Ana içeriğe atla

rnc sayıklamaları-2


Ah o fareler..
Festival alanında yemek yerken, yürürken, dans ederken hatta pek de güzel eşlik ettiler bana ve binlerce katılımcıya. Bir delikten çıkıp öbürüne dalan onlarca fare ile birlikte pogo yaptık, "put your hands up" dedik alternatif sahnede, burn çadırında..
O oynak fareler mümkün olduğunca görmezden gelindi ve eğlenceye devam dedi herkes..

Hayatımın en eğlenceli karaoke deneyimlerinden birini yaşadım canım arkadaşım Nina'mla, Algida'nın standında. "Seveceğim, gezeceğim, görürsün sana neler edeceğim" derken nasıl da şendik! Hakikaten "tek eksiğimiz sanırım buydu!" dediğimiz tefleri de tutuşturdular elimize ve kendimizi Arto, efendime söyleyeyim bir Rober Hatemo gibi hissettik.. Kahkahalar ve çılgın alkışlar arasında terk ettik sahneyi geceye karıştık yine..

Cuma gecesi, kampçılar akın akın geldiğinde festival alanına onları keyifli bir sürpriz bekliyordu. Raining Pleasure.. Bence Rock'n Coke 2007'nin en iyi performansı hangisi idi oylamasında üst sırayı zorlayacak bir performanstı izlediğimiz. Bu Yunan grup bizi ilk geceden ısıttı festivale, bitkin bedenlerimizi kapının önüne koymamıza vesile oldu. Nasıl teşekkür edilse az kendilerine..

O alev alev burn gecesini bırakıp çadıra döndüğümüzde saatlerimiz kaçı gösteriyordu bilmiyorum ama benim gözlerimin feri sönmeye yüz tutmuştu, bunu rahatlıkla söyleyebilirim. Çadırımızın içinde matlar üzerinde efsanevi bir uyku uyuyacağımı aşikardı. Ve teslim ettik kendimizi geceye..

Sabahsa, güneş çadırın içinde doğdu.. Yandık kül olduk bir konser bile izleyemeden.. Sıcak boncuk boncuk ter olmuş akıyordu her bi yanımızdan ve nihayet, sabahın 8'inde, evet yanlış okumadınız, sıcacaktan uyuyamadığımızı fark edip(enteresan!) kalkındık.. Dolandık.. Dua ettik birazcık serin olsun diye.. Kabul oldu duamız sonradan, ziyadesiyle..

Yorumlar

  1. Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  2. Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sen ve Ben

Geçenlerde Power FM'de bir şarkıya rastladım. Resmen beni ele geçirdi. 
Çok yüksek olmayan bir tempo, akla takılan bir melodi ve bir kelimesini bile anlamadigim (arada bir "perişan" duydum sanki) sözlerin böyle cezbedici olmasi.. Beni benden aldı.

Kulak kesildim, baktım sözler Farsça gibi. Hemen SoundHound'u açtım, şarkıyı buldum: Man o tu.

Şarkıya sardıktan sonra öğrendim ki sözler Mevlana şiiri imiş. Aklım bir daha kaçtı. 

Şiirin Farsça ve Türkçesini yazayım, tam olsun.
Dinleyin, dinletin.

khonak an dam ke neshinim dar eyvan, man o to
be do naghsho be do soorat, be yeki jan, man o to
khosh o faregh ze khorafat-e-parishan, man o to
man o to, bi man o to, jam' shavim az sar-e-zogh

saadet zamanı: avluya doğru oturmuşuz, sen ve ben
endamımız çift, sûretimiz çift, rûhumuz tek, sen ve ben
bulandıran palavralardan âzâde, gamsız bir keyif, sen ve ben
sen ve ben, ne sen varsın ne de ben, bir olmuşuz aşk elinden





Periscope'uyoruz!

Biraz Paris'te turlamaya ne dersin? Ya da Riyad'da toplantıya yetişmeye? Milano'da metroya binsek? Maryland'deki kazları izlesek beraber?

Bunların hepsini yaparız tabii ömrümüz varsa. Seyircisi olmaksa bu ara hem bedava hem de fena eğlenceli. 

"Periscoping" gibi bir ifadeyi hayatımıza katan, şahane bir uygulamadan söz ediyorum: Periscope

Şurada daha bir yıl önce ortaya çıkan "dünyayı başkasının gözlerinden görme" fikrinden doğan bu "app", uygulamanın yaratıcıları Kayvon Beykpour ve Joe Bernstein'in aklından öptürecek cinsten. 

Uygulamanın resmi internet sitesinde dünyanın dört bir yanını görmenin büyüsünden bahsederken Kapadokya'ya da selam çakan adamlar, şu cümleyle gönülleri fethediyor: Bir fotoğraf, binlerce söze değer olabilir. Ama canlı bir video, seni başka bir yere götürebilir.

Nasıl çalışıyor? 

Bu arada sadece ios'larda çalışıyor. Ancak Android cihazlar için de uygulamanın eli kulağında. 

Uygulamayı indiriyor, varsa Twitter …

Haftanın Güzelleri: ActOrchestra - Sıfırdan Sonra

Hayatta bazı güzellikler var; hiç beklemediğiniz bir anda haberdar olduğunuz ve iyi ki de bana göründü dediğiniz güzellikler. İşte geçtiğimiz hafta ben böyle iki güzelliğe denk geldim.

Konuşmak? Yani bildiğimiz anlamda? Hayır.


Bursa'da bu yıl dördüncüsü düzenlenen "Bursa Uluslararası Balkan Ülkeleri Tiyatro Festivali", Devlet Tiyatroları'nın şahane etkinliklerinden biri oldu. Ancak bu festivalin bir oyunu vardı ki, sanırım sahne sanatları hakkında herhangi bir şey beni uzun zamandır böyle düşündürmedi.

Actorchestra'dan söz ediyorum. Bükreş Ulusal Tiyatrosu oyuncularının sahnelediği, tek perdelik bu oyunda herhangi bir dilde konuştukları söylenemez. Ancak herkese aynı anda aynı duyguları hissettirecek, senkron sıkıntısı yaşatmadan güldüren, coşkulandıran bir performans izlediğimizi içtenlikle söyleyebilirim. 
Aslında biraz önce her ne kadar "bir tiyatro festivalinde" kendisini "oyun" diye çağırmış olsam da, bu seyri doğru tanımlamak biraz güç. N…