Ana içeriğe atla

Bir Otobüs Camından...

Ben ardımı dönüp giderken, sen ellerini kaldırıp gitme dedin yalnız, ama ben gittim. Gidecek bir yerim olduğundan değil, gidecek yerlerim var sandığımdan biraz, ama en çok kendi içime düşmüşlüğümden. Gittim. Seni bir otobüs camından izlerken, sen bir otobüs camının ardından bakarken bana son kez.

Bir şehir nasıl kül olurmuş bir anda, o "an" ne kadar uzun sürermiş istediği zaman, gördüm giderken. Ne çok şey gördüm gideken bilsen. Senin varlığının nasıl karıştığını yokluğa, bundan sonra, olur ya çağırmak isterse sesim seni, bana yanıt vermeyecek sesini yuttuğunu. Ve seni aslında, hiçbir zaman kazıyamayacağımı içimden. Gördüm.

Şehrin mor çiçekleri yanmıştı önce, şimdi tutuştu kırmızı laleler.
Bir varmış, bir yokmuş, bir gülmüş, bir sönmüş, bir yanmış, hep yanmış demiştim yanarken mor çiçekler.
Şimdi sözüm yok yangınına lalelerin.

Ben gittim ardımı dönüp sen ellerini kaldırıp gitme dedin isteksiz, bir otobüs camından gördüm, kül oldu şehir...

Yorumlar

  1. Gecelerin en güzelleri bir bir düşerken takvim yapraklaırndan, keşke biraz daha fazla yazınızı okuyabilsem diye her gün uğruyorum "mekânınıza."

    Bazen günler geçiyor ku yoksunuz. Ne siz, ne iki satır yazınız.

    Güncellenmiş hâlini görünce sitenin, nefesimi tutup okuyorum. Bir dua gibi.

    Ve daha ilk cümleden kalp denen yitik şehrim düşüveriyor: "Ben ardımı dönüp giderken, sen ellerini kaldırıp gitme dedin yalnız, ama ben gittim."

    Gerekçe ise gayet naif: "Gidecek bir yerim olduğundan değil, gidecek yerlerim var sandığımdan biraz, ama en çok kendi içime düşmüşlüğümden."

    Aslı Hanım, aslını söyleyecek olursam ne şehrin yangın görmüş mor çiçekleri, ne kül olmuş şehirden arda kalanlar... hepsini geçtim, insanın "iyi ki insanım" dediği noktada siz varsınız.

    Tebrikler, yeniden.

    Teşekkürler, bir kez daha.

    YanıtlaSil
  2. Salih'ciğim..
    Çok naziksin.. Her sözünde ayrı gururlanıp keyifleniyorum.. Övgülerin yükseltiyor beni, sağ olasın..

    Yazamıyor ya insan bazen, tıkanıyor kaleminin ucu.. Öylesi benimki de, ara ara oluyor..
    O dönemler işte, iyi bakmalı yine de..
    Nadasa bıraktım kendimi..

    Sesim çıkıyor arada..
    Senin ki de eksilmesin..

    Sevgiler..

    YanıtlaSil
  3. gitmek mühim değil de,
    beklendiği gibi tok bir sesle gitme'li cümleler duyamamak zor olanı belki de..
    seslendiğinde sevdiceğin adını, onun gülümseyen yüzünü görememek bi yana; sessizliğin karşına çıkması yanan bir şehrin dar sokaklarında..
    vel hasıl-ı kelam zor zanaat ayrılmak ve acısı çıkmadan içinden yazmaya koyulmak..

    daim ol..

    YanıtlaSil
  4. Nasıl da doğru..
    O gür sesiyle sevdiceğin, gitme'lerini sakınması.. Nasıl da kırıyor, ediyor darmadağın..

    Acısı çıkmadan..

    Daim ol, sen de..

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sen ve Ben

Geçenlerde Power FM'de bir şarkıya rastladım. Resmen beni ele geçirdi. 
Çok yüksek olmayan bir tempo, akla takılan bir melodi ve bir kelimesini bile anlamadigim (arada bir "perişan" duydum sanki) sözlerin böyle cezbedici olmasi.. Beni benden aldı.

Kulak kesildim, baktım sözler Farsça gibi. Hemen SoundHound'u açtım, şarkıyı buldum: Man o tu.

Şarkıya sardıktan sonra öğrendim ki sözler Mevlana şiiri imiş. Aklım bir daha kaçtı. 

Şiirin Farsça ve Türkçesini yazayım, tam olsun.
Dinleyin, dinletin.

khonak an dam ke neshinim dar eyvan, man o to
be do naghsho be do soorat, be yeki jan, man o to
khosh o faregh ze khorafat-e-parishan, man o to
man o to, bi man o to, jam' shavim az sar-e-zogh

saadet zamanı: avluya doğru oturmuşuz, sen ve ben
endamımız çift, sûretimiz çift, rûhumuz tek, sen ve ben
bulandıran palavralardan âzâde, gamsız bir keyif, sen ve ben
sen ve ben, ne sen varsın ne de ben, bir olmuşuz aşk elinden





Periscope'uyoruz!

Biraz Paris'te turlamaya ne dersin? Ya da Riyad'da toplantıya yetişmeye? Milano'da metroya binsek? Maryland'deki kazları izlesek beraber?

Bunların hepsini yaparız tabii ömrümüz varsa. Seyircisi olmaksa bu ara hem bedava hem de fena eğlenceli. 

"Periscoping" gibi bir ifadeyi hayatımıza katan, şahane bir uygulamadan söz ediyorum: Periscope

Şurada daha bir yıl önce ortaya çıkan "dünyayı başkasının gözlerinden görme" fikrinden doğan bu "app", uygulamanın yaratıcıları Kayvon Beykpour ve Joe Bernstein'in aklından öptürecek cinsten. 

Uygulamanın resmi internet sitesinde dünyanın dört bir yanını görmenin büyüsünden bahsederken Kapadokya'ya da selam çakan adamlar, şu cümleyle gönülleri fethediyor: Bir fotoğraf, binlerce söze değer olabilir. Ama canlı bir video, seni başka bir yere götürebilir.

Nasıl çalışıyor? 

Bu arada sadece ios'larda çalışıyor. Ancak Android cihazlar için de uygulamanın eli kulağında. 

Uygulamayı indiriyor, varsa Twitter …

Haftanın Güzelleri: ActOrchestra - Sıfırdan Sonra

Hayatta bazı güzellikler var; hiç beklemediğiniz bir anda haberdar olduğunuz ve iyi ki de bana göründü dediğiniz güzellikler. İşte geçtiğimiz hafta ben böyle iki güzelliğe denk geldim.

Konuşmak? Yani bildiğimiz anlamda? Hayır.


Bursa'da bu yıl dördüncüsü düzenlenen "Bursa Uluslararası Balkan Ülkeleri Tiyatro Festivali", Devlet Tiyatroları'nın şahane etkinliklerinden biri oldu. Ancak bu festivalin bir oyunu vardı ki, sanırım sahne sanatları hakkında herhangi bir şey beni uzun zamandır böyle düşündürmedi.

Actorchestra'dan söz ediyorum. Bükreş Ulusal Tiyatrosu oyuncularının sahnelediği, tek perdelik bu oyunda herhangi bir dilde konuştukları söylenemez. Ancak herkese aynı anda aynı duyguları hissettirecek, senkron sıkıntısı yaşatmadan güldüren, coşkulandıran bir performans izlediğimizi içtenlikle söyleyebilirim. 
Aslında biraz önce her ne kadar "bir tiyatro festivalinde" kendisini "oyun" diye çağırmış olsam da, bu seyri doğru tanımlamak biraz güç. N…