13.4.12

Şahaneliğine şahaneyiz de...


Canını yakarken ince ince mutluluk göz yaşları doğuran aşkları olanlar bilir ki, aşkın kendisi büyük ölçüde acı çekmektir. Çünkü aşk kendini ancak o zaman gerçekler. Biz, o yangından sızan göz yaşlarının bıraktığı serinliği aşk biliriz. 

Dün akşam Şahane Misafir'i izledim. Gözlerimi kımıltısız diktim perdeye. Sinema salonu evim, salondakiler misafirim oluverdi. -Filme mütemadiyen eleştiri getiren ve tam arkamda oturan ergen hariç, o misafirin yaramaz çocuğundan beterdi. 



Mümkün olduğunca hakkında az şey bilerek bir filmi izlemeyi seviyorum, tıpkı az tanıdığım insanlarla uzun yollara çıkmayı sevdiğim gibi. Daha sürprizli geliyor böylesi, bazen kötü sürprizli.. Dün akşam bir aşk sızısı bıraktı bu acayip film damağımda.. 

Pietro'nun aşka bakışında, aşka saplanışında kalarak izledim filmi. Tüm diğer karakterleri bir aşkın penceresinden izledim bu yüzden. Henüz filmi izlememişler için çok şey söylememek için üstü kapalı cümleler kurmaya özen göstersem de Yusuf'un karısına olan aşkını, karısının oğluna olan aşkını, Pietro'nun Massimo'ya, kuzenin erkeklere, ufaklığın çikolataya olan aşkını izledim, bu bas bas bağırmadan aşka dokunan filmde. 


Hayal etmeyi, bir hayale inanmayı, nihayet hayal olmayı, hayatın aşk yüzüne hayal, hayatın düş yüzüne aşkla bakmayı izledim neredeyse iki saat. Siz de tertemiz iki saatinizi Şahane Misafir'e emanet edin. Arınıp arındıracak o zamanı sizin için, bir buruk tebessümle... 

Sonra dedim ki..
Şahaneliğine şahaneyiz de, mucizemiz nerede?


Müziklerdeki Sezen Aksu dokunuşuna değmeden olmaz. Ona dokunmadan olur mu hiç?
 

yok'la'ma!