Ana içeriğe atla

Ara

Hayat, "Uyumak" ve "Uyanık kalmak" arasındaki zaman şimdi..
İçi boş..
Dolu ya da, değmiyor ama bana dolu yanı..
Gözüm boşlara alışık..

Yorumlar

  1. ''gözüm boşlara alışık'' tatlı geldi bi okuduğumda. hani alıştık bundan sonra dönüşü yok dolu yanı görünse de. ee çok da yanlış deil.

    YanıtlaSil
  2. teşekkür ederim..
    dolu yanı da var ya, onu bilmek rahatlatıyor arada.. görmek çok da arzum değil. zaten sanki artık görmek pek eylemlerim arasında değil..

    YanıtlaSil
  3. yeni renk pembe mi mor mu?:)

    YanıtlaSil
  4. Kararsızlığım fazla anlaşılır oldu desene..
    :)

    Isınamadım aslında, turuncudan sonra.. Alışır mıyım dersin?

    YanıtlaSil
  5. "Uyumak" ve "Uyanık kalmak" arasındaki zamanda bocalarsan bir kolunu yastığın altına koy. Cin gibi olsa da gözlerin sanki kapatma düğmene basılmış gibi kapanıyor gözlerin yavaş yavaş yavaş yavaş yavaş.

    YanıtlaSil
  6. Sanırım ben hep öyle uyuyorum diye, uyutmaz oldu beni öylesi..
    Acaba hiç yapmadığımı mı yapsam, yıllardır beceremesem de, bir gece sırt üstü uyumayı mı denesem, nefesim darala darala.. :)

    YanıtlaSil
  7. iki renkten de vazgeçmiin, yeşil.fosforlu yeşil.

    YanıtlaSil
  8. Yeşil açar gibi yaptı içimi, ben de bıraktım kendimi.. :)

    YanıtlaSil
  9. sevindim. kapatma içini dışarıya:)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sen ve Ben

Geçenlerde Power FM'de bir şarkıya rastladım. Resmen beni ele geçirdi. 
Çok yüksek olmayan bir tempo, akla takılan bir melodi ve bir kelimesini bile anlamadigim (arada bir "perişan" duydum sanki) sözlerin böyle cezbedici olmasi.. Beni benden aldı.

Kulak kesildim, baktım sözler Farsça gibi. Hemen SoundHound'u açtım, şarkıyı buldum: Man o tu.

Şarkıya sardıktan sonra öğrendim ki sözler Mevlana şiiri imiş. Aklım bir daha kaçtı. 

Şiirin Farsça ve Türkçesini yazayım, tam olsun.
Dinleyin, dinletin.

khonak an dam ke neshinim dar eyvan, man o to
be do naghsho be do soorat, be yeki jan, man o to
khosh o faregh ze khorafat-e-parishan, man o to
man o to, bi man o to, jam' shavim az sar-e-zogh

saadet zamanı: avluya doğru oturmuşuz, sen ve ben
endamımız çift, sûretimiz çift, rûhumuz tek, sen ve ben
bulandıran palavralardan âzâde, gamsız bir keyif, sen ve ben
sen ve ben, ne sen varsın ne de ben, bir olmuşuz aşk elinden





Periscope'uyoruz!

Biraz Paris'te turlamaya ne dersin? Ya da Riyad'da toplantıya yetişmeye? Milano'da metroya binsek? Maryland'deki kazları izlesek beraber?

Bunların hepsini yaparız tabii ömrümüz varsa. Seyircisi olmaksa bu ara hem bedava hem de fena eğlenceli. 

"Periscoping" gibi bir ifadeyi hayatımıza katan, şahane bir uygulamadan söz ediyorum: Periscope

Şurada daha bir yıl önce ortaya çıkan "dünyayı başkasının gözlerinden görme" fikrinden doğan bu "app", uygulamanın yaratıcıları Kayvon Beykpour ve Joe Bernstein'in aklından öptürecek cinsten. 

Uygulamanın resmi internet sitesinde dünyanın dört bir yanını görmenin büyüsünden bahsederken Kapadokya'ya da selam çakan adamlar, şu cümleyle gönülleri fethediyor: Bir fotoğraf, binlerce söze değer olabilir. Ama canlı bir video, seni başka bir yere götürebilir.

Nasıl çalışıyor? 

Bu arada sadece ios'larda çalışıyor. Ancak Android cihazlar için de uygulamanın eli kulağında. 

Uygulamayı indiriyor, varsa Twitter …

Haftanın Güzelleri: ActOrchestra - Sıfırdan Sonra

Hayatta bazı güzellikler var; hiç beklemediğiniz bir anda haberdar olduğunuz ve iyi ki de bana göründü dediğiniz güzellikler. İşte geçtiğimiz hafta ben böyle iki güzelliğe denk geldim.

Konuşmak? Yani bildiğimiz anlamda? Hayır.


Bursa'da bu yıl dördüncüsü düzenlenen "Bursa Uluslararası Balkan Ülkeleri Tiyatro Festivali", Devlet Tiyatroları'nın şahane etkinliklerinden biri oldu. Ancak bu festivalin bir oyunu vardı ki, sanırım sahne sanatları hakkında herhangi bir şey beni uzun zamandır böyle düşündürmedi.

Actorchestra'dan söz ediyorum. Bükreş Ulusal Tiyatrosu oyuncularının sahnelediği, tek perdelik bu oyunda herhangi bir dilde konuştukları söylenemez. Ancak herkese aynı anda aynı duyguları hissettirecek, senkron sıkıntısı yaşatmadan güldüren, coşkulandıran bir performans izlediğimizi içtenlikle söyleyebilirim. 
Aslında biraz önce her ne kadar "bir tiyatro festivalinde" kendisini "oyun" diye çağırmış olsam da, bu seyri doğru tanımlamak biraz güç. N…