Kayıtlar

Aşktan Uzak, Reklama Yakın..

Resim
"Reklam dünyasında gerçekliğin kabul edilir bir şey olmadığını sana öğretmediler mi? Bu nedenle "gerçek" bir şey yaptıkları zaman, mutlaka abartırlar. Bilirsin işte; mutlu aileler, yakışıklı, incecik insanlar, köpek yavruları, kediler, pırıl pırıl mutfaklar, kocaman banyolar. Yani bir sürü aldatmaca." Aşktan uzak, reklama yakın her kişi, hatunlar bilhassa okumalı. 

Üşümek

Resim
bir erkeği en çok sevdiğiniz anda hissettiğinizdir. ve onu terk ettiğinizde hissettiğiniz. bir de ona geri döndüğünüzde sonra.. kapısını tırmaladığınızda. kapısını araladığınızda. koynuna girdiğinizde. en çok koynuna girdiğinizde.. "bir erkeği daha çok sevemem" dediğiniz anda hissettiğinizdir. ve onsuz yaşamak zorunda olduğunuz sürece hissettiğiniz..

Öbür Adı

Resim
kul olmak, bazen sadece "sevmenin öbür adı" olur. yüz sürmek, boyun eğmekten ötesidir böyle bir kul olmak. kendi içinde "efendi" leşmektir.. nasıl da demiş hüsnü, "kul oldum ne güzel, efendin olmadım." .. işte bu da "sevilmiyor olmanın öbür adı" olur.

Sarının İçi...

Resim
Oysa nasıl da başkaydın yanımda; sarının içinde, laciverte yakın ..  "Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.."

Evimde Moova Var!

Resim
Geçtiğimiz gün evde ben üç kutu güzellik karşıladı! Yoğun geçen günün yorgunluğuyla tam uzanıp da film izlerken sızmak niyetindeyken Moova 'larım belirdi karşımda.  Özellikle kutu tasarımları oldukça konuşulan Moova 'yı bu radikal seçiminden dolayı tebrik etmek gerek öncelikle. Rakiplerinin beyaz tutkularının aksine onlar, koyu mordan yola çıkıp logotype'larını da artistik bir biçimde oluşturmuşlar. Öte yandan kutuların ön yüzünde eğlenceli bir algı oyununa dönüşen "süt pencereleri" ise çok keyifli. "Aa kutunun içi mi görünüyor?" dedirtiyor her görene.. Belirtmeden geçemeyeceğim, sütün yağ derecelerini gösteren minik noktalar da oldukça estetik.  Sütü, "sadece çocuklar için satın alınan bir ürün" algısından oldukça uzak bir yere taşıyor Moova bu başarılı, incelikli sunumuyla. Düşünülmemiş, kaba işler arasında parıldıyor sahiden.  Uzun zamandır keyifle süt içmiyordum. Moova ve Zarakol ekibine tekrar teşekkürler. 

Dali'nin Galası..

Resim
Dali ve Gala 'ya öykünen sevgililer vardı zamanında..  Zamanları geçti.  Onlardan artık sadece Dala ve Gali olabilir belki..  Zorlarsak..

Acımasız Tanrı

Resim
Sinemadan tiyatro hazzı duyamadığı için uzak duranlar varsa, rica ederim Carnage'ı izlesin.  İzlesin de perde nasıl bir anda sahneye dönüşür, görsün.  Gönülsüz de olsa oyuncu kadrosunun büyüsüne kapılıp izlemeye başlarken buluyorsunuz kendinizi. Polanski cazibesi de var tabii filmin.. Derken bir sahne açılıyor, film boyunca kapanmak nedir bilmiyor. Mekan sabit, oyuncular sabit, girişler çıkışlar, karmaşalar, çözülmeler tam bir tiyatro akışında. Zira film, aslında bir tiyatro eserinin perde uyarlaması. Yasmina Reza'nın God of Carnage oyunundan bahsediyorum. Oyun uzun yıllar Broadway'de kendine yer ve sağlam izleyici kitlesi edinmiş. Polanski'nin elinde de "hadi canım, hiç olur mu?"ları bir bir ortadan kaldırmayı becermiş.  Spoiler verme niyetim yok filmle alakalı. Çocukları bir parkta kavgaya tutuşan iki ailenin hesaplaşmalarını izliyoruz filmde. Sakin başlayan, sonrasında şiddetlenen, şiddetlendikçe türlü sorgulamaları beraberinde getiren, i...

Twitter'dan Nağmeler vol. 8

Hayatın bazı gerçekleriyle doku uyuşmazlığı yaşıyorum. Sağduyusu parayla, statüyle satın alınmış bir toplumuz artık. Öznel doğrulara tahammülsüzlüğümüz, gerçeklere körlüğümüz açıklanamaz yoksa. Bazı kitapları okurken sayfalarına notlar alıyorum.. Bu bazı notlarda kitapların yazarlarıyla konuşuyorum. Evet. Deli değilim. Hani o "hayatım gözümün önünden film şeridi gibi geçti" anı var ya, işte o anın fon müziğidir Frédéric CHOPIN'den Nocturne.. Hayat şaşırtıcı.. Karambolde gol yememeye bakmak lazım.. Bileti Migros'tan aldım deyince "Piii sizin biletler Migtos'ta mı satılıyor" diyen güzel insanlar tanıyorum. Bazen bazı insanların mutsuz olmasını dileyebilir insan. En azından çok da mutlu olmamasını.. Kötü kalpliliğe işaret değildir bu. Bugun Eren ve Selin'den sonra Ela katıldı ailemize.. Biricik abimin güzel kızını görmeye gidiyorum! Ömrun uzun olsun Ela kız.. + Hafta sonu n'apıyorsun? - Saha kapattırıyorum.. Baz...

Yeni!

Resim
Ne çok zamandır gıkım çıkmıyor... Hayatım değişti biraz, belki de ondan.  Paha biçilmeyecek tecrübeleri geride bırakıyor insan her gün de fark etmiyor doğrusu. İşte benim de başımdan bir dizi deneyim geçiverdi şu sessizliğimi de içine alan zamanda.  İş değiştirdim. Memleketimin güzide bir yayınevinde sürdürmekte olduğum görevim ömrünü nihayete erdirdi. Bir aralık kafamı dinleyeyim dedim bu Aralık. Lakin duramadım. Kalem durur mu!  Burada durduğuna bakmayın. Şu gezegene üretmeye gelmiş insan hastalığı benimki. Bir süre kendimi, kafamı dinleyip iş güç peşine düştüm. Yine bir ajansa düştü yolum, keyifli bir ajansa hem de.  Tarihi yarım adadan öte yana gidip geliyorum şimdi, Levent civarında, çocukluğumun geçtiği sokaklarda yürüyorum her sabah. Her nefesimde de dua ediyorum, bu güzelliği tekrar böyle yakından görüp yaşayabildiğim için. İnsanlar için güzel şeyler dileyin, siz siz olun. Onlar için bazen iyi şeyler yapmıyor olduğunuzu düşünseniz bile,...

Fuar'dan...

Resim
dün tüyap kitap fuarı'nda okurlarımızla buluştuk, keyifli sohbetler ettik güzel anılarımız oldu yine.. onlardan ilerleyen günlerde stantta çekilmiş fotoğraflarla bahsedeceğim.  imza etkinliğinden sonra biraz fuarı dolaşma fırsatı buldum. birkaç saat.. kafamdaki ve kütüphanemdeki eksikleri tamamladım, yıllardır tanışmak arzusunda olduğum çok keyifli bir adamla, aydın boysan'la tanıştım, günüm daha bir şenlendi şüphesiz..  işte günden kalanları, kütüphanemin eski eksiklerini paylaşayım dedim ben de.  aralarına yenileri mutlaka katılacak pazar'a kadar.

İmza Haberi

Resim
Yarın saat 14:00'te Tüyap Kitap Fuarı'nda Carpe Diem Kitap standında kitaplarımla ben sizi bekliyor olacağız, gelirseniz söyleşir, mutlu oluruz!  2. salondayız, bekleriz!

kan-ama

Resim
sadece bakarsın, gördüğünün ardını görmek için karanlıkla bir dalaşa girer,  yırtar, yırtılır, kanarsın.  dert değildir kanamalar karanlıkta, çünkü kan, sıcak bir akıştır yalnız y u k a r ı d a n aşağıya üç harfli.  sadece akarsın,  gördüğünün ardına sızmak için. sessiz bir dalaşa girer,  bağırır, çağırır, kanarsın.  dert değildir kanamalar, n e r e d e n   b a k a r s a n üç harfli.

Twitter'dan Nağmeler vol.7

Yaşarken bunca yaralanıp yaralarından dolayı ölmeyen bir canli yok,  insandan baska   . Her üzüntüde kim daha çok ağlayacak, her sevinçte kim daha çok gülecek gösterisi.. Tıpkı egosantrik dönemi insanın, 3-6 yaş reaksiyonu.. "Tünele kamyon giremez" cümlesinin kamyonu incittiği fikrindeyim. Söz unutulur göz unutulmaz diyen sarkilara itimat etmeyin. Gol sevincini elleriyle kalp yaparak süsleyen futbolcuya karşı değişik hisler besliyorum. Kutlamak kısıtlı bir eylemdir. Bugun her şeye rağmen, ısrarla, inatla cumhuriyeti yaşayın! Geçmişin hesabını sorma derdindeki insan, bugün oyunlarla "eksiltilen" toprağını görmüyor. Bugüne bak, bu gidişle yarın yok hiçbirimize.. Bayramdan sonra İstanbul kitap kokacak.. Tüyap Kitap Fuarı 12 Kasım'da başlıyor. Listeleri oluşturmaya başlamak gerek! Yalnızlık bir bakıma uyumak gibi. Nasıl uyudukça uyumak ister insan, yalnız kaldıkça da yalnızlık istiyor, başka türlüsünü yapamıyor çünkü. Ay...

Kesik

Resim
Jilet Yiyen Kız * okudu yanımda,  bir kısa yolculukta. Keskindi yüz hatları, nasıl keskindiyse kızın gırtlağını zorlayan demir, öyle.  Bitecek bir öyküydü, başlamadan,  bir durak sonra.  Tüm kesiklerden daha derin bir iz bırakacak. Attila 'dan mı, havalardan mı, bilmem.  *Bir Attila İlhan şiiri. 

Aşk, Terlik, Yastık...

Resim
bir terlik ya da bir yastıktır evinde.  bir maç yahut bir otobüs bileti, şehirlerarası..  evden uzaklaştığı anda onlar biter aşk.   ya da aşk bittiğinde uzaklaşır aşkı hatırlatan ne varsa.  iyi olur. olduğu gibi biter.  bittiği gibi devam eder hayat kaldığı yerden.  bir sonraki terliğe, bir sonraki yastığa, maç yahut otobüs biletine, şehirlerarası.  çünkü aşk, ne kadar inkar etsek de başka bedenlerle yaşadığımız bir sabittir.  çünkü aşk, kendi nefsinden, nefesinden can bulanıdır insanın..

İnsanın Acısından Beslenmek

Resim
Her kim ki Van'daki felaketin ardından "iyi oldu, göndermeyin yardım" der, bunu aklından geçirirse, odur bölünmek için ilk ilmeği çözen..  Hain her yerde hain nihayetinde, hain benim evimin arka sokağında da hain, Van'da da, Hakkari'de de..  Fakat o felaket, benim vatanımın toprağında oldu, benim insanımın başına geldi, canı yandı.. Şimdi  onu  itmek, ötelemek, bölünmeye razı, dünden hevesli olmanın işaretidir olsa olsa..  Çünkü oradaki anne bitirecek terörü, oğlunu dağa göndermeyecek olan o anne .. O anne bugün yıkılan evinin başında beklerken, ona elini uzatmayan devlet, asker, polis nasıl çıkıp da "siz bizdensiz, biz ayrı gayrı değiliz" diyecek, hangi yüzle? Hem biz değil miyiz, dünyanın öbür ucunda gözyaşı döken çocuklar gördüğümüzde, onlarla ağlayanlar? Burnumuzun dibindeki evlatlara, annelere, babalara nasıl sessiz kalır, bir de sessizliğimize çirkin örtüler sereriz? Biz değiliz dünyanın öbür ucunda gözyaşı döken çocuklar gö...

Son 60 Yılın En Çok Satan Kitapları...

Resim
1950'den bugüne New York Times 'ın "en çok satan kitaplar" listesi..  Gezinmesi oldukça keyifli..  Göz atmak için tıklayın !

Mecal

Resim
Büyüdükçe daha çok susuyordu dışımız.  Biz sustukça içimiz büyüyordu.  Tanımlamaya mecalimiz kalmıyordu kendimizi,  Kendimizi bir yerlere konduramıyorduk,  Olduramıyorduk herhangi bir şeyleri susmaktan,  Büyüyorduk.  Sade büyüyorduk, biraz daha susmaya. 

Soruya Soru Sorma(k)..

Resim
- Bu akşam nereye gitsek? - Nereye gidelim? E ben de onu soruyorum sana..  Yani hayatımızın ne kadarını harcadık, soru sormak ve sorulara soruyla yanıt vermekle sence? Bir düşün..  - Özledin mi beni? - Sen beni özledin mi? Mesela sormak yerine seni özleyip özlemediğini, evet ya da hayır deseydin bir daha özlerdim ben seni o yanıt sırasında. Vermedin o fırsatı ama bana, soru sormayı seçerek zaman kazandın sözde. Özlemekten oldum ben de. İki mislini yaşardık ne yaşadıysak, sorulara yeni sorular sormayı seçmeseydik.  Yanıtlar, ne yaşadıysak bir o kadar daha yaşatırdı bize, iyi - kötü.. Görsel:  http://www.behance.net/gallery/Identity-Self/310124

Bin emek aşk, bir ölü bebek..

Resim
karnında henüz nefes almadan ölmüş bir bebekle yaşamanı gerektiren aşktır o.  önce bin emek hayal edip gecelerce koynunda uyuttuğun,  başını okşadığında yalnız o bebek tenine değebileceğin,  iki tel saçının arasından bembeyaz tenine dokunacağın  ve yalnızca hayallerine doğacak kadar hayata tutunabilmiş bir ölü bebekle.  kim bilir ne zaman bedeninde büyüyeceğini bilmediğin  ileride bir zaman hayata gerçekten tutunacak bebeğinin doğabilirliğini reddettiren aşktır o.  intihardır, yıkımdır, özlemdir. ama en çok sahip olmadan daha bir tanesine bile,  evlat acısıdır yaşanan o aşk.