Ana içeriğe atla

hiç

sevmediğini söylemekten daha zordur sevilmediğini anlamak. insanın o bencil yanını paramparça edip avuçlarına bırakır, çok daha arsızsa suratına fırlatır.

ömrünün kapılarını ardına kadar açıp dahil ettiğinde bilemez, hissedemez, daha da acısı göremezsin durumun böyle olduğunu, sevilmediğin gerçeğini. hakkını da yememek lazım, belki seviyordu başta seni. ya da benimki yine bir avuntu icadı zor zamanlarda yaptığım gibi.

sen, önüne serdin ne var ne yoksa.
sen, yanına serildin tüm varlığınla.
o, seni hiç sevmedi.

avcunu alnına dayadın, ateşini ölçmek için hastalığında. alnı yoktu. sağlığında kadehini kaldırdını onunla. içkisi yoktu. gece üzerini örtmek için uyandın. yanında yoktu.

başka bir seste başka bir kulaktaydı. başka bir dudakta başka bir sıcaktaydı.
istedi aldı. istemedi gitti.

sen, kadehlerini yalnız kendine doldurdun.
sen, gece üzerini kendin örttün bölüp uykunu.
o, seni hiç sevmedi.

çoraplarını istemez oldu çekmeceden, kaçta uyanacaksın diye sormaz. karnın aç mı tok mu, derdin tasan var mı yok mu umursamaz oldu. zaman giderken onu da götürdü zaten hiç getirmediği bir yerden.

sen, seyirci kaldın.

çünkü istediğin biraz huzurlu bir uykuydu ter içinde, onun altında, üzerinde, yanında uyuyacağın bir huzurlu uyku. sözsüz ve sessizdin. çığlıkların, insanların duymaya alışkın olduklarından değildi.

sen, yalnız kaldın.

çünkü o kalabalıktı. kalabalığını izledin, kadınlarını adamlarını, kahkahalarını, üzüntülerini. hep uzanmak istedin içten içe de bir gerçek vardı yakın zaman önce uğradığın, seni alıkoydu.

o, seni hiç sevmedi.

hiç kadar büyüktü, hiç kadar çok.
hiç kadar sonsuzdu artık içinde, hiç kadar yok.

Yorumlar

  1. ama belki o ara seni başka bir şey yanılttı da sen bu yüzden gerçekleri göremedin, "seviyor olsun" istedin, öyle inandın. geldi geçti, en azından karşında dürüst biri var. aylarını, yıllarını çalmadı. adam gibi söyledi sevmediğini.

    legolar dağıldı, şimdi yeni bir oyun kurma zamanıdır.

    YanıtlaSil
  2. en azından dürüsttü.
    sanırım bir süre bu cümle yankılanacak beynimde.

    yeni bir oyun kurma zamanı!

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sen ve Ben

Geçenlerde Power FM'de bir şarkıya rastladım. Resmen beni ele geçirdi. 
Çok yüksek olmayan bir tempo, akla takılan bir melodi ve bir kelimesini bile anlamadigim (arada bir "perişan" duydum sanki) sözlerin böyle cezbedici olmasi.. Beni benden aldı.

Kulak kesildim, baktım sözler Farsça gibi. Hemen SoundHound'u açtım, şarkıyı buldum: Man o tu.

Şarkıya sardıktan sonra öğrendim ki sözler Mevlana şiiri imiş. Aklım bir daha kaçtı. 

Şiirin Farsça ve Türkçesini yazayım, tam olsun.
Dinleyin, dinletin.

khonak an dam ke neshinim dar eyvan, man o to
be do naghsho be do soorat, be yeki jan, man o to
khosh o faregh ze khorafat-e-parishan, man o to
man o to, bi man o to, jam' shavim az sar-e-zogh

saadet zamanı: avluya doğru oturmuşuz, sen ve ben
endamımız çift, sûretimiz çift, rûhumuz tek, sen ve ben
bulandıran palavralardan âzâde, gamsız bir keyif, sen ve ben
sen ve ben, ne sen varsın ne de ben, bir olmuşuz aşk elinden





Periscope'uyoruz!

Biraz Paris'te turlamaya ne dersin? Ya da Riyad'da toplantıya yetişmeye? Milano'da metroya binsek? Maryland'deki kazları izlesek beraber?

Bunların hepsini yaparız tabii ömrümüz varsa. Seyircisi olmaksa bu ara hem bedava hem de fena eğlenceli. 

"Periscoping" gibi bir ifadeyi hayatımıza katan, şahane bir uygulamadan söz ediyorum: Periscope

Şurada daha bir yıl önce ortaya çıkan "dünyayı başkasının gözlerinden görme" fikrinden doğan bu "app", uygulamanın yaratıcıları Kayvon Beykpour ve Joe Bernstein'in aklından öptürecek cinsten. 

Uygulamanın resmi internet sitesinde dünyanın dört bir yanını görmenin büyüsünden bahsederken Kapadokya'ya da selam çakan adamlar, şu cümleyle gönülleri fethediyor: Bir fotoğraf, binlerce söze değer olabilir. Ama canlı bir video, seni başka bir yere götürebilir.

Nasıl çalışıyor? 

Bu arada sadece ios'larda çalışıyor. Ancak Android cihazlar için de uygulamanın eli kulağında. 

Uygulamayı indiriyor, varsa Twitter …

Haftanın Güzelleri: ActOrchestra - Sıfırdan Sonra

Hayatta bazı güzellikler var; hiç beklemediğiniz bir anda haberdar olduğunuz ve iyi ki de bana göründü dediğiniz güzellikler. İşte geçtiğimiz hafta ben böyle iki güzelliğe denk geldim.

Konuşmak? Yani bildiğimiz anlamda? Hayır.


Bursa'da bu yıl dördüncüsü düzenlenen "Bursa Uluslararası Balkan Ülkeleri Tiyatro Festivali", Devlet Tiyatroları'nın şahane etkinliklerinden biri oldu. Ancak bu festivalin bir oyunu vardı ki, sanırım sahne sanatları hakkında herhangi bir şey beni uzun zamandır böyle düşündürmedi.

Actorchestra'dan söz ediyorum. Bükreş Ulusal Tiyatrosu oyuncularının sahnelediği, tek perdelik bu oyunda herhangi bir dilde konuştukları söylenemez. Ancak herkese aynı anda aynı duyguları hissettirecek, senkron sıkıntısı yaşatmadan güldüren, coşkulandıran bir performans izlediğimizi içtenlikle söyleyebilirim. 
Aslında biraz önce her ne kadar "bir tiyatro festivalinde" kendisini "oyun" diye çağırmış olsam da, bu seyri doğru tanımlamak biraz güç. N…