29.1.09

günah

taş kesilir. bildiğin taş. bir daha değmesin sana diye dua eder bulursun kendini.
dokunmaz. dokunamayacağı kadar uzaklara gider, bile isteye.
çünkü durulmaz buralarda artık.


"bedelini ödemek yerine, gizlenmeyi seçecektir."

27.1.09

Ruh Halleri IV

Mugison - I want you
Madrugada - Whatever happened to you
10 Years - Wasteland
Ersel Serdarlı - İstanbul
Roza Eskinazi - İme Prezakias

18.1.09

kıyı

"Aç uykulu kulaklarını, beni dinle.
Sihirle işim yok, kendimle de.
Çünkü kaçmak tek derdim
Kıyında doğabileceğim bir güne."

Akıyor gözlerinden, kararlılıkla karışık bir hüzün. Sanki geçen zamanda verilmiş ve tutulmuş sözlerin sancısı kucağında, kurulup da ağırlıklarından yürüyemiyorsun. Önce hepsinden, uyanamıyorsun sen.

Ben, bildiğin ve sevdiğin, şimdilerde gelmediğin belki de gelmek istemediğin, hatta köşe bucak kaçtığın bir şehir.. Yıldızları batırıyorum kendime, knıyorum. Gözlerini görüyorum sonra, kanıyorum daha duymadığım sözlerine. Neden ve nereden gelen bir rüzgarla bilinmez, savruluyorum.

"Aç uykulu kulaklarını, beni dinle.
Büyüyle işim yok, kendimle de.
Çünkü kalmak tek derdim
Kıyına uzanabileceğim bir kentte."

16.1.09

beni anlamadın

bıraktığımda böyle değildin. daha durgun, daha kendini bilir görünüyordun yakınlaştıkça. hele içine girdikçe anlıyordum köklerinin nasıl da sağlam tutunduğunu toprağına ve nasıl sarsılmaz olduğunu, ayakta kaldığını. ama şimdi… baktığımda böyle değilsin.

günler gecelerce izledim seni. sessiz ve sadece kendimi dinleyerek. en büyük hatayı da burada yaptım belki. biraz dinleseydim seni o aralar, duyabilirdim içinden geçenleri. ama ben kendimi dinlemeyi yeğledim ve sustum seni. aslında bas bas bağırdım ya… derinleştirmeyeceğim daha fazla. zaten boğulmak üzereyim.

izledim seni dedim az önce. izledim, oturmanı, kalkmanı, ellerini ve gözlerini. gözlerinin kaçışlarını, gelişlerini -ki onlar en sevdiklerimdi-. sonra yavaş yavaş baktım ben gibi bakıyor, ben gibi duyuyor, konuşuyorsun hayatı. beni dinlemezken nereden duydun bunları deme. duydum. seni dinlemek için illa kulaklarımın seni duyar olması gerekmiyordu nihayetinde. ben, beni dinlerken seni duyabiliyordum. sonra konuşabiliyordum seni, sonra bakabiliyordum sana, içebiliyordum seni ama doyamıyordum. bunlar mühim olmayan detaylardı ve ben dünyanın görüp görebileceği en büyük yalancıydım.

sessizliğimde bunca şeyi duyduktan dinledikten sonra, anlatmaya başladım. tüm bu gözlemlerimi, özlemlerimi sonra. avuçlarının arasında bir gece bile olsa uykudan ölmek istediğimi. evet, bildiğin, tanıdığın, gördüğün yüzüm, avuçlarının arasında öylece, gözlerinin içine baka baka bir gece yarısı ölmek istediğimi, istediğim gibi de öldüğümü. yanaklarıma yaslanmış baş parmaklarının gözlerimden akan yaşları sildiğini ve dudaklarımda söndürdüğünü. ama o parmakların söner sandığı bir yangını nasıl da bilmeden, nasıl da içten içe bilerek körüklediğini anlatmaya başladım.

sen, intikam alırcasına, geçmişin oyuklarını kendin kapatmak istedin kulak tıkamalarınla. dinlemedin kısaca; dinledin, anlamadım beni. derin uykulardı ölmelerim gözünde, çığlıklarım, uyu diye söylediğim ninnilerdi sanki yüzüne değen, ben, sanki bir hiçtim karşı koltuğunda oturan fakat ellerim dizinde. ne hikmetse!

dinledin. anlamadın.
hakkını yemedim.

13.1.09

ölümsüz uyuyucu

aşktır.
kıpırtısız uyurken uykusuz bırakan bir maşuktur uzakta.
amansız gülüşlerinde binbir çengel saklar ve yine uzaklardan salar o çengelleri aşıklarının rüyalarına.
teni sıcacıktır. dokunmadan anlaşılır bu hem uykusunda, hem uyanıklığında.
kolları sıcacıktır, sarar sessiz sakin, hem iyileştirir hem uyuşturur bir zamanda.
nefesi sıcacıktır. fakat henüz oraya kimse varamamıştır.

o, aşktır.
tüm insani hazlardan ırak ve onların orta yerinde..

gerçeğime

baktın.
gördüklerin inanılır gibiydi.
zaten inanılmaması gerekliydi.

12.1.09

Aslı Yazdı.

Mavi Yeşil Edebiyat Dergisi'nin, 2009 Ocak-Şubat sayısında Çocuk isimli şiirim yayımlandı.
Çok değerli dostlarımın binbir emekle doğurdukları güzel Çamur'da da bir yazım var.
Çamur'dan daha önce bahsetmiştim size yine blog üzerinden..

Hem Çamur'a, Hem Mavi Yeşil'in sevgili ekibine gösterdikleri ilgiden dolayı teşekkür ediyorum.
Uzun bir aradan sonra dergilerle buluşmanın heyecanını yaşıyorum yeniden.

10.1.09

mayakovski

bir şiirini okudum bugün mayakovski'nin.
aklıma insanları getirdiği kadar, şehirleri de getirdi.

o önemli bir şair; benim dönüp dönüp okumadığım ancak okuduğumda şiirinin tadını damağıma bırakıveren bir şair..

istedim ki bir de burada okuyun, okuyayım..

Ben de öyle


Filo bile sonunda limana döner,
tren soluk soluğa koşar gara doğru,
Bense ondan daha hızlı koşmaktayım sana
-çünkü seviyorum-
budur beni çeken, sürükleyip götüren.

Cimri şövalyesi Puşkin'in,
iner bodrumunu karıştırıp seyretmeye.
Ben de, sevgilim
döner dolaşır gelirim sana.
Taparım,
benim için çarpan o yüreğe.

Sevinçlisinizdir evinize dönerken.
Atarsınız tıraş olurken, yıkanırken,
kirini pasını vücudunuzun.
Ben de aynı
sevinçle dönerim sana-
evime dönmüyor muyum
sana doğru koşarken?

Yeryüzü insanları toprak ananın koynuna dönerler sonunda.
Hepimiz döneriz en son yuvaya.
Ben de öyle,
bir şey var beni sana çeken
daha ayrılır ayrılmaz,
birbirimizden uzaklaşır uzaklaşmaz.

çev.bertan onaran

yok'la'ma!