Kayıtlar

temiz

kapımın önünde ayakta duran adam.. beraberinde getirdiği bir koca ömür, bir şişe kırmızı şarap ve yorgun bakışlarıyla cesur tak tak'lar savuruyor kulağıma.. mümkün mü çakılı kalmak, fırlıyorum koltuğumdan.. biliyorum gelen o.. elim kapının tokmağında, yerler tak tak'larla dolu, açıyorum kapıyı.. elindeki şişeyi bana doğru uzattığında, çocukluk düşleri kaçışıyor içeri.. ayakkabılarını çıkarmamasını söylüyorum.. çünkü yerler pis.. "hangimiz temiziz ki" diyor.. önce anlamlandırıp konduramasam da bir yerlere, katılıyorum sonra, biraz da istemsiz, "hangimiz temiziz ki".. en köpüklüsünden bir kahvenin renginden çalma çırpma koltuğuma oturuyor. gözleri geziniyor duvarlarda, aklı bende, elimdeki bir şişe dolusu şarapta, söyleyecekleri ve dinleyeceklerinde belki.. oysa sözüm yok benim ona.. onun da bana olmadığı gibi aslında.. biraz ortalık ve dağınıklığımdan konuştuktan sonra, sıra hayatın en lüzumsuz sorunlarına değiyor; hastalıklara, parasızlıklarına, ölüme....

sen böyle yapınca

bir sessizlik hüküm sürüyor.. elimin değdiği her yerden gürültüsü kendinden büyük ağızlar çıkıyor.. buna rağmen her yer sessiz.. görüntüler var yalnız ve ben.. ben çekip giderken ve biraz da farkında değilken çekip gittiğimin, ardımda bıraktığım o koca şehir bir virajlık dönüşün ardından serildi ayaklarımın altına.. gitme demedi, kal da.. ama daha ziyade "gitme, sonra kalırsın" der gibiydi gözleri.. evlerin, sokakların ışıkları pırpırlanırken, gözlerinde göz yaşını saklar gibiydi.. oturduk seninle bir gün evvel.. taze çay hususunda sözler uçuştu, deminden, poşetinden, sallamasından.. böyle başladı o konuşma.. sen, ben, ailen, gailem.. her biri konuşuldu sonra.. yok konuşulmadı da sanki bir şarkı ritminde, türkü tadında, aksayarak, akarak söylendi.. benim karşımda bir çift göz, gözlerin ardında bir ömürlük sevdalar, yalanlar, yıkımlar ve dirilişler vardı.. ben o esnada, ayakta kalma çabasındaydım yalnız, hiçbir şey yoktu gözümde.. "bazen seni anlamıyorum.. kararsızl...

Aklım Sende Kalır

Ferhat Göçer'in yeni albümü müzik marketlerde yer aldı, kulaklara da bir şarkı çalındı.. Çok Sevdim İkimizi isimli bu albümün 4. şarkısı.. "Aklım Sende Kalır" "Korkarsan karanlıktan ışığın ben olurum Korkarsan yalnızlıktan yoldaşın ben olurum" Bir göz atın, dinleyin, "iç"erleyin derim..

kuş!

Bazen pek çok başlangıç ve bitiş neredeyse eş zamanlı olarak yaşanır. Utanmasalar kesişir, bir olur, öyle girerler hayatınıza da, o hayatı ya ihya ederler ya da perişan! "İşte tam o zamanlardan biri, iyi olanı benimki" demek isterdi gönül. Ama benimki gayet orta halli ve gayet karmaşık bir yapıda seyrediyor yine. Buraları ise boşlamadım. Şimdilerde yazıyorum. Ama yazmalar, düşünmeler ve yaşamalarla karıştığı zaman, daha da zorlaşıyor her şey; hem sizin, hem de yörenizde yaşayanlar için. Ne konuştuğunuzu bilir oluyorsunuz, ne içtiğinizi, yediğinizi; ne size seslendiğinde insanlar bir defada yanıt alabiliyorlar sizden, ne de telefonunuzu aradıklarında.. Geçicidir diyerek geçiştiriliyor bu zamanlar itinayla.. Her ayın başında yeni bir başka başlangıç düşlüyor insan, her Pazartesi'den medet umuyor, her saat başını iple çekiyor ne hikmetse.. İnsanoğlu da ne garip canım, hem kuş misali o daldan bu dala, şen, hem de gamlı baykuş, fakat ısrarla kuş!..

Ara ardından Kent'e bakış

Şimdilerde blog sayfamla çok haşır neşir olamıyorum, sebebi biraz günlük meseleler, biraz gelecek debelenmeleri. Bunun için, siteyi takip eden arkadaşlardan hoşgörü rica ediyorum, geç güncellemeler, yenilik eksiklikleri sıkıcı oluyor bazen farkındayım. Fakat bu bir süreç, yakın zamanda hızlanacak, hem yazılar, hem Aslı. Son yazımda maçtan bahsetmiştim. Yazdıklarım bugün de hissettiklerime paralel. Ben inandığım renklerin arkasında dururken onlar da yüzümü karartmadılar gördüm ki.. Bizim yüzümüzü düşürmediler yere, güle oynaya döndük İngiltere'lerden.. Bu yolculuk "yeni bir başlangıç" için gayet güzeldi. Dilerim devamı da gelir.. Aslında aklımda çok zamandır bir spor blogu açma fikri var, orada sadece spor yazıları yazmak istiyorum ama ne kadar ilgi çeker, beğenilir, yakıştırılır(!) orasını bilemiyorum. İlerleyen zamanlarda, belki yeni sezonda, kim bilir.. Dedim ya bu aralar seyrek ziyaret ediyorum ben burayı. Fakat neredeyse her gün kontrol ediyorum kaç kişi gelmiş ...

Futbol, Asla "Sadece Futbol" Değildir!

Resim
Geçtiğimiz günlerde yazdığım ama rötarlı olarak bloguma eklediğim "youtube" yazısı tam da gününde, sitenin erişime yeniden açıldığı günde bu adreste yer alır oldu. belki yeni yeni o yazıyı okuyanlar, aslı herhalde geriden takip ediyor gündemi demiş olabilirler, yok, öyle değil olayın "aslı". yazı, hadisenin hemen ardından yazılmıştı, siteme geç taşındı yalnız, bu böyle bilinse güzel olur.. geçmiş olsun hepimize, erişebiliyoruz artık sitemize! lakin bu elbette gölgelememeli memlekette yaşanan "sansür" gerçeğini, aksine, böyle manasız yasaklar karşısında sesimizin biraz çıkmasına vesile olmalı.. geçmiş günün hikayesinden, "günün" hikayesine gelelim biraz da. derler ya hani, futbol halkların afyonudur diye.. evet, sanırım sucuğuna bayıldığım afyon'dan sonra, en bi' sevdiğim afyon bu benim; futbol. beni bilenlerin bir kısmı, ne kadar "samimi" bir futbolsever olduğumu da bilir.. bu samimi futbolsever konusunu ilerleyen günler...

youtube'un oyuncaklığı sorunsalı

bilmem kaçıncı kapatılmasının ardından, insanların daha da bir sesinin çıkmamasına sebep olmuş şu youtube.. nasıl mı, anlatmalı.. ilk zamanlarda, hani höt diye türklüğe hakaret, bilmem ne ayağına bu siteye erişim engellendiğinde, herkes bir galeyana gelmiş, televizyonlar neredeyse son dakika gelişmesi olarak hadiseyi duyurmuş, internetteki haber siteleri ise harbiden son dakika haberi olarak yazıp çizmişlerdi youtube'un kapatılmasını. ama bugün, youtube'a erişimin engellenmesinin üzerinden birkaç gün geçmişken, herkeste bir proxy telaşı, bir illegalite merakı almış gidiyor. evet, elbette biz bu siteye girmek, olan biteni videolar aracılığı ile takip etmek istiyoruz ama bu kadar da değil. madem bunun bir "hak" olduğu kanısındayız, o zaman ne diye antin kuntin işler peşindeyiz? yazalım mevcut bir "www"nun arkasına "youtube.com" diye, girelim şu bela siteye! öte yandan, ayrıca üzerinde durulması gereken bir nokta daha var ki, o da hepimizin b...