26.8.09

Pavese: Ne olur benzeme bana bu kadar!


Güzel Yaz’la dahil etmeye çalıştım onu hayatıma, beceremedim. Yıllar önceydi bundan. Belki benim çocukluğumdan, belki bana göre olmamasından kitabın, okuyamadım.

Pavese, Yaşama Uğraşı ile adeta orta yerine oturuverdi, günlerimin, gecelerimin. Aklım sürekli kitaptaydı. Öbür gün ne olacak, canı sıkılmaya devam edecek mi diye hep onu düşünüyordum, hep bir sonraki sayfayı. Hep tekrar ediyordum içimden bir cümleyi; “bu kadar ben olmak zorunda mısın Cesare?”

Melankoli dipsiz bir kuyu. Bir kez bulaştı mı insan çıkması biraz güç. zaman alıyor işte. Böyle zamanlarda Pavese okumak biraz tehlikeli.

"Hep zavallı hissetmek kendimi, çok çaresiz,
Hep yeniden başlamak ve hep başa dönmek,
Savaşmak hiç ara vermeden, gene de bilmek;
Bu olacak hep benim yazgım"

Yaşam öyküsü ortada olan bir adam Pavese, yaşamını sonlandırma öyküsü de ortada nihai sonucuyla hiç değilse. Yazdıkları, satır aralarında gizlenen hüznü, sürekli kaybedişi ve kazandım sanmaları, yıkımları satır aralarından biraz da taşar gibi yaparak orada bir yerde. Bunları göre göre insan ya daha çok dibe çekiliyor, kendi acısını, tasasını katlayıp ya da tam tersi "beterin beteri varmış" klişesiyle yukarı fırlatıyor kendini. Doğrusu ikincisi pek görülmüyor, çok nadir. İlki daha yaygın, riskli ve belki ölümcül. Pavese biraz içinizi karartacak, öyle kahkaha attırmaz, bir iki tebessüm illa ki, fazlası olmaz ama.


"Ah, ne zaman kavuşacağım bir fikre,
Onunla yükselip hayatı yeniden seveceğim?
Ne zaman tutuşacak gene yüreğimde
Bu yalım, şimdi can çekişen? Ah!
Düşlediğim bu utku
Son bulacaksa bu korkunç karanlıkla,
Niçin bir kez tadıp sürdürdüm hayatımı?”



Küçük bir öneriyse sanatına dair, yalnız güncesi ya da romanlarına değil, şiirlerine de bakmalı. Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlanmış Pavese şiirleri, yazarın dünyasının derinliklerine biraz daha kolay inebilmeyi sağlıyor.

Ne yalan söylemeli, şiiri de iyi yazıyor!

24.8.09

yepisyeni


İyi bir tasarımcı, iyi bir müzisyen ve iyi bir ses'e denk geldim geçenlerde.

Adı Erika Janunger. Oldukça amatör ruhlu olduğu hissedilen ancak profesyonelleşmek üzere yürüyen bir internet sitesi ve duruşu var kendisinin.

Erika'nın sitesinden indirilebilen iki şarkısını da çok çok sevdim, dinledim, yine olsun yine dinlerim, hiç de pişman değilim!

Uzanın da bir bakın. Huzur enjekte edebilir, dikkatli olun.

21.8.09

Çocuk Edebiyatı Üzerine Söyleşmece

Blog benim elim ayağım gibi oldu. Biraz uzak kalsam internetten aklımı işgal etmeye başlıyor en olmadık yerinden. Derler ya hani; "çocuğum gibi"! Burayı takip ettiğini bildiğim bilmediğim tüm okurlar da benim paylaşım ortaklarım. Hepsine ziyaretlerinden dolayı teşekkürü borç bilir hemen de öderim! 

Yazmak hep vardı, nefes varsa var olmaya devam da edecek. Ama biçim değişiyor kuşkusuz, yazarın ilgi alanları da değiştikçe. Şu sıralarda bir çocuk romanı üzerine çalışıyorum. Sizler de hazır burayı ziyaret etmişken belki konuya ilişkin fikirlerinizi beyan etmek istersiniz. Türkiye'de çocuk edebiyatına verilen önemden tutun da, size göre çocuklara hitap eden eserlerin olmazsa olmazlarına kadar birçok konuda aklınıza gelenleri bana yazarsanız çok memnun olurum. Burada paylaştıklarımızı birkaç ay sonra bir kitabın satır aralarında yakalayabilirsiniz belk, ne de hoş olur! 

Sesinizi sözünüzü, ister bu yazıya yorum olarak, isterseniz akerindir@gmail.com adresine elektronik posta olarak gönderebilirsiniz. 

İlginiz için şimdiden teşekkürler!

19.8.09

engel olmak

bir set çektim önüne, önüme, bitti dedim. ardında kaldı her şey işte tam da bu setin! erişemez, dokunamaz artık hiçbiri küflü seslerin, çürümüş nefesler değemez tenime.

"engel olmak; insanın kendine karşı gelmesidir en yakışık alacak biçimde."
bir set çektim kendime, bitti dedim. ardında kaldı her şey işte tam da bu setin! hiçbir küflü ses erişemez paslı kulaklarıma, çürümüş nefesler hissiz tenime değemez.

"engel olmak; insanın elinin tersiyle itmesidir yaşamasını en yakışık alacak biçimde."
bir set çektim. kaldım gerisinde, berisinde. ben bendim, zaman aynı zamandı ve yaşanan aynı hayat. paslı kulaklarım ve hissizliğimle çürüyüp küfleniyordum artık. o, onlar, başkaları, itler, karılar.. yoklardı. bir ben vardım ama bir yere gitmeyen.

"engel olmak; insanın engel oldum sanmasıdır en olmayacak biçimde."

6.8.09

ölü

daha fazla öldürme
öldü ölen.
içimde dipsiz bir cenaze töreni var ki
ne gözyaşı bitiyor ne duası..

yok'la'ma!