Ana içeriğe atla

Siz Beni Yanlış Anladınız...


Siz beni yanlış anladınız, ben sizi. Daha ilk günden “Her şey karşılıklı.” demiştiniz, işte oluyordu her şey karşılıklı. Yanlış anlaşıyorduk bir güzel. O kadar bardağın dolu yanını görmeye şartlanmıştık ki, “anlaşamıyoruz” diyemiyorduk bir türlü, varmıyordu dilimiz. Bunun yerine, sesi daha ılık olanı seçiyor, “yanlış anlaşıyoruz” diyorduk; bir de sahte gülücük iliştirip sonuna…

Zamanlar geçti, sahte gülücüklerimizden dolayı yargılanmaya başladık biz kendi mahkemelerimizde. Dem karar demiydi, vakit gelmişti. Ya müebbede mahkum olacaktık sahte gülüşlerimizden sebep ya da beraat edecektik. Suni kahkahalarla ve gözyaşlarıyla kutlayacaktık kararı.

Ve nedense, nedense değil aslında, sanırım korkudan, kararı açıklamayı reddetti kendi mahkemelerimizin daimi yargıçları.

Mahkemenin ardından biz yine girdik kol kola. Gülücüklerimiz, ne ilginçtir ki(!), yine sahteydi.

Ve yine yanlış anlaşıyorduk biz. Yanlış manlış anlaşıyorduk biz, kör topal gidiyorduk. Yanlışlar içinde yüzüyorduk.

Siz beni yanlış anlamıştınız, ben sizi.
Her şey karşılıklıydı…

Yorumlar

  1. Bazen bütün yanlış anlaşılmalara inat yaşanıyor bazı şeyler. Gözlerini kapatıyor, kulaklarını tıkıyor insan. Bütün duyuların yerini kalp alıyor sanırım.

    Çok beğendim...

    YanıtlaSil
  2. Çok teşekkür ederim,
    beğeninizi duymak sevindirdi beni..

    Tüm yanlış anlaşılmalara karşın anlatmak üzere..

    YanıtlaSil
  3. "Ve yine yanlış anlaşıyorduk biz. Yanlış manlış anlaşıyorduk biz, kör topal gidiyorduk. Yanlışlar içinde yüzüyorduk.

    Siz beni yanlış anlamıştınız, ben sizi.
    Her şey karşılıklıydı…"

    Altı sene harcadım tam. Altı koca sene. Yanlış mı anlıyordu ruhlar birbirini, anlıyor muydu ya da; karar veremeden geçen altı sene.

    Su gibi mi? Öyle olsa keşke.

    Cümleleriniz sarihliği vuruyor en çok beni.

    "Her şey karşılılıydı..."

    Sevgimle.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sen ve Ben

Geçenlerde Power FM'de bir şarkıya rastladım. Resmen beni ele geçirdi. 
Çok yüksek olmayan bir tempo, akla takılan bir melodi ve bir kelimesini bile anlamadigim (arada bir "perişan" duydum sanki) sözlerin böyle cezbedici olmasi.. Beni benden aldı.

Kulak kesildim, baktım sözler Farsça gibi. Hemen SoundHound'u açtım, şarkıyı buldum: Man o tu.

Şarkıya sardıktan sonra öğrendim ki sözler Mevlana şiiri imiş. Aklım bir daha kaçtı. 

Şiirin Farsça ve Türkçesini yazayım, tam olsun.
Dinleyin, dinletin.

khonak an dam ke neshinim dar eyvan, man o to
be do naghsho be do soorat, be yeki jan, man o to
khosh o faregh ze khorafat-e-parishan, man o to
man o to, bi man o to, jam' shavim az sar-e-zogh

saadet zamanı: avluya doğru oturmuşuz, sen ve ben
endamımız çift, sûretimiz çift, rûhumuz tek, sen ve ben
bulandıran palavralardan âzâde, gamsız bir keyif, sen ve ben
sen ve ben, ne sen varsın ne de ben, bir olmuşuz aşk elinden





Periscope'uyoruz!

Biraz Paris'te turlamaya ne dersin? Ya da Riyad'da toplantıya yetişmeye? Milano'da metroya binsek? Maryland'deki kazları izlesek beraber?

Bunların hepsini yaparız tabii ömrümüz varsa. Seyircisi olmaksa bu ara hem bedava hem de fena eğlenceli. 

"Periscoping" gibi bir ifadeyi hayatımıza katan, şahane bir uygulamadan söz ediyorum: Periscope

Şurada daha bir yıl önce ortaya çıkan "dünyayı başkasının gözlerinden görme" fikrinden doğan bu "app", uygulamanın yaratıcıları Kayvon Beykpour ve Joe Bernstein'in aklından öptürecek cinsten. 

Uygulamanın resmi internet sitesinde dünyanın dört bir yanını görmenin büyüsünden bahsederken Kapadokya'ya da selam çakan adamlar, şu cümleyle gönülleri fethediyor: Bir fotoğraf, binlerce söze değer olabilir. Ama canlı bir video, seni başka bir yere götürebilir.

Nasıl çalışıyor? 

Bu arada sadece ios'larda çalışıyor. Ancak Android cihazlar için de uygulamanın eli kulağında. 

Uygulamayı indiriyor, varsa Twitter …

Haftanın Güzelleri: ActOrchestra - Sıfırdan Sonra

Hayatta bazı güzellikler var; hiç beklemediğiniz bir anda haberdar olduğunuz ve iyi ki de bana göründü dediğiniz güzellikler. İşte geçtiğimiz hafta ben böyle iki güzelliğe denk geldim.

Konuşmak? Yani bildiğimiz anlamda? Hayır.


Bursa'da bu yıl dördüncüsü düzenlenen "Bursa Uluslararası Balkan Ülkeleri Tiyatro Festivali", Devlet Tiyatroları'nın şahane etkinliklerinden biri oldu. Ancak bu festivalin bir oyunu vardı ki, sanırım sahne sanatları hakkında herhangi bir şey beni uzun zamandır böyle düşündürmedi.

Actorchestra'dan söz ediyorum. Bükreş Ulusal Tiyatrosu oyuncularının sahnelediği, tek perdelik bu oyunda herhangi bir dilde konuştukları söylenemez. Ancak herkese aynı anda aynı duyguları hissettirecek, senkron sıkıntısı yaşatmadan güldüren, coşkulandıran bir performans izlediğimizi içtenlikle söyleyebilirim. 
Aslında biraz önce her ne kadar "bir tiyatro festivalinde" kendisini "oyun" diye çağırmış olsam da, bu seyri doğru tanımlamak biraz güç. N…