28.6.09

Beni Oku

"çünkü ben senin işitmeye mecal bulamadığınım.
gün bitiyor ve kararıyor aydınlık. etim derimi yırtıyor her geçen dakika. damarlarım yeni yeni kendine geliyor dünden beri ve ben onları okşuyorum sağ elimin minik dokunuşlarıyla. sol kolum bayram ediyor. öyle hasret ki çünkü bir tene.. neyse. girmeyeceğim oraya. sen beni oku. çünkü ben senin kulaklarının erişemediğiyim.

bir yastıkla gelmiş gibi üzerime bir gölge. bir gölge, bir yastıkla üzerime uzanmış gibi. gözlerimi, ağzımı bir yastıkla kapatmış gibi bir gölge. ben bir gölgede soluğumu yitirmiş gibiyim. burası, gün gibi karanlık. burada hiç ses yok, görüntü hiç. sıcaklığı bile yok bir yaban hayvanının. öyle çöl. öyle yokluk içinde. bunu böyle anlatmak, anlatıp da anlaşılmasını beklemek yersiz. en az benim kadar.

sen oku. çünkü eylemlerinin çemberi dapdar, girmekten haz aldığın tüm delikler gibi. çünkü eylemlerin şimdi okumakla sınırlı."

26.6.09

Sağır

kimsenin duymaya bile cesaret edemeyeceği sözler söyledim sana, günler gecelerce. çarşaflara dolandım, şaraplar yudumladım ılık ılık. senin beni hiç bilmediğini, benim seni ben'leştirdiğim gibi sende sen'leşmediğimi gördüm, incindim. incinmek kadar kırılgan eylemlere battım çıktım. boğulmaya yüz tuttum sonra, tırnaklarım, yüzüm mosmor.

aşkın rengi bu değildi dedim kendime, ne çok değişmiş hissetmeyeli..

boyanmak istiyorum yeni baştan. yeni baştan aşka bulanmak. çünkü şimdi giyindiğim, örtündüğüm gibi değil. çünkü şimdi duyduğum, dokunduğum gibi değil evvelden. çünkü şimdi sevdiğim, bu sen değil.

beni aşka doyur. yeni baştan çıksın saçlarım, dişlerim, tırnaklarım. taptaze bir insan yavrusu oldur ellerinde ve beni aşka doğur. kendime getir beni. kendine götür.

19.6.09

sesin

"asla benim kulaklarımdaki gibi çınlamaz senin kulaklarında; senin yüzüne, benim kirpiklerime değdiği gibi değmez..
şanssızlıktır seninki düpedüz.."

11.6.09

İlişkiyi Zaman Kaybı Olarak Görme-k!


Sonda söylenecek lafı başta söyleme adeti olanlar için, ki fena bi huydur bu, tek bir açıklaması vardır bu eylemin, yaşama arkadaşım o ilişkiyi!
Ten, kalp kayar gider karşı tarafa, aşka bulaşır. Bulaşır da bir ilişki tomurcuklanır kendiliğinden. Ben süreci kendime göre anlatıyorum, aşkın sonradan oluşacak bir nane olduğuna inananlar öyle dönüştürüp düşünsün söyleyeceğim şeyi. Ne diyordum, hah, ben diyeyim bir coşkunluk, bir kendinden geçmişlik, bir karnaval hali; siz deyin bi’ tir tir titreme, ölme bitme heyecandan! Anlayacağınız her şey mükemmelin sınırında yaşanır; Doğal, akılcı yer yer mantıktan uzakta ikamet eden sebeplerden de nihayete erebilir ilişki. belki aşk bitebilir, ten bir başkasına kaçabilir, nefesi kesilebilir taraflardan birinin, ölüm gelebilir yani. Amma velakin bir süreçtir “ilişki” diye çağırdığımız. Yaşanır, sonsuz olabilir, bitebilir.  
Açıklamaya çalıştığım, başlık semalarında bahsi geçen eylemi bir üst paragrafta görebildiniz mi? Göremediniz. Neden? Çünkü ben böyle bir fikri doğurmazmışım ilişki süresince. Doğurabilenler dönüştürsünler bir de kendilerine göre, öyle anlatsınlar. Ben de onlara “yol gösterme” bölümüne geleyim yavaştan…
Dedim en başta, devam da edeyim. Çeşitli sebeplerden bir ilişki zaman kaybı olarak görülmeye başlanabilir belki “zamanla”. Hani insanlık halidir denir, çeşitli kılıflara sokulur hoş görülebilir falan. Ama ne büyük ihanettir bu aşkla boğulduğu zamanlarına insanın… Şayet öyle zamanlar hiç yaşanmamışsa sözüm yok ona da, “Be hödük, ne diye başladın o zaman ilişkiye” diye sorarım sana, hiç de çekinmem.
Her gün yeni baştan aynı zaman kaybınızla günaydınlaşır, kahvaltı edersiniz. İşe okula dağılır, akşam evde, dışarıda buluşursunuz aynı zaman kaybınızla. Ve aynı zaman kaybınızla yine seks yaparsınız orada burada gece gündüz. Seks yaparsınız, zira kendisiyle sevişmek mümkün değildir. Sevişmeleriniz, onun “zaman kaybı” olmadığı zamanlarda unutulmuşlardır artık, tabi oldularsa öyle zamanlar…
Lafı daha fazla uzatıp kendimi germeme lüzum yok. Bir ilişkiyi zaman kaybı olarak görmek ve görmeye devam etmek en büyük zaman kaybıdır. İnanın, ilişkinin kendisinden daha büyük kayıptır. Bunu düşüneceğinize kös kös, ilişkinizi bitirin, gidin iki satır bir şey okuyun, arkadaşlarınızla halı sahada top koşturun, sergi gezin, yemek yapın aç karnınızı doyurun.

yok'la'ma!