Artık burada kafamı kıracağım. Evet sanırım tek eksiğimiz buydu, burada bunu da yapacağım! Değişebilirliğine inanmadığım her şeyi bir bir yazacağım ki bir yere kaybolmasınlar, gözden yitmesinler. İlk kafamı kırarım’larım “bir kısım izlek” için yabancı olmayan bir “hayati damar”ımla, futbolla alakalı. Bir bakınız. Bakınız ki içimdeki şiddet tükensin! - Forma giydiği herhangi bir maçta Daniel Alves hakemi kandırmak maksatlı kendini yere atmazsa, - Galatasaray’ın mor forması yenilgi yüzü görürse, - Beşiktaş, adı sanı bilinir bir forvet transfer ederse, - İbrahimoviç 90 dakika boyunca herhangi bir maçta forma giyip de ofsaytta kalmazsa, - Daha uzun yıllar yaşayacak gibi görünen “Aziz Yıldırım hanedanı” devrilirse, - Cristiano Ronaldo, becerisinin sökmediği bir maçı çirkeflik yapmadan tamamlarsa - Ahmet Çakar, futbolun biraz da şov işi olduğunu ama bu kadar da “şovmenliğe” bulaştırılmaması gerektiğini fark ederse, - Sergen Yalçın, Baros’a seslenmeyi öğre...
Bugünler önemli günler benim için. Zira bir seneyi daha geride bırakıyorum yavaş yavaş. Geçen zamana dönüp de bir bakma isteği ise bu zamanlarda tavan yapıyor nedense; hep bir sorgulama, bir irdeleme halleri. Sonra yaşadığım an'a geri dönüyorum, sessiz, sakin ve dinginim diye mutluyum. Biraz "fazla sessiz", kabul. Ama sanırım iyiyim. İşte bu günün, doğum günümün öncesinde Deniz'in blogunda bir şeye rastladım. Dediğine göre pek yaygınmış şimdilerde ama ben ilk kez onda gördüm bunu. Evet meseleyi ifşa edeyim, kendimi de; blogger'ımız hakkında "pek de bilinmeyen" 25 gerçek, 25 ipucu! Mikrofon, yeni yaşını kendi odasında ve bir şişe şarabıyla kutlayacak olan Aslı'da! 1. Ertelemeyi çok seviyorum. Sözde her şey hemen olsun diye vakit kaybetmeden ateşliyorum kendimi. Ama o ilk kıvılcımdan sonra bir ağırlık çöküyor üzerime ve kendimi akışa bırakıyorum. Ertelemeyi getiriyor bu da beraberinde. Hele son dakika koşturmaları, olmazsa olmazlarım! Yum...
Eleştirmeliyiz, eleştirilmeluyuiz. Asla küsmemeliyiz.
YanıtlaSil