11.7.14

Kupalık İşler: Vodafone Türkiye - Yemeksepeti.com

Birkaç zamandır evdeyim. İşi gücü bıraktım. Bir nevi temize çekiyorum kendimi. Pek güzel, tavsiye olunur. Lakin yazının konusu bu değil.

Bugün, pek sık olmadığı gibi, üst üste iyi işlere rastladım. Yazmadan duramadım, meslek hastalığı.

Bu enfes işlerin ilki, Vodafone Türkiye'nin nabzı duyan işi, kaytmikoytmu.com. Brezilya 2014 Dünya Kupası'nı heyecanla bekleyip bekleyip bizi birbirinden moloz anlatımlara maruz bırakan yayıncı kuruluşun, turnuva boyunca deştiği futbolcu isimlerini, yeni Vodafone Red kampanyası ile buluşturan Plasenta, gülümsetmeyi başardı.

Sitede Arjantin ve Almanya kadrolarında yer bulan futbolcuların isimlerinin okunuşlarını dinleyebilir, içiniz rahat bir finale doğru yol alabilirsiniz.

Bir not, bazı isimlerin okunuşları arkasından yorumlar da var. Örneğin Mesut Özil'in yazıldığı gibi okunduğu detayı çok mühimdi. Pek tatlı.

Burada bir parantez daha açmak lazım ki, bu parantez fikrin kendisinden çok teknik bir köşeye temas ediyor. Süreç nasıl gelişti bilemiyorum, fikir ister markadan gelsin ister ajanstan; böyle kısa zamanda, yani Kayt Kuyt esprilerinin teri soğumadan bu işi hayata geçirip yayına almak iki ekibi de alkışlama vesilesi. Tebrik, takdir.

Günün ikinci nane ferahlığı bırakan işi ise Yemeksepeti'nden geldi. O da Dünya Kupası'na selam çakıyor.

Turnuva boyunca maç önlerinde karşımıza çıkan kadro tanıtımları bizi bizden aldı. İşte o başını seyirciye çevirip kollarını göğsünde kavuşturan, ederi milyonlar olan boş bakışlı futbolcuları bir bir gördüğümüz görüntüleri zihnimize kazımaya and içmiş eğlenceli bir "line up" videosuna imza atmış Yemeksepeti.

Bizimkisi Bir Futbol Hikayesi isimli videoda, Yemeksepeti'nin Brezilya 2014 menüsünü, pardon kadrosunu, en çok sipariş edilen teknik direktör ve tatlı niyetine götürülen hakemini görmek mümkün.

Tek eleştirim, videodaki Dolma Luiz'in adının "Sarma" olması gerektiği. Onun dışında Robin van Persie golü gibi iş.

Her iki markanın da, iyi fikri değerlendirme cesaretinden dolayı kutlanası olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim. Zihinlere sağlık.


3.7.14

Başka bir seçeneğin var mı?

Geçtiğimiz günlerde, ajans dünyasında soluk alıp vermekle ilgili birtakım yazılar yazıp çizdiğim doğrudur. Henüz okumadıysanız şuradan buyurabilirsiniz.

Açık kafaların, berrak niyetlerin olmadığı yerler, her ne kadar dünyanın en huzurlu köşeleri de olsa, gün geliyor, boşluğa yol alıyor.

Yaptığımız işler, birlikte çalıştığımız, ailemizden, çocuğumuzdan, dostumuzdan daha fazla gördüğümüz adamlar, kadınlar, hiç şüphe yok ki önemliler.

Sen de yaptığın işi severek yaptığın, kendine saygı duyup her yeni güne taze uyandığın, üretmek için kendini paraladığında önemlisin. Yalnız küçük bir detay var, o da şu ki; seni sen yapan sadece kariyer kavgan değil. Zira "kariyer" dediğin, bir kavganın ürünü, sonucu, hediyesi değil bana sorarsan. Varlığına her gün yeniden şükrettiren, omzuna yük değil, kanat olan bir süreklilik, bir hal..

Ben de tam bu yüzden, daha fazla savaş istemediğimden, göründüğümden uzağa gitmiştim.
Manifesto gibi bir şarkıyla geri geldim, peheyt.

Diyor ki "şair", zira şarkı sözleri ihtişamlı bir şiir kendi dilinde;

İş günleri bitsin isterken, hafta sonlarını yataklarda harcıyoruz.
Yıldızlara bakmalıyız aslında, sadece ekranlara bakmak yerine.
Bilgisayarlar karşısında yavaşça ölüyoruz.
Ama hala başka bir seçeneğin olabilir.


Düşünmeye değer.


yok'la'ma!