4.1.11

Farz


Tophane'de içilecek bir bardak çayın özlenecek nesi var..

Ya da Galatasaray’da içilmiş bir bardak çayın?
İçilen çayın ne önemi var söylenenler, duyulanlar varken?

İstanbul, sen necisin?

Bir fondan ibaret varlığın içilirken çaylar, içimde boğaz'ının yutkunmalarını duymak ne ifade edebilir bana söyle, kulağım başka bir sesteyken? Sen gözlerimi ne kadar boyayabilirsin, ben onları bambaşka bir renge boyarken..

Gecenin bir yarısında ben otururum, bir yarısında o. Yarım mıyım bilmiyorum ama tamam olmadığım kesin. O da öyle, özledikleri var, özlemedikleri de bir o kadar. Hesap tutarken böyle İstanbul’un eksikliğini de İstanbul’a soruyorum. Çünkü benim bulduğum yanıtlar doldurmuyor dişimi, aşımı oldurmuyor. O söylüyor ben duymuyorum, yazıyorum söylediklerini salt zihnimde uçuşan sözcüklerinden. Bir gece yarısı yarım yamalak konuşuyorum kendi sesimle, duyulduğum ya da duyulmadığımdan bihaber.

Yağmur yağacak endişesini bilirsin modern insanın. "üşütürüm, hasta olurum, evimden çıkamam, insanları öpemem, dokunmazlar bana hasta olursam, kıvranırım ağrıdan, kırılırım.." işte yağmur altında kalacağında tüm başına gelebilecekleri düşünüp hem kendim için hem onun için endişe duyarım ben. "acaba üzerindeki yetecek mi ona" derim, "koruyacak mı tenini, sıcağını üzerindeki o incecik şey? İçtiği çay onu ılık tutmaya yeter mi" derim, der dururum. Çünkü durmam farzdır. Çünkü onun gitmesi de en az benim durmam kadar farzdır. O gider. Ben kalırım. Ben bir çay daha içer, annemin omzuna yaslarım başımı. İstanbul akmaya devam eder.

Oysa hep derler, "İstanbul dermandır tüm dertlerine, yaralarını bilir, sarar, öper de uyutur seni, İstanbul seni anlar.." İstanbul yalnız kendine ağlar. Bilmez içtiğim o son çayın nasıl da damağımda durduğunu..

"Topkapı Sarayı’nı görmeye çıkıyorum üst kata"..
"Şuradan Ayasofya’ya bir baksak ya, muhteşemdir manzarası?"..
"Sen bir nargile içsen kavunlusundan, ben de bir nefes çeksem, Tophane'de ama?"..

Ben bunları söylerim.. Ben sana bunları söylerim de sen İstanbul’u özledim sanar, kanarsın. Ben bunları söylerken dilimin ucunda şekeri durur içtiğim o çayın, gözümde boğazın siyahı, ciğerimde dumanın beyazı durur.. Sen benim derdim İstanbul zannında kalırsın.

Gerçek bambaşkadır.
Yoksa.. Tophane'de içilecek çayın nesi başka, nesi farklı Galatasaray’da içilen çayın? Çayın ne önemi var..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

yok'la'ma!