Kayıtlar

İmza Günü

Resim
Beyazıt Kitap Fuarı Carpe Diem Standı'nda 3 Eylül 2010 Cuma akşamı iftar sonrası Ne demiş Mevlana ve Ne demiş Shakespeare isimli kitaplarımı imzalayacağım. Görüşmek ümidiyle!
Huzurlu ve mutlu bir uyku gibisi yoktur. Ola ki bunlardan biri eksilir, işte o zaman o uykulara yatılmasa da olur..  Yatılmaz da işte..
Size ayrılan sürenin sonuna geldik.  Yayında ve yapımda emeğiniz geçmediği gibi bir de iliğimizi kuruttunuz.   Beter olun! 

Terazi

Terazi ve onun dengesine inandım, evet. Yalnız kefelerde sıkıntı var..  Nihai kararım : adil olmadığı terazilerin.. 
Vazgeçmek , bazen insana "bu gerçekten ben miyim" diye sorduracak denli kesin ve keskindir. 

Geçen Haftaya Bak II...

Geçen hafta kendimi Nevizade'de bi' başıma buldum. Ne o, Fenerbahçe - Galatasaray maçını izleyeceğim. İzledim. Bir nevi deplasmanda.. Nevi'de. Fenerbahçe'ye edilen küfürler arasında, dimdik dura dura, kendimle konuşa konuşa.. Nihayet M. ve E. geldi de yanıma, "hatun başıma" kalkıştığım bu işte dayak yemeden eve dönmemi sağladılar. Bi' ara niyeti bozup Fenerbahçe marşları söylemeye başlamıştım zira..  Sonra yine geçtiğimiz hafta biricik kuzen E. ile Beşiktaş - Vikingur maçını izledik. Tabii, erkek kuzeni maç izlemeye zorlamak konusunda benim gibi başarılı başka biri de var mı merak ediyorum. Cancağızım maçın hangi kanalda olduğundan bile haberdar değilken pek, ben onu tuttuğum gibi maçı izlemeye götürdüm. Ama dedim, canımdır. Hem de mis bir Beşiktaşlı'dır. Tadından yenmedi..  Geçtiğimiz haftaya damgasını vuran en büyük meselelerdi bunlar.. Futbol hayatımın orta yerine oturdu. Yani ben hayatımın orta yerine oturanları kaldırdım derken, kaldırd...

İstanbul'un Orta Yeri'nde Bir Cumartesi

Resim
Cumartesi gecesi enfes bir organizasyondaydım. Şöyle söyleyeyim; Fatih Akın , İstanbul Boğazı , birbirinden değerli dostlar..  Bu ipuçları bir şey anlatmadıysa, ben anlatayım.  İDO ve Utopic Farm 'ın katkılarıyla düzenlenen organizasyonda Barış Manço vapuru onlarca konuğu ağırladı. Vapurda Fatih Akın'ın İstanbul Hatırası'nı izledik birlikte. Ancak sadece filmi izlemedik desem yeridir. Boğazın iki yakası arasında, kulağımıza çalınan "İstanbul melodileri" ile en çok İstanbul'u izledik. Hadi, çoğul konuşmayayım. Ben öyle yaptım.  Tabii birbirimizi bulmuşuz, kolay bırakmak olmaz. Organizasyon sonrası, vapurumuz bizi aldığı yere, Kabataş'a bıraktıktan sonra Beşiktaş'a Okyanus'a uzandık. Okyanus dediğim meyhane işte canım.. Bir "U" masada, saatler süren lezzetli, bol mezeli, şarkılı türkülü muhabbet çıktı sonra sahneye.  Gece, ardından Taksim'e doğru uzadı, sabaha vardı. Uykusuz başladığım Pazar gününde bir de Menemen çeki...