Siz Beni Yanlış Anladınız...
Siz beni yanlış anladınız, ben sizi. Daha ilk günden “Her şey karşılıklı.” demiştiniz, işte oluyordu her şey karşılıklı. Yanlış anlaşıyorduk bir güzel. O kadar bardağın dolu yanını görmeye şartlanmıştık ki, “anlaşamıyoruz” diyemiyorduk bir türlü, varmıyordu dilimiz. Bunun yerine, sesi daha ılık olanı seçiyor, “yanlış anlaşıyoruz” diyorduk; bir de sahte gülücük iliştirip sonuna… Zamanlar geçti, sahte gülücüklerimizden dolayı yargılanmaya başladık biz kendi mahkemelerimizde. Dem karar demiydi, vakit gelmişti. Ya müebbede mahkum olacaktık sahte gülüşlerimizden sebep ya da beraat edecektik. Suni kahkahalarla ve gözyaşlarıyla kutlayacaktık kararı. Ve nedense, nedense değil aslında, sanırım korkudan, kararı açıklamayı reddetti kendi mahkemelerimizin daimi yargıçları. Mahkemenin ardından biz yine girdik kol kola. Gülücüklerimiz, ne ilginçtir ki(!), yine sahteydi. Ve yine yanlış anlaşıyorduk biz. Yanlış manlış anlaşıyorduk biz, kör topal gidiyorduk. Yanlışlar içinde yüzüyorduk. Siz...