4.5.10

Seviyorum'ların İçini Boşaltanlar ve Sessizlik 1

Geç tahtaya. Geç geç geç. O tahtaya, evet. Önüne o beyaz tahtanın. İlkokuldaki gibi olanına, biraz daha aydınlık hani. O zamanlarda elinde tebeşir yahut kalem yazdığın "konuşanlar" gibi bir şey bu "seviyorum"ların içini boşaltanlar. Onları yazıyoruz. Yazmaya yeniden başlıyoruz aslında. Bu girizgahın ta kendisi!

Sen, ben, hepimiz o listeye adı bir biçimde yazılmışlardanız. Ve bu liste, uzamaya da devam edecek herkes birilerinin gözlerinin içine aşktan kıvranırcasına bakmaya devam ettikçe.

Kıvranırcasına.
Çünkü ölmüyor kimse. Birkaç zamandir sustum ben. Sustum çünkü daha iyi bir şey yoktu yapacağım. Tüm insanlığa olan bu sessizliğimi neredeyse bir ay sizlere okuttum. Çok kapandım içime, dışıma çok açıldım. Dışım içme sığmaz oldu, kendimden taştım. Şimdi iyiceyim. Her hayatıma dokunan adamı, kadını gönül rahatlığıyla yazacak kadar.

Kendimi affedeli çok olmuştu. Benden önce zaten herkesi affetmiştim. Ama şimdi... Durum değişti. Aflarım rafa kalktı bir bir, her içime yer eden gülüşü bir bir kazıyorum artık oldukları yerden. Çünkü sahtelikleri akıyor içime ben gözyaşı döktükçe, içim onların sahteliklerine boyanıyor. Ve ihanetletine en adisinden. En kendilerine ihanetlerine, bana olanlarından önce. Sözü er'lerden, özü şer'lere kadar, kim varsa hepsini bir bir çıkarıyorum içimde kurulu idam sehpasına. Asıyorum hepsini.

Bu yazının devamı var, bitti sanma.
Emin ol, sana da gelecek sıra.

2 yorum:

  1. derin bir "ohh be" çekilmiş bu yazının sonunda, öncesinde yaşananlar bir yana..

    eline sağlık Aslı çok çok beğendim.

    YanıtlaSil
  2. Devamı da gelecek Oğuz'cuğum. Az kaldı.

    YanıtlaSil

yok'la'ma!