Ana içeriğe atla

Bir Sergi Haberi

Tanrısal Gücün Elçileri: Antik Tıp Aletleri

*

Amerikan Hastanesi Sanat Galerisi, Anadolu'da
bulunan antik tıp aletlerinin yer aldığı 'Tanrısal Gücün
Elçileri: Antik Çağda Tıp Aletleri' sergisi ile açılıyor.

Sergi Türkiye'de 'bir hastane içinde kurulan ilk sanat galerisi' olma özelliği taşıyan VKV Amerikan Hastanesi Sanat Galerisi, Tunç Devri ve Roma dönemine ait 200'ün üstünde eserin sergileneceği 'Tanrısal Gücün Elçileri: Antik Tıp Aletleri' sergisine 29 Mart'ta ev sahipliği yapacak.

Tıpta kullanıldığı tahmin edilen araçlar ve insanların kişisel bakımları için kullandıkları aletlerden oluşan sergide yer alan eserler arasında; kaşıklar, kulak sondaları, cerrahi aletler, merhem sürücüler, bakım setleri ve iğneler yer alıyor.
Sergilenecek olan eserlerin en ilginçlerinden biri de Tanrı Bes heykeli. Bir Mısır tanrısı olan koruyucu Tanrı Bes, Mısırlılar'dan başlayıp Roma dönemine uzanan ve az gelişmiş toplumlarda halen kötü ruhları kovduğuna inanılan bir figür. Sergilenen bu eser Batı Anadolu'da bulunmuş ve Roma dönemine ait.

Koleksiyonun sahibi Prof. Dr. Erdoğan Yalav, eserlerin Vehbi Koç Vakfı Amerikan Hastanesi Sanat Galerisi'nde sergilenme sebebini "Bir mesleğin geçmişini bilmeden içinde bulunduğumuz bilimi geliştiremeyiz" diyerek özetliyor. Yalav: "Geçmişi bilmek, nereden gelip nerelere vardığımızı görmek, insanların neler çektiklerini, ağrıyı nasıl yok ettiklerini öğrenmek adına bu eserleri sanatseverlerle paylaşmak istedik" diyor. Sergi, 30 Mayıs tarihine kadar açık kalacak.

*Asklepios, Yılanlı asası ile Yunan söylencelerinde Apollon’un oğlu olarak geçen hekimliğin kurucusu.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sen ve Ben

Geçenlerde Power FM'de bir şarkıya rastladım. Resmen beni ele geçirdi. 
Çok yüksek olmayan bir tempo, akla takılan bir melodi ve bir kelimesini bile anlamadigim (arada bir "perişan" duydum sanki) sözlerin böyle cezbedici olmasi.. Beni benden aldı.

Kulak kesildim, baktım sözler Farsça gibi. Hemen SoundHound'u açtım, şarkıyı buldum: Man o tu.

Şarkıya sardıktan sonra öğrendim ki sözler Mevlana şiiri imiş. Aklım bir daha kaçtı. 

Şiirin Farsça ve Türkçesini yazayım, tam olsun.
Dinleyin, dinletin.

khonak an dam ke neshinim dar eyvan, man o to
be do naghsho be do soorat, be yeki jan, man o to
khosh o faregh ze khorafat-e-parishan, man o to
man o to, bi man o to, jam' shavim az sar-e-zogh

saadet zamanı: avluya doğru oturmuşuz, sen ve ben
endamımız çift, sûretimiz çift, rûhumuz tek, sen ve ben
bulandıran palavralardan âzâde, gamsız bir keyif, sen ve ben
sen ve ben, ne sen varsın ne de ben, bir olmuşuz aşk elinden





Periscope'uyoruz!

Biraz Paris'te turlamaya ne dersin? Ya da Riyad'da toplantıya yetişmeye? Milano'da metroya binsek? Maryland'deki kazları izlesek beraber?

Bunların hepsini yaparız tabii ömrümüz varsa. Seyircisi olmaksa bu ara hem bedava hem de fena eğlenceli. 

"Periscoping" gibi bir ifadeyi hayatımıza katan, şahane bir uygulamadan söz ediyorum: Periscope

Şurada daha bir yıl önce ortaya çıkan "dünyayı başkasının gözlerinden görme" fikrinden doğan bu "app", uygulamanın yaratıcıları Kayvon Beykpour ve Joe Bernstein'in aklından öptürecek cinsten. 

Uygulamanın resmi internet sitesinde dünyanın dört bir yanını görmenin büyüsünden bahsederken Kapadokya'ya da selam çakan adamlar, şu cümleyle gönülleri fethediyor: Bir fotoğraf, binlerce söze değer olabilir. Ama canlı bir video, seni başka bir yere götürebilir.

Nasıl çalışıyor? 

Bu arada sadece ios'larda çalışıyor. Ancak Android cihazlar için de uygulamanın eli kulağında. 

Uygulamayı indiriyor, varsa Twitter …

Haftanın Güzelleri: ActOrchestra - Sıfırdan Sonra

Hayatta bazı güzellikler var; hiç beklemediğiniz bir anda haberdar olduğunuz ve iyi ki de bana göründü dediğiniz güzellikler. İşte geçtiğimiz hafta ben böyle iki güzelliğe denk geldim.

Konuşmak? Yani bildiğimiz anlamda? Hayır.


Bursa'da bu yıl dördüncüsü düzenlenen "Bursa Uluslararası Balkan Ülkeleri Tiyatro Festivali", Devlet Tiyatroları'nın şahane etkinliklerinden biri oldu. Ancak bu festivalin bir oyunu vardı ki, sanırım sahne sanatları hakkında herhangi bir şey beni uzun zamandır böyle düşündürmedi.

Actorchestra'dan söz ediyorum. Bükreş Ulusal Tiyatrosu oyuncularının sahnelediği, tek perdelik bu oyunda herhangi bir dilde konuştukları söylenemez. Ancak herkese aynı anda aynı duyguları hissettirecek, senkron sıkıntısı yaşatmadan güldüren, coşkulandıran bir performans izlediğimizi içtenlikle söyleyebilirim. 
Aslında biraz önce her ne kadar "bir tiyatro festivalinde" kendisini "oyun" diye çağırmış olsam da, bu seyri doğru tanımlamak biraz güç. N…