Ana içeriğe atla

Yeni Başlayanlar İçin Metafizik


"İnsan niye böyle 
   daha da, daha da 
      karıştırıp, karıştırıp
           duruyor kendini?"

Öyle diyor şair... "İbrahimce Sorular" soruyor.

Bugün Sultanahmet'in orta yerinde, güzel bir otelin cânım terasında, leziz bir kahvaltı organizasyonu gerçekleşti. Kahvaltının lezzeti şüphesiz konuklarındandı.


Cahit Koytak'ın yeni şiir kitabı tanıtıldı bugün İstanbul'da. 
Timaş Yayınları'ndan çıkan "Yeni Başlayanlar İçin Metafizik", ondan haberdar olmak isteyen istekli kulakların, gözlerin ve yüreklerin en "ihtiyaç sahibi" yerlerine dokundu.


Etkinlikte birçok önemli yazar, şair ve gazeteci katıldı. Cahit Koytak'ın değerli ailesi ile Semih Kaplanoğlu, Leyla İpekçi, Esra Yalazan, Kemal Sayar, Markar Esayan, Roni Margulies ve Beşir Ayvazoğlu da etkinliğe katıldılar. Yaklaşık üç saat süren etkinlikte şiir üzerine, metafizik üzerine, insan ve Tanrı üzerine sözler söylendi, şiirler söylendi, söylenceler söylendi. Tadı damağımızda kaldı!

Değerli Metin Önal Mengüşoğlu'nun bugün söylediği gibi; 
"41 yıllık dostum Cahit Koytak, neden dokunduğu her şeyi şiire dönüştürüyor? 
Çünkü o hayatın her köşesine, her noktasına özgün ve özel bir dikkatle bakıyor."
.
..

Sonra Şair dedi;

Hangi nesneye yüreğinin dibinden,
Varlığının merkezinden bakarsan, 
O nesne de uyanıp sana bakar... 

Ama önce kendi yüreğinin dibini, 
Kendi varlığının merkezini bulmuş
Ve oraya iyice alışıp
     Yerleşmiş olmalı kişi.

Sonra da başını çevirip oradan, 
İlk defa yüzde yüz kendi, 
Aynı zamanda herkes olan 
     öznenin gözleriyle
Kendine ve nesnelere 
          bakmayı denemeli.

...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sen ve Ben

Geçenlerde Power FM'de bir şarkıya rastladım. Resmen beni ele geçirdi. 
Çok yüksek olmayan bir tempo, akla takılan bir melodi ve bir kelimesini bile anlamadigim (arada bir "perişan" duydum sanki) sözlerin böyle cezbedici olmasi.. Beni benden aldı.

Kulak kesildim, baktım sözler Farsça gibi. Hemen SoundHound'u açtım, şarkıyı buldum: Man o tu.

Şarkıya sardıktan sonra öğrendim ki sözler Mevlana şiiri imiş. Aklım bir daha kaçtı. 

Şiirin Farsça ve Türkçesini yazayım, tam olsun.
Dinleyin, dinletin.

khonak an dam ke neshinim dar eyvan, man o to
be do naghsho be do soorat, be yeki jan, man o to
khosh o faregh ze khorafat-e-parishan, man o to
man o to, bi man o to, jam' shavim az sar-e-zogh

saadet zamanı: avluya doğru oturmuşuz, sen ve ben
endamımız çift, sûretimiz çift, rûhumuz tek, sen ve ben
bulandıran palavralardan âzâde, gamsız bir keyif, sen ve ben
sen ve ben, ne sen varsın ne de ben, bir olmuşuz aşk elinden





Periscope'uyoruz!

Biraz Paris'te turlamaya ne dersin? Ya da Riyad'da toplantıya yetişmeye? Milano'da metroya binsek? Maryland'deki kazları izlesek beraber?

Bunların hepsini yaparız tabii ömrümüz varsa. Seyircisi olmaksa bu ara hem bedava hem de fena eğlenceli. 

"Periscoping" gibi bir ifadeyi hayatımıza katan, şahane bir uygulamadan söz ediyorum: Periscope

Şurada daha bir yıl önce ortaya çıkan "dünyayı başkasının gözlerinden görme" fikrinden doğan bu "app", uygulamanın yaratıcıları Kayvon Beykpour ve Joe Bernstein'in aklından öptürecek cinsten. 

Uygulamanın resmi internet sitesinde dünyanın dört bir yanını görmenin büyüsünden bahsederken Kapadokya'ya da selam çakan adamlar, şu cümleyle gönülleri fethediyor: Bir fotoğraf, binlerce söze değer olabilir. Ama canlı bir video, seni başka bir yere götürebilir.

Nasıl çalışıyor? 

Bu arada sadece ios'larda çalışıyor. Ancak Android cihazlar için de uygulamanın eli kulağında. 

Uygulamayı indiriyor, varsa Twitter …

Haftanın Güzelleri: ActOrchestra - Sıfırdan Sonra

Hayatta bazı güzellikler var; hiç beklemediğiniz bir anda haberdar olduğunuz ve iyi ki de bana göründü dediğiniz güzellikler. İşte geçtiğimiz hafta ben böyle iki güzelliğe denk geldim.

Konuşmak? Yani bildiğimiz anlamda? Hayır.


Bursa'da bu yıl dördüncüsü düzenlenen "Bursa Uluslararası Balkan Ülkeleri Tiyatro Festivali", Devlet Tiyatroları'nın şahane etkinliklerinden biri oldu. Ancak bu festivalin bir oyunu vardı ki, sanırım sahne sanatları hakkında herhangi bir şey beni uzun zamandır böyle düşündürmedi.

Actorchestra'dan söz ediyorum. Bükreş Ulusal Tiyatrosu oyuncularının sahnelediği, tek perdelik bu oyunda herhangi bir dilde konuştukları söylenemez. Ancak herkese aynı anda aynı duyguları hissettirecek, senkron sıkıntısı yaşatmadan güldüren, coşkulandıran bir performans izlediğimizi içtenlikle söyleyebilirim. 
Aslında biraz önce her ne kadar "bir tiyatro festivalinde" kendisini "oyun" diye çağırmış olsam da, bu seyri doğru tanımlamak biraz güç. N…