Yerden Yüksek
Söz bitti belki, yüzüm silindi, kırıldı aynam. Ama yeni başlıyor onun hikâyesi. Gözleri heyecan dolu, bilmediğinden ürkerken, merakla yaklaşıyor aynı zamanda ona, her neyse. Eline alıyor, içine bakıyor, kokluyor bazen; bazen tadına bakıyor dilinin ucuyla. Ama hep heyecanlı, hep anlatıyor. Ellerini kullanıyor bazen, bazen göz kapaklarını, kirpiklerini. Bazense, sadece üzerine basa basa diline getirdiği “r”lerini kullanıyor beni kendisine kilitlemek için. Hep konuşuyor, hep yetişmeye çalışıyor bir yerlere. Bir ev arzuluyor sıklıkla, evde olma hissi ona güven veriyor belli ki. Ve diğerleri gibi sıkılmıyor ona güven veren bir şeyi başkalarına söylemekten. Korkmuyor deşifre olmaktan, çekinmiyor bilinmekten. Oyunlar oynuyor kendince, yerlerde, yerden yükseklerde. Kahkahaları, güven kokan evin duvarlarına çarpıp çarpıp geri geliyor, büyüyerek daha da. Susuyor sonra, anlaşılabilecek her manada susuyor. Önce bir bardak, ardından elma suyu değiyor dudaklarına. Sudan daha çok sevdiğini söylü...