Ana içeriğe atla

Bildiri-Yorum #1

Neler oluyor bir bakalım.. Yurt ve dünya genelindeki gelişmeler yine bizi dürtüklüyor.. Ama ben yörüngemi bilirim! Kim var kim yok etrafımda, onlar neler yapıyor bir göz atalım..

Berna.. Berna uzun zamandır yazıyor.. İyi de yazıyor, iyi'ler üzeri bazen. Sözcükleri alıyor insanı, savuruyor. Onu okumak güzel. Ama artık, onu pek çok insan renkli baskılardan, kağıtlardan okuyor.. Berna artık bir gazetede çalışıyor ve öykülerini seriyor gözlerine insanların; yüreklerini kıvırıyor, büküyor, rahatlatıyor bazen.. Sadece bu da değil yaptığı, becerikli olmayagörsün insan. Reklam senin, halkla kurulması muhtemel ilişki benim, koşturup duruyor. Emeğinin karşılığı bulsun onu, hak ediyor, çoktan..

Seda ve Onur.. Onlar evlendiler! Evet, benim geç işitmemle, kısa süreli yüksek şiddetli bir şoka uğramama yol açsa da bu haber, ayaklarımı yerden kesti ve "Vaay.. Evlilik var Aslı.." dedirtti bana.. Mutlu oldum.. Nikahlarında olamadım şehir dışında olduğum için, lakin kalbim onlarlaydı.. Onların kalpleri birbirlerine ait olsun ve bir ömür sürsünler baş başa..

Erdoğan.. Şimdilerde pek çalışkan! Mezun olmaya yüz tuttuğundan mıdır bilinmez, bırakmıyor kulağını kitapların, kütüphaneden çıkmıyor.. Kulağı bendeyse, aklı derste kalıyor hep.. Atölyelerde bir Efes Extra'ya teslim oluyor, güzelleşiyor.. Sazın teline değdi mi, "üstad" diyor duyanlar, gözlerini indiriyor.. Çok fena, kendine has çok.. Kendi gibi kalmayı becerebilen tek tük adamlardan, nadide..

Ecem.. Ondan doğru düzgün haber alınmıyor. Neden mi? Biz yapay "iletişken"lerle iletişemiyoruz sanırım. Araya telefon dahi girse, bırakın bilgisayarı falan, biz beceremiyoruz konuşmayı. Bizi el ele, göz göze, diz dize olmak paklıyor. Ben onun nefesini duymalıyım onu anlamak için.. Onu bilmek için kıyısında olmalıyım.. Yoksa içimde hep, çıkıştan en yoksun yerde.. Taşındı en son, onu biliyorum.. İyi de yaptı.. İzmir ona sevdalı..

Zeynel.. O sürekli konuşuyor.. Lafa gelince aslan mübarek! Özledim'ler, görüşelim'ler sözde.. Ben dürtmesem kalkıp geleceği yok.. Bu cumartesi Taksim civarında görünecek, biliyorum.. Ne saklayayım, özledim..

Mert.. Prodüktor oldu, çok fena! Radyo programıma bir jingle hazırladı ki dillere destan.. Benim yazdığım ve benim "bestelediğimi sandığım" o "cingıl"ı aldı bu adam, evirdi çevirdi, jazz halini sundu önüme, açık bıraktı ağzımı.. Ve bunların hepsini Bursa'dan yaptı.. Uzaklardan yani.. Ne kadar teşekkür edilse az, varlığı mutlu ediyor..

Aybars.. Aklım artık ona bir daha ulaşamayacağıma, hatta "buralardan çok uzaklarda" olduğuna hükmetmişken.. Ortaya çıktı.. Nefes aldım..

Bunu yapacağım sık sık.. çevreme bir bakacağım, ânı dondurup.. Seviyorum insanlarımı, etrafımda olan, kendi hayatlarını yaşayan, "kendi" gibi olan insanları..
Var'lar..
İyi ki..

Yorumlar

  1. Pek mutlu oldum Aslı buralarda ismimin geçtiğini görünce. Emin olabilirsin ki benim için de çok keyifli bir işti. Ufak bir ekleme yapalım Bursadaki sevdiğim değerli müzisyen iki arkadaşım
    İlkay Özboyar
    www.ilkayozboyar.com
    ve
    Özgün Göktürk
    www.myspace.com/ozgungokturk
    de kayıt esnasında ufak da olsa partisyonlarıyla ve fikirleriyle yardımcı oldular. Onlara da buradan teşekkürlerimizi iletelim.

    YanıtlaSil
  2. Teşekkür'ler asıl benden Mert, biliyorsun..

    İlkay ve Özgün'e ben de sevgilerimi ve teşekkürlerimi iletiyorum. Radyoya bekliyorum ikisini de..

    Senin de siteni paylaşmak isterim tüm ziyaretçilerle. Başarılı bir gitaristi görmek üzere yol alabilir onlar da buradan, ulaşabilirler sana..

    http://www.myspace.com/mertsever

    Sevgiler..

    YanıtlaSil
  3. çok hoş bir blog güzelliğin kadar icinde çok güzel...alex

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sen ve Ben

Geçenlerde Power FM'de bir şarkıya rastladım. Resmen beni ele geçirdi. 
Çok yüksek olmayan bir tempo, akla takılan bir melodi ve bir kelimesini bile anlamadigim (arada bir "perişan" duydum sanki) sözlerin böyle cezbedici olmasi.. Beni benden aldı.

Kulak kesildim, baktım sözler Farsça gibi. Hemen SoundHound'u açtım, şarkıyı buldum: Man o tu.

Şarkıya sardıktan sonra öğrendim ki sözler Mevlana şiiri imiş. Aklım bir daha kaçtı. 

Şiirin Farsça ve Türkçesini yazayım, tam olsun.
Dinleyin, dinletin.

khonak an dam ke neshinim dar eyvan, man o to
be do naghsho be do soorat, be yeki jan, man o to
khosh o faregh ze khorafat-e-parishan, man o to
man o to, bi man o to, jam' shavim az sar-e-zogh

saadet zamanı: avluya doğru oturmuşuz, sen ve ben
endamımız çift, sûretimiz çift, rûhumuz tek, sen ve ben
bulandıran palavralardan âzâde, gamsız bir keyif, sen ve ben
sen ve ben, ne sen varsın ne de ben, bir olmuşuz aşk elinden





Periscope'uyoruz!

Biraz Paris'te turlamaya ne dersin? Ya da Riyad'da toplantıya yetişmeye? Milano'da metroya binsek? Maryland'deki kazları izlesek beraber?

Bunların hepsini yaparız tabii ömrümüz varsa. Seyircisi olmaksa bu ara hem bedava hem de fena eğlenceli. 

"Periscoping" gibi bir ifadeyi hayatımıza katan, şahane bir uygulamadan söz ediyorum: Periscope

Şurada daha bir yıl önce ortaya çıkan "dünyayı başkasının gözlerinden görme" fikrinden doğan bu "app", uygulamanın yaratıcıları Kayvon Beykpour ve Joe Bernstein'in aklından öptürecek cinsten. 

Uygulamanın resmi internet sitesinde dünyanın dört bir yanını görmenin büyüsünden bahsederken Kapadokya'ya da selam çakan adamlar, şu cümleyle gönülleri fethediyor: Bir fotoğraf, binlerce söze değer olabilir. Ama canlı bir video, seni başka bir yere götürebilir.

Nasıl çalışıyor? 

Bu arada sadece ios'larda çalışıyor. Ancak Android cihazlar için de uygulamanın eli kulağında. 

Uygulamayı indiriyor, varsa Twitter …

Haftanın Güzelleri: ActOrchestra - Sıfırdan Sonra

Hayatta bazı güzellikler var; hiç beklemediğiniz bir anda haberdar olduğunuz ve iyi ki de bana göründü dediğiniz güzellikler. İşte geçtiğimiz hafta ben böyle iki güzelliğe denk geldim.

Konuşmak? Yani bildiğimiz anlamda? Hayır.


Bursa'da bu yıl dördüncüsü düzenlenen "Bursa Uluslararası Balkan Ülkeleri Tiyatro Festivali", Devlet Tiyatroları'nın şahane etkinliklerinden biri oldu. Ancak bu festivalin bir oyunu vardı ki, sanırım sahne sanatları hakkında herhangi bir şey beni uzun zamandır böyle düşündürmedi.

Actorchestra'dan söz ediyorum. Bükreş Ulusal Tiyatrosu oyuncularının sahnelediği, tek perdelik bu oyunda herhangi bir dilde konuştukları söylenemez. Ancak herkese aynı anda aynı duyguları hissettirecek, senkron sıkıntısı yaşatmadan güldüren, coşkulandıran bir performans izlediğimizi içtenlikle söyleyebilirim. 
Aslında biraz önce her ne kadar "bir tiyatro festivalinde" kendisini "oyun" diye çağırmış olsam da, bu seyri doğru tanımlamak biraz güç. N…