bunları göre göre insan ya daha çok dibe çekiliyor, kendi acısını, tasasını katlayıp ya da tam tersi "beterin beteri varmış" klişesiyle yukarı fırlatıyor kendini. Doğrusu ikincisi pek görülmüyor, çok nadir. İlki daha yaygın, riskli ve belki ölümcül. Pavese biraz içinizi karartacak, öyle kahkaha attırmaz, bir iki tebessüm illa ki, fazlası olmaz ama.


"Ah, ne zaman kavuşacağım bir fikre,
Onunla yükselip hayatı yeniden seveceğim?
Ne zaman tutuşacak gene yüreğimde
Bu yalım, şimdi can çekişen? Ah!
Düşlediğim bu utku
Son bulacaksa bu korkunç karanlıkla,
Niçin bir kez tadıp sürdürdüm hayatımı?”



Küçük bir öneriyse sanatına dair, yalnız güncesi ya da romanlarına değil, şiirlerine de bakmalı. Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlanmış Pavese şiirleri, yazarın dünyasının derinliklerine biraz daha kolay inebilmeyi sağlıyor.

Ne yalan söylemeli, şiiri de iyi yazıyor!

Yorumlar

  1. İlk defa duydum ne yalan söyleyeyim.Ama listeme aldım, teşekkürler bu güzel yazı için...

    YanıtlaSil
  2. güzelmiş. gzüelmiş de.

    siz kimsiniz?

    size ulaşabileceğim başka bir yol bulamadım. az seyircim olduğundan hepsinin kim olduklarını, blogumdan nasıl haberdar olduklarını öğrenmek istiyorum. :)

    evet nerden duydunuz?

    YanıtlaSil
  3. Selam, yazılarınızı sürekli takip ediyorum. Bende www.tarafimizdan.blogspot.com `da yazıyorum ve izleyici olarak bekliyorum...

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sen ve Ben

Geçenlerde Power FM'de bir şarkıya rastladım. Resmen beni ele geçirdi. 
Çok yüksek olmayan bir tempo, akla takılan bir melodi ve bir kelimesini bile anlamadigim (arada bir "perişan" duydum sanki) sözlerin böyle cezbedici olmasi.. Beni benden aldı.

Kulak kesildim, baktım sözler Farsça gibi. Hemen SoundHound'u açtım, şarkıyı buldum: Man o tu.

Şarkıya sardıktan sonra öğrendim ki sözler Mevlana şiiri imiş. Aklım bir daha kaçtı. 

Şiirin Farsça ve Türkçesini yazayım, tam olsun.
Dinleyin, dinletin.

khonak an dam ke neshinim dar eyvan, man o to
be do naghsho be do soorat, be yeki jan, man o to
khosh o faregh ze khorafat-e-parishan, man o to
man o to, bi man o to, jam' shavim az sar-e-zogh

saadet zamanı: avluya doğru oturmuşuz, sen ve ben
endamımız çift, sûretimiz çift, rûhumuz tek, sen ve ben
bulandıran palavralardan âzâde, gamsız bir keyif, sen ve ben
sen ve ben, ne sen varsın ne de ben, bir olmuşuz aşk elinden





Periscope'uyoruz!

Biraz Paris'te turlamaya ne dersin? Ya da Riyad'da toplantıya yetişmeye? Milano'da metroya binsek? Maryland'deki kazları izlesek beraber?

Bunların hepsini yaparız tabii ömrümüz varsa. Seyircisi olmaksa bu ara hem bedava hem de fena eğlenceli. 

"Periscoping" gibi bir ifadeyi hayatımıza katan, şahane bir uygulamadan söz ediyorum: Periscope

Şurada daha bir yıl önce ortaya çıkan "dünyayı başkasının gözlerinden görme" fikrinden doğan bu "app", uygulamanın yaratıcıları Kayvon Beykpour ve Joe Bernstein'in aklından öptürecek cinsten. 

Uygulamanın resmi internet sitesinde dünyanın dört bir yanını görmenin büyüsünden bahsederken Kapadokya'ya da selam çakan adamlar, şu cümleyle gönülleri fethediyor: Bir fotoğraf, binlerce söze değer olabilir. Ama canlı bir video, seni başka bir yere götürebilir.

Nasıl çalışıyor? 

Bu arada sadece ios'larda çalışıyor. Ancak Android cihazlar için de uygulamanın eli kulağında. 

Uygulamayı indiriyor, varsa Twitter …

Haftanın Güzelleri: ActOrchestra - Sıfırdan Sonra

Hayatta bazı güzellikler var; hiç beklemediğiniz bir anda haberdar olduğunuz ve iyi ki de bana göründü dediğiniz güzellikler. İşte geçtiğimiz hafta ben böyle iki güzelliğe denk geldim.

Konuşmak? Yani bildiğimiz anlamda? Hayır.


Bursa'da bu yıl dördüncüsü düzenlenen "Bursa Uluslararası Balkan Ülkeleri Tiyatro Festivali", Devlet Tiyatroları'nın şahane etkinliklerinden biri oldu. Ancak bu festivalin bir oyunu vardı ki, sanırım sahne sanatları hakkında herhangi bir şey beni uzun zamandır böyle düşündürmedi.

Actorchestra'dan söz ediyorum. Bükreş Ulusal Tiyatrosu oyuncularının sahnelediği, tek perdelik bu oyunda herhangi bir dilde konuştukları söylenemez. Ancak herkese aynı anda aynı duyguları hissettirecek, senkron sıkıntısı yaşatmadan güldüren, coşkulandıran bir performans izlediğimizi içtenlikle söyleyebilirim. 
Aslında biraz önce her ne kadar "bir tiyatro festivalinde" kendisini "oyun" diye çağırmış olsam da, bu seyri doğru tanımlamak biraz güç. N…