Ana içeriğe atla

Farz


Tophane'de içilecek bir bardak çayın özlenecek nesi var..

Ya da Galatasaray’da içilmiş bir bardak çayın?
İçilen çayın ne önemi var söylenenler, duyulanlar varken?

İstanbul, sen necisin?

Bir fondan ibaret varlığın içilirken çaylar, içimde boğaz'ının yutkunmalarını duymak ne ifade edebilir bana söyle, kulağım başka bir sesteyken? Sen gözlerimi ne kadar boyayabilirsin, ben onları bambaşka bir renge boyarken..

Gecenin bir yarısında ben otururum, bir yarısında o. Yarım mıyım bilmiyorum ama tamam olmadığım kesin. O da öyle, özledikleri var, özlemedikleri de bir o kadar. Hesap tutarken böyle İstanbul’un eksikliğini de İstanbul’a soruyorum. Çünkü benim bulduğum yanıtlar doldurmuyor dişimi, aşımı oldurmuyor. O söylüyor ben duymuyorum, yazıyorum söylediklerini salt zihnimde uçuşan sözcüklerinden. Bir gece yarısı yarım yamalak konuşuyorum kendi sesimle, duyulduğum ya da duyulmadığımdan bihaber.

Yağmur yağacak endişesini bilirsin modern insanın. "üşütürüm, hasta olurum, evimden çıkamam, insanları öpemem, dokunmazlar bana hasta olursam, kıvranırım ağrıdan, kırılırım.." işte yağmur altında kalacağında tüm başına gelebilecekleri düşünüp hem kendim için hem onun için endişe duyarım ben. "acaba üzerindeki yetecek mi ona" derim, "koruyacak mı tenini, sıcağını üzerindeki o incecik şey? İçtiği çay onu ılık tutmaya yeter mi" derim, der dururum. Çünkü durmam farzdır. Çünkü onun gitmesi de en az benim durmam kadar farzdır. O gider. Ben kalırım. Ben bir çay daha içer, annemin omzuna yaslarım başımı. İstanbul akmaya devam eder.

Oysa hep derler, "İstanbul dermandır tüm dertlerine, yaralarını bilir, sarar, öper de uyutur seni, İstanbul seni anlar.." İstanbul yalnız kendine ağlar. Bilmez içtiğim o son çayın nasıl da damağımda durduğunu..

"Topkapı Sarayı’nı görmeye çıkıyorum üst kata"..
"Şuradan Ayasofya’ya bir baksak ya, muhteşemdir manzarası?"..
"Sen bir nargile içsen kavunlusundan, ben de bir nefes çeksem, Tophane'de ama?"..

Ben bunları söylerim.. Ben sana bunları söylerim de sen İstanbul’u özledim sanar, kanarsın. Ben bunları söylerken dilimin ucunda şekeri durur içtiğim o çayın, gözümde boğazın siyahı, ciğerimde dumanın beyazı durur.. Sen benim derdim İstanbul zannında kalırsın.

Gerçek bambaşkadır.
Yoksa.. Tophane'de içilecek çayın nesi başka, nesi farklı Galatasaray’da içilen çayın? Çayın ne önemi var..

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sen ve Ben

Geçenlerde Power FM'de bir şarkıya rastladım. Resmen beni ele geçirdi. 
Çok yüksek olmayan bir tempo, akla takılan bir melodi ve bir kelimesini bile anlamadigim (arada bir "perişan" duydum sanki) sözlerin böyle cezbedici olmasi.. Beni benden aldı.

Kulak kesildim, baktım sözler Farsça gibi. Hemen SoundHound'u açtım, şarkıyı buldum: Man o tu.

Şarkıya sardıktan sonra öğrendim ki sözler Mevlana şiiri imiş. Aklım bir daha kaçtı. 

Şiirin Farsça ve Türkçesini yazayım, tam olsun.
Dinleyin, dinletin.

khonak an dam ke neshinim dar eyvan, man o to
be do naghsho be do soorat, be yeki jan, man o to
khosh o faregh ze khorafat-e-parishan, man o to
man o to, bi man o to, jam' shavim az sar-e-zogh

saadet zamanı: avluya doğru oturmuşuz, sen ve ben
endamımız çift, sûretimiz çift, rûhumuz tek, sen ve ben
bulandıran palavralardan âzâde, gamsız bir keyif, sen ve ben
sen ve ben, ne sen varsın ne de ben, bir olmuşuz aşk elinden





Periscope'uyoruz!

Biraz Paris'te turlamaya ne dersin? Ya da Riyad'da toplantıya yetişmeye? Milano'da metroya binsek? Maryland'deki kazları izlesek beraber?

Bunların hepsini yaparız tabii ömrümüz varsa. Seyircisi olmaksa bu ara hem bedava hem de fena eğlenceli. 

"Periscoping" gibi bir ifadeyi hayatımıza katan, şahane bir uygulamadan söz ediyorum: Periscope

Şurada daha bir yıl önce ortaya çıkan "dünyayı başkasının gözlerinden görme" fikrinden doğan bu "app", uygulamanın yaratıcıları Kayvon Beykpour ve Joe Bernstein'in aklından öptürecek cinsten. 

Uygulamanın resmi internet sitesinde dünyanın dört bir yanını görmenin büyüsünden bahsederken Kapadokya'ya da selam çakan adamlar, şu cümleyle gönülleri fethediyor: Bir fotoğraf, binlerce söze değer olabilir. Ama canlı bir video, seni başka bir yere götürebilir.

Nasıl çalışıyor? 

Bu arada sadece ios'larda çalışıyor. Ancak Android cihazlar için de uygulamanın eli kulağında. 

Uygulamayı indiriyor, varsa Twitter …

Haftanın Güzelleri: ActOrchestra - Sıfırdan Sonra

Hayatta bazı güzellikler var; hiç beklemediğiniz bir anda haberdar olduğunuz ve iyi ki de bana göründü dediğiniz güzellikler. İşte geçtiğimiz hafta ben böyle iki güzelliğe denk geldim.

Konuşmak? Yani bildiğimiz anlamda? Hayır.


Bursa'da bu yıl dördüncüsü düzenlenen "Bursa Uluslararası Balkan Ülkeleri Tiyatro Festivali", Devlet Tiyatroları'nın şahane etkinliklerinden biri oldu. Ancak bu festivalin bir oyunu vardı ki, sanırım sahne sanatları hakkında herhangi bir şey beni uzun zamandır böyle düşündürmedi.

Actorchestra'dan söz ediyorum. Bükreş Ulusal Tiyatrosu oyuncularının sahnelediği, tek perdelik bu oyunda herhangi bir dilde konuştukları söylenemez. Ancak herkese aynı anda aynı duyguları hissettirecek, senkron sıkıntısı yaşatmadan güldüren, coşkulandıran bir performans izlediğimizi içtenlikle söyleyebilirim. 
Aslında biraz önce her ne kadar "bir tiyatro festivalinde" kendisini "oyun" diye çağırmış olsam da, bu seyri doğru tanımlamak biraz güç. N…