Ana içeriğe atla

kartpostal dedikleri şey

Yeni yaşım geldi, hoş geldi.
Yeni yıl geliyor, Christmas'ı falan da var bu dönemlerin.
Ne güzel zamanlar pek ışıl ışıl.

Sanmayın ki etrafta olup bitene seyirciyiz, ondan ses çıkarmıyoruz buralarda. Yok öyle bir şey. Kendi sesimizde boğulmanın usancı şu aralar şiddetle üzerime çöken. Yoksa kayıtsızlık değil bu, içimden gelmişken, yeri gelmese de söylemek istedim bir hiddet, bir şiddet.

Her şeyden ötesi de sağlık. İki gündür perişanım, ateş, grip, o bu derken yataklara düştüm. Toparlanıp çıkıyorum dedikçe kendime kafam daha da gömülüyor yastığa. İstirahat şart!

Nasıl girdim şu yazıyı yazmaya nasıl da devam ediyorum. Cık cık.

İşte bu görmüş olduklarınız benim bu yeni yılı karşılarken yurt dışındaki eşe dosta yazdığım kartpostallar, inanılmaz deli bir haz alıyorum, o kartları seçerken, yazarken, zarflarına yerleştirirken.

Nostaljik miyim neyim!!
Siz de görün istedim, belki birilerine böyle hatırlatırsınız kendinizi bu aralar...

Yorumlar

  1. Öncelikle çok geçmiş olsun.Aklınızda olsun su buharı çok iyi geliyor.

    Kartpostallara gelince aynı kafadayız bir başkadır kartpostallar daha samimi bir havası vardır özenle seçersiniz kelimeleri daha sıcaktır mesajları sms gibi soğuk değildir.Şimdilerde banal kalıplarda seçilmiş buz gibi sms mesajlar atılıyor.Oysa kartpostallar insanları birbirlerine daha da yaklaştırırken seçilen kartpostalların üzerindeki resimler de ayrı bir heyecan katıyor olaya.

    Güzel yazıydı, tıpkı gülen yüzünüz gibi.Güzel bir gün dilerim size sevgiyle kalın.

    YanıtlaSil
  2. damdakiadam,

    Teşekkür ederim güzel sözleriniz için. Güzel bir yıl diliyorum ben de size hazır bahsi açılmışken.

    Sevgiler..

    Profösör,

    Çok teşekkür ederim, geçecek kısa zamanda umarım!

    YanıtlaSil
  3. Ben de size...Ve nice yıllar diliyorum ayrıca hatırlamışken bir yay olarak..

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sen ve Ben

Geçenlerde Power FM'de bir şarkıya rastladım. Resmen beni ele geçirdi. 
Çok yüksek olmayan bir tempo, akla takılan bir melodi ve bir kelimesini bile anlamadigim (arada bir "perişan" duydum sanki) sözlerin böyle cezbedici olmasi.. Beni benden aldı.

Kulak kesildim, baktım sözler Farsça gibi. Hemen SoundHound'u açtım, şarkıyı buldum: Man o tu.

Şarkıya sardıktan sonra öğrendim ki sözler Mevlana şiiri imiş. Aklım bir daha kaçtı. 

Şiirin Farsça ve Türkçesini yazayım, tam olsun.
Dinleyin, dinletin.

khonak an dam ke neshinim dar eyvan, man o to
be do naghsho be do soorat, be yeki jan, man o to
khosh o faregh ze khorafat-e-parishan, man o to
man o to, bi man o to, jam' shavim az sar-e-zogh

saadet zamanı: avluya doğru oturmuşuz, sen ve ben
endamımız çift, sûretimiz çift, rûhumuz tek, sen ve ben
bulandıran palavralardan âzâde, gamsız bir keyif, sen ve ben
sen ve ben, ne sen varsın ne de ben, bir olmuşuz aşk elinden





Periscope'uyoruz!

Biraz Paris'te turlamaya ne dersin? Ya da Riyad'da toplantıya yetişmeye? Milano'da metroya binsek? Maryland'deki kazları izlesek beraber?

Bunların hepsini yaparız tabii ömrümüz varsa. Seyircisi olmaksa bu ara hem bedava hem de fena eğlenceli. 

"Periscoping" gibi bir ifadeyi hayatımıza katan, şahane bir uygulamadan söz ediyorum: Periscope

Şurada daha bir yıl önce ortaya çıkan "dünyayı başkasının gözlerinden görme" fikrinden doğan bu "app", uygulamanın yaratıcıları Kayvon Beykpour ve Joe Bernstein'in aklından öptürecek cinsten. 

Uygulamanın resmi internet sitesinde dünyanın dört bir yanını görmenin büyüsünden bahsederken Kapadokya'ya da selam çakan adamlar, şu cümleyle gönülleri fethediyor: Bir fotoğraf, binlerce söze değer olabilir. Ama canlı bir video, seni başka bir yere götürebilir.

Nasıl çalışıyor? 

Bu arada sadece ios'larda çalışıyor. Ancak Android cihazlar için de uygulamanın eli kulağında. 

Uygulamayı indiriyor, varsa Twitter …

Haftanın Güzelleri: ActOrchestra - Sıfırdan Sonra

Hayatta bazı güzellikler var; hiç beklemediğiniz bir anda haberdar olduğunuz ve iyi ki de bana göründü dediğiniz güzellikler. İşte geçtiğimiz hafta ben böyle iki güzelliğe denk geldim.

Konuşmak? Yani bildiğimiz anlamda? Hayır.


Bursa'da bu yıl dördüncüsü düzenlenen "Bursa Uluslararası Balkan Ülkeleri Tiyatro Festivali", Devlet Tiyatroları'nın şahane etkinliklerinden biri oldu. Ancak bu festivalin bir oyunu vardı ki, sanırım sahne sanatları hakkında herhangi bir şey beni uzun zamandır böyle düşündürmedi.

Actorchestra'dan söz ediyorum. Bükreş Ulusal Tiyatrosu oyuncularının sahnelediği, tek perdelik bu oyunda herhangi bir dilde konuştukları söylenemez. Ancak herkese aynı anda aynı duyguları hissettirecek, senkron sıkıntısı yaşatmadan güldüren, coşkulandıran bir performans izlediğimizi içtenlikle söyleyebilirim. 
Aslında biraz önce her ne kadar "bir tiyatro festivalinde" kendisini "oyun" diye çağırmış olsam da, bu seyri doğru tanımlamak biraz güç. N…