Kayıtlar

Kör!

Aynı şeyleri söyleriz, aynı dertlerden yakınırız. Uzak yerlerde durur da birbirimize bakarız. Gecenin bir yarısı, susar, yalnız uykulara yatarız. Çünkü sözlüklerimizden def ettiğimiz onlarca sözcüğümüz vardır bizim, çünkü son sevişmelerimiz hep, sırtını yalnızlığa dayamış, teklikten güç bulan sözcüklerle hayat bulmuştur. Biz yakınırız, ne fenadır “yalnızlık”, “tükenmek” ne fenadır, “eksilmek”, “yitmek”. Geveler dururuz! Gelmez “kavuşmak” aklımıza. Biraz olsun “sarılmak” düşmez hatrımıza, uykumuzu bölmez titreyerek “sokulmak” birbirimize.. Nasıl da boşa şu yaşadığımız, görmüyor musun?

"Bir Çalgıyım Göğsüne Yaslanmış"

varlığın yokluğunda sır. bir baharın müjdecisi gelişin, bir bahar müjde sana. sığ ve bulanık sularda yıkanmış, arındığını sanmış bir kirli ruh bedenimde. ben öylece, bir bahar rüzgarında yıkılmışım göğsüne. uzat parmaklarını, çekinme. titrekler bilirim, nasıl da. uzat sen, ellerimi aşan parmaklarını bir seferde, tereddütsüz. alnımda, çenemde, göğsümde bul notalarını şarkının. başla çalmaya. bir ezgi doldur içime, taşır dışıma. ben arınma sanrılarında bir kirli ruh. öylece serilmişim üstüne. uzat dudaklarını. nefesin can verecek bana. bedenim bağımsız tellerden, bambaşka bir şarkı söyleyecek sana. yine yerleştir parmaklarını, aynı notalarla bambaşka bir ses duyur bana, benden bir ses doğur. yanılgılar denizinde yeniden kirlenmiş bir ruh bedenimde. öylece kırılmışım yüzünde. varlığın yokluğunda sır. yokluğun varlığına kanıt. bir bahar müjdesisin sen. bir bahar müjde sana. ben bir çalgı ellerinde, yüzünde, göğsüne yaslanmış. sen hiç susma bana.

Dökül!

Aklına bir gece düşer, bir gece yarısı. Bir gece; nasıl da kaslarınla savaştığın, senelerdir hissetmek için geberdiğin her şeye, adeta doğaüstü bir dirençle karşı koyan kaslarınla boğuştuğun bir gece. “Bırak kendini ona hadi” diye kendine inceden ayar çektiğin. Yapma demedi kimse, yaptın. Her arzu ettiğin olmasa bile, canının çektiklerini yaptın, erittin içini oracıkta. Bir baktın eksilmişsin sonra, bir baktın kimselerin anlayamayacağı kadar azalmışsın. "Ne olmuş sana böyle" demişler, "ne güzel gülüyor gözlerin!" Çok geçmemiş üzerinden, "ne olmuş sana böyle" demişler, "ne güzel ağlıyor gözlerin!" "Gözlerin ne güzel" demişler, için buna bile açılmamış! ... Bir gece düşer gecenin orta yerine, kolunda bir adam. Kokunda bir adam; bu şehrin dar geçitleri ve yüksek kaldırımlarında. İçin hep aynı savaşın meydanında. Dök kanını, biraz daha. Dök, geçmeyecek yoksa.

asliaker.blogspot.com Hürriyet Kampüs'te!

Resim
3 Mart tarihli Hürriyet Kampüs 'te, şimdi okumuş olduğunuz blogun bir tanıtımı yer aldı.  Gecikmeli de olsa paylaşmak istedim...  Hürriyet Kampüs ve Nihan Bora'ya teşekkürler. 

SonEL

Senin ellerini yazmayacağım artık daha fazla. Daha çok düşüneceğim ellerini, yazmaktan daha çok.  Çünkü ellerin, bana dokunmadan canımı yakıyor. Biliyorum, "ben bir şey yapmadım" diyeceksin şimdi.  Sen bunu söylerken ben de, "işte her şey bu yüzden" diyeceğim, acı bir gülüş yüzümde.  Ellerini yazmayacağım artık, evet.  Sondur bu, güzel parmaklarına yazılmış son övgü.  İlk dokundukları anı biliyorum bana, karanlığın içinde bembeyaz bir aydınlıkla uzandıklarını, an an hatırlıyorum. Sonrasını, açık havada, bir minik odada, masa başında... Şimdi bile titriyor içim, gözlerim doluyor ve burnumun direği sızlıyor ya... Nasıl bir sevmek bu, ne biçim! Yazmayacağım bir daha diye değil ama son kez izledim ellerini, içime sindire sindire, uzun bakışlarla, sen de bil. Hayatım biraz daha onlara dokunsa daha güzel olabilirdi diye geçirdim içimden sonra.  Bu kadarı mı? Bu kadarı da güzeldi. 

Okuyorum I

Resim
Ölü Erkek Kuşlar 'ı okumaya başladım. İnci Aral yine. Sadakat 'ten sonra bakalım nasıl gelecek. Zaten dağılan yerleri toparlamaya kendi ellerim yetemedi bir türlü.

önce, yine. hep?

Bir adamın ellerini sevecektin önce. Dedim sana ya daha önce. Sev yine o adamın ellerini.  Gözünden sakındığın o ellere, dokunamadığında bile nazar değdirebiliyorsan sen,  sevgin zarar vermenin ötesinde bir yerlerde ikamet ediyordur artık.  Ama olsun, sen sev yine.  Tüm yara berelerine rağmen onun.  Tüm kırıklarına rağmen parmaklarındaki.  Tüm acılarına, sızılarına rağmen sev.  Bir kez bile öpemedim avuç içlerini.  Bu hayat, senin avuç içlerini dudaklarıma değdirmeden bitecek mi şimdi?