Ana içeriğe atla

Vaktiyle söylemiş sözler I



bir vicdan rahatlatma cümlesidir "dost kalalım".. 

ayrılmak konmuştur bi kere kafaya, gidilip sevgiliye söyleme, sevgiliyle konuşma safhası kalmıştır işin.. 

onca zaman geçmiştir ya hani, biraz bağımlılık biraz alışkanlık biraz bir şeyler olmuştur nihayetinde, elden bir şey gelmez bu hususta.. ama bir cümle vardır akılda, sabittir "dost kalalım".. 

siz sevgilinin karşısında zaman zaman ezik büzük, zaman zaman şahlanmış bir at kıvamında tek başınıza alıverdiğiniz o ayrılık kararından bahsederken, sevgiliniz durumun nereye varacağını fark eder, susar.. 

konuşulmadan, lönk diye alınan bir ayrılık kararı sevgilinin kumaşıyla doğru orantılı bir etki bırakır.. 

olur da sevgili biraz dudak büker, dudak titretir ve dudaklarına 90 derecelik açı ile iki adet göz yaşı indirirse, sizin de "sözde mendil"iniz cebinizden çıkar, "dost kalalım".. 

bunu söylersiniz, hani ortam yumuşasın, göz yaşları kurusun falan diye.. yine kumaşına bağlı olarak sevgili, ya kabul eder bu durumu, günün birinde yeniden sevgili olmak umuduyla ya da ağız dolusu ağır cümleler döker ortalığa.. 

eski sevgiliden dost olmaz.. olursa da o "dostluk" bildiğimiz anlamından başka bir yere doğru sürüklenir. tabi bu tarif, ilkokul aşklarını, saftirik ilk aşkları kapsamaz.. 

kırılan dökülen, ani ayrılık sarsması sonucu yarısını yitiren bir sevgili için dost kalalım, kelin kelliğinin üzerine çıkan çıbanla eş değerdir..

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sen ve Ben

Geçenlerde Power FM'de bir şarkıya rastladım. Resmen beni ele geçirdi. 
Çok yüksek olmayan bir tempo, akla takılan bir melodi ve bir kelimesini bile anlamadigim (arada bir "perişan" duydum sanki) sözlerin böyle cezbedici olmasi.. Beni benden aldı.

Kulak kesildim, baktım sözler Farsça gibi. Hemen SoundHound'u açtım, şarkıyı buldum: Man o tu.

Şarkıya sardıktan sonra öğrendim ki sözler Mevlana şiiri imiş. Aklım bir daha kaçtı. 

Şiirin Farsça ve Türkçesini yazayım, tam olsun.
Dinleyin, dinletin.

khonak an dam ke neshinim dar eyvan, man o to
be do naghsho be do soorat, be yeki jan, man o to
khosh o faregh ze khorafat-e-parishan, man o to
man o to, bi man o to, jam' shavim az sar-e-zogh

saadet zamanı: avluya doğru oturmuşuz, sen ve ben
endamımız çift, sûretimiz çift, rûhumuz tek, sen ve ben
bulandıran palavralardan âzâde, gamsız bir keyif, sen ve ben
sen ve ben, ne sen varsın ne de ben, bir olmuşuz aşk elinden





Periscope'uyoruz!

Biraz Paris'te turlamaya ne dersin? Ya da Riyad'da toplantıya yetişmeye? Milano'da metroya binsek? Maryland'deki kazları izlesek beraber?

Bunların hepsini yaparız tabii ömrümüz varsa. Seyircisi olmaksa bu ara hem bedava hem de fena eğlenceli. 

"Periscoping" gibi bir ifadeyi hayatımıza katan, şahane bir uygulamadan söz ediyorum: Periscope

Şurada daha bir yıl önce ortaya çıkan "dünyayı başkasının gözlerinden görme" fikrinden doğan bu "app", uygulamanın yaratıcıları Kayvon Beykpour ve Joe Bernstein'in aklından öptürecek cinsten. 

Uygulamanın resmi internet sitesinde dünyanın dört bir yanını görmenin büyüsünden bahsederken Kapadokya'ya da selam çakan adamlar, şu cümleyle gönülleri fethediyor: Bir fotoğraf, binlerce söze değer olabilir. Ama canlı bir video, seni başka bir yere götürebilir.

Nasıl çalışıyor? 

Bu arada sadece ios'larda çalışıyor. Ancak Android cihazlar için de uygulamanın eli kulağında. 

Uygulamayı indiriyor, varsa Twitter …

Haftanın Güzelleri: ActOrchestra - Sıfırdan Sonra

Hayatta bazı güzellikler var; hiç beklemediğiniz bir anda haberdar olduğunuz ve iyi ki de bana göründü dediğiniz güzellikler. İşte geçtiğimiz hafta ben böyle iki güzelliğe denk geldim.

Konuşmak? Yani bildiğimiz anlamda? Hayır.


Bursa'da bu yıl dördüncüsü düzenlenen "Bursa Uluslararası Balkan Ülkeleri Tiyatro Festivali", Devlet Tiyatroları'nın şahane etkinliklerinden biri oldu. Ancak bu festivalin bir oyunu vardı ki, sanırım sahne sanatları hakkında herhangi bir şey beni uzun zamandır böyle düşündürmedi.

Actorchestra'dan söz ediyorum. Bükreş Ulusal Tiyatrosu oyuncularının sahnelediği, tek perdelik bu oyunda herhangi bir dilde konuştukları söylenemez. Ancak herkese aynı anda aynı duyguları hissettirecek, senkron sıkıntısı yaşatmadan güldüren, coşkulandıran bir performans izlediğimizi içtenlikle söyleyebilirim. 
Aslında biraz önce her ne kadar "bir tiyatro festivalinde" kendisini "oyun" diye çağırmış olsam da, bu seyri doğru tanımlamak biraz güç. N…