Ana içeriğe atla

kadınadamkadınadam

Bir gece uyuyacak ve kendini kaybedeceksin. Öncelik sırası tam olarak bu olacak, bir hata yok yani.

Konuşarak uyuyacak konuşarak kaybedeceksin kendini. Ağzından çıkan sözleri sıkı sıkı tutacak, satır aralarında ağzından kaçırıvermiş gibi yapacaksın. En çok buna gülünecek, en çok bunun üzerinde durulacak.

Boşver diyeceksin, kükreyerek. En çok bunu söylemekten keyif aldığın gibi arkasından diğerleri gelecek, "bırak, bana ne, sana ne, benim, kimin, üzülme, peki, öperim, bizim".. Hepsini söyleyecek ve en çok "sana ne"ye inanmadığını söyleyeceksin. Oysa bilinecek en çok sonuncuya inanmadığın. En çok onu ve ondan bir öncekini... Sonra, bir öncekini yine ve bir öncekini bu kez... İnanmayarak fısıldadığın ama kendini de bir yandan kandırmaya uğraştığın tüm sözcükler duyulacak bir bir. Bir yerlerde bir kadın bu söz karnavalını kutlayacak tek başına.

Sana güzel, umutlu, aydınlık sözler söylenecek. O kadın ağız dolusu mutluluk söyleyecek sana, ona da güvenmeyeceksin. Zaten güven diye söylemeyecek eminim. Çünkü onun söyledikleri daha ziyade onun inandıkları yaşadığı an içinde, onun güvendikleri, sezdikleri ve sevdikleri. Sen böylelikle, ona inanmayacak, ona güvenmeyecek, onu sezemeyecek ve sevemeyeceksin. Belki de tüm söylediklerin gerçeklenecek bir anda, belki bir anda yalanlanacak. Ya yürünecek aynı yollar bilmem kaçıncı kez ya da biçim değiştirip başka'laşacak.

Bir sabah kendini kaybedecek ve uyuyacaksın. Sözler sesleşecek kulağında. Bir kadın tüm arzularının gerçekleştirmenin arifesindeyken aniden gidiverecek. Ama seslenecek yine, sözlenecek sana. Duymayacaksın.

Kadın bilecek ki, belki de doğrusu bu sonra. An, hissetmek, kesilmesi ayakların yerden, çakılması yere, yerin dibine girmesi, aynı dibe yerleşmesi bir olacak an'la.

Kadın diyecek ki, sevdim seni be çocuk. Garip sevdim seni. Yerleştiremeden. Yer bulamadan. Yer bırakmadan sana, dolu dolu sevdim. Yerle yeksan olarak, yerden yüksekte kalarak, yerle göğü buluşturarak sevdim. İnanmadın sevmelere, inanmamıştın.

Geçmişti tüm sevmelerin son sevişme tarihi.
Bitmişti bir öykü başlamadan daha...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sen ve Ben

Geçenlerde Power FM'de bir şarkıya rastladım. Resmen beni ele geçirdi. 
Çok yüksek olmayan bir tempo, akla takılan bir melodi ve bir kelimesini bile anlamadigim (arada bir "perişan" duydum sanki) sözlerin böyle cezbedici olmasi.. Beni benden aldı.

Kulak kesildim, baktım sözler Farsça gibi. Hemen SoundHound'u açtım, şarkıyı buldum: Man o tu.

Şarkıya sardıktan sonra öğrendim ki sözler Mevlana şiiri imiş. Aklım bir daha kaçtı. 

Şiirin Farsça ve Türkçesini yazayım, tam olsun.
Dinleyin, dinletin.

khonak an dam ke neshinim dar eyvan, man o to
be do naghsho be do soorat, be yeki jan, man o to
khosh o faregh ze khorafat-e-parishan, man o to
man o to, bi man o to, jam' shavim az sar-e-zogh

saadet zamanı: avluya doğru oturmuşuz, sen ve ben
endamımız çift, sûretimiz çift, rûhumuz tek, sen ve ben
bulandıran palavralardan âzâde, gamsız bir keyif, sen ve ben
sen ve ben, ne sen varsın ne de ben, bir olmuşuz aşk elinden





Periscope'uyoruz!

Biraz Paris'te turlamaya ne dersin? Ya da Riyad'da toplantıya yetişmeye? Milano'da metroya binsek? Maryland'deki kazları izlesek beraber?

Bunların hepsini yaparız tabii ömrümüz varsa. Seyircisi olmaksa bu ara hem bedava hem de fena eğlenceli. 

"Periscoping" gibi bir ifadeyi hayatımıza katan, şahane bir uygulamadan söz ediyorum: Periscope

Şurada daha bir yıl önce ortaya çıkan "dünyayı başkasının gözlerinden görme" fikrinden doğan bu "app", uygulamanın yaratıcıları Kayvon Beykpour ve Joe Bernstein'in aklından öptürecek cinsten. 

Uygulamanın resmi internet sitesinde dünyanın dört bir yanını görmenin büyüsünden bahsederken Kapadokya'ya da selam çakan adamlar, şu cümleyle gönülleri fethediyor: Bir fotoğraf, binlerce söze değer olabilir. Ama canlı bir video, seni başka bir yere götürebilir.

Nasıl çalışıyor? 

Bu arada sadece ios'larda çalışıyor. Ancak Android cihazlar için de uygulamanın eli kulağında. 

Uygulamayı indiriyor, varsa Twitter …

Haftanın Güzelleri: ActOrchestra - Sıfırdan Sonra

Hayatta bazı güzellikler var; hiç beklemediğiniz bir anda haberdar olduğunuz ve iyi ki de bana göründü dediğiniz güzellikler. İşte geçtiğimiz hafta ben böyle iki güzelliğe denk geldim.

Konuşmak? Yani bildiğimiz anlamda? Hayır.


Bursa'da bu yıl dördüncüsü düzenlenen "Bursa Uluslararası Balkan Ülkeleri Tiyatro Festivali", Devlet Tiyatroları'nın şahane etkinliklerinden biri oldu. Ancak bu festivalin bir oyunu vardı ki, sanırım sahne sanatları hakkında herhangi bir şey beni uzun zamandır böyle düşündürmedi.

Actorchestra'dan söz ediyorum. Bükreş Ulusal Tiyatrosu oyuncularının sahnelediği, tek perdelik bu oyunda herhangi bir dilde konuştukları söylenemez. Ancak herkese aynı anda aynı duyguları hissettirecek, senkron sıkıntısı yaşatmadan güldüren, coşkulandıran bir performans izlediğimizi içtenlikle söyleyebilirim. 
Aslında biraz önce her ne kadar "bir tiyatro festivalinde" kendisini "oyun" diye çağırmış olsam da, bu seyri doğru tanımlamak biraz güç. N…