Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kasım, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bir Komşu Nefes

12 Kasım'da İstanbul'dan büyüleyici bir müzisyen geçti.. 
İsmini pek çoklarımızın zihinleri tanımasa da, melodilerini kulaklarımız çok iyi tanıyor. 
İstanbul'dan bir Vassilis Saleas geçti ki ne geçmek!

Müzisyen bir ailenin çocuğu olan Saleas, 9 yaşında öğrenir klarnet çalmayı, amcası ve babasından. Bir çingene çocuğudur Vassilis,  hamurundaki deha 14 yaşında ilk profesyonel kaydını yapmasına imkan verir. Yunanistan'ın pek çok ünlü ismiyle birlikte çalışan müzisyen Türkiye'de de Laço Tayfa, Serkan Çağrı gibi özel sanatçılarla da aynı sahneyi paylaşır.

Kendi tarihime baktığımda hep bir karşı kıyı aşkı görürüm. O tarihe bakan herkes de bu aşkı görür. İnsanından tatlarına, denizinden müziğine bir Yunanistan aşkına tutulmuş, ait olmadığı bir yerin meftunu bir garibim. İşte bu gariplik vesilesiyle tanıştım ben onunla yıllar evvel. Onu dinleyip içlendiğim gecelere girmeyelim. Lakin yazarken, o iç yakan notalarla beni harap etmişliği çoktur. Gün, karşılaşma günüydü.

Jolly Jo…

Kulaklarınıza Layık 10 Sonbahar Kadını

Hava kendini yağmura verince, istersen yerinde duramayan swing şahaneleri dinle, istersen uçuşan Fransız chanson'ları, mod bir türlü yükselmek bilmiyor. İşte ben de tam bu sırada, son zamanlarda dünyama giren bazı kadın vokallerin, sizi yağmurlu sokaklardan alıp, ta yağmurun göbeğine yerleştirecek şarkılarıyla tanıştırmak istedim. Adeta yağmur sesli bu kadınlar, yaza duyduğunuz özlemi katlarsa sorumluluk kabul etmiyorum!


Skye - I believe
Lykke Li - Until we bleed
Iyeoka - Simply falling
Lucia - Silence
Sarah Jaffe - Better than nothing
Soley - Pretty Face
Noora Noor - Forget what I said
Jessie Ware - Wildest moments
Asa - The way I feel
Bebe - Siempre me quedara

"Bu liste az olmuş, şu olmadan eksik olmuş" diyeniniz varsa, "şu"larınızı beklerim. 

Sıralama da olduğu gibidir, bir ölçütü yoktur, aman. 
Lakin Noora Noor ve Iyeoka başkadır, söylemeden geçemem. 

“Create. Learn. Grow.”

Henkel’den gençlere yaratıcılıklarını ve yeteneklerini göstermek için uluslararası fırsat!
Öğrencilerin ileri görüşlü fikirlerini ve ilgi çekici konseptlerini sunmalarına olanak sağlamak amacıyla uluslararası ölçekte gerçekleştirilen “Henkel Innovation Challenge” bu yıl 7’nci kez düzenlenecek. Türkiye ile birlikte 30 ülkeden öğrenci ekiplerinin davet edildiği yarışmaya katılmak isteyen gençlerin 11 Aralık 2013 tarihine kadar başvuruda bulunmaları gerekiyor.
Henkel’in akademik yılı başlangıç dönemlerinde düzenlediği uluslararası öğrenci yarışması “Henkel Innovation Challenge” bu yıl 7‘nci kez düzenlenecek. Yarışma için Henkel, dünyanın farklı ülkelerinden öğrencilere yeni Henkel ürünleri ve teknolojilerine ilişkin vizyoner fikirlerini ve konseptlerini sunmaları çağrısında bulundu. “Create. Learn. Grow.” (Yarat. Öğren. Kendini Geliştir.) sloganı altında, 11 Aralık 2013 tarihine kadar yenilikçi ve sürdürülebilir fikirlerini www.henkelchallenge.com web sitesi üzerinden göndermek üzere topla…

"Günde 4 defa istifa ediyorum!"

Dün Twitter hesabım üzerinden bir soru sordum: İşinizi, sektörünüzü değiştirmeyi ne sıklıkla aklınızdan geçiriyorsunuz? dedim. Aldığım yanıtların tamamı "neredeyse her gün" diyordu. 
Sahi, bu kadar ihtiyacımız var mı bu değişime?
Ben, benim çevremdeki birçok insan İstanbul'da yaşıyor. Şehir artık öyle bir hale geldi ki, güneşli bir günde, sabah uyanıp evden sadece yürümek için bile çıksanız, dönüşte dayak yemişsiniz gibi hissediyorsunuz. Kalabalığı, gürültüsü, insanının pürüzlüsü, bu şehirde yaşamayı zor kılıyor.
Bir de bunun üzerine evden işe gidebilmek meselesi, trafiği, metrobüsü, plazasının gelmek - durmak bilmeyen asansörü eklenince, mesai daha başlamadan sıkıntısını gönderiyor. 
Hadi şehir stresi insanın ayarlarını bozuyor da ofisler, işler güçler tek başına bozmuyor mu? Bozmaz olur mu! Aldığım yanıtlardan çoğu, İstanbul'un bu fenalık getiren hallerinden yakınmaktan çok işin kendisinden bunalmaktan söz ediyordu. 
Bize bir şeyler yaptılar...
Sınavlarla filan, bizim ha…

Mad Men'cilik Oynarken vol.1

2004'ten bu yana, fasılasız kariyer koşturmacasındayım. Hepimizin hayata tutunduğu dal başka, ben de "yazmak" eylemi üzerinden farklı sektörlere girip çıktım. 2007'den bu yana ise reklam - pazarlama dünyasında, türlü çeşit ajansa değdim dokundum. Son yıllarım ister istemez daha "dijital"... 


Zaman içinde öğrendiğim bazı şeyler var ki, onları yazmak istedim artık bir yerlere. Size mi not düşmek olur bu, tarihe mi not düşmek olur bilemem; lakin en çok kendime not düşmektir. 

Her ajans aynıdır, farkı insan yaratır. 
Dedikodusu, kapışması bitmez yerler bunlar. Kimsenin fısır fısır kapı arkasında söylenmekte, başkalarını çekiştirmekte beis görmediği acayip yerler... Akışları da birbirine benzer. Pek çoğunda brief nasıl alınır bilmeyen müşteri temsilcileri, sanki başka bir gezegende yaşayan, farklı birimleri kullanıyormuş gibi izahat veren (çoğunlukla vermeyen) yazılımcıları, çoğu zaman kendi aleminde yaşayan yaratıcı ekipleri ile rengarenk yerler! Bu arada yazılımc…