Kayıtlar

nasıl?

"insanlarla münasebetin ateşle münasebetin gibi olsun. çok uzaklaşma donarsın; çok yaklaşma yanarsın." sadi şirazi

sevme'nin üç hali

ben/sen/biz değiş/gülüşme/sarış düğüm/düğüm/ölüm

reklam gibi gibi

dün yunanistan'dan bir gönderi aldım. bugün yeniden inceler kurcalarken, zarfının iç kısmında bir yazı gördüm; oyal . "dedim bu bizim "oyal" mı ya?" böyle bi sempati beslermişim bu markaya senelerdir de haberim yokmuş benim. o ne yapmış ama, uluslararası olmuş çoktan! benden öne yunanistan'a gitmiş, hem de boş gitmiş; bana geri gelmiş sonra, hem de dolu dolu! 1936'da kurulmuş bir zarf üreticisi oyal. türkiye'nin göz bebeği olsun artık!

eskisi

beni bir kenara bırak. ben bunu yaptım zamanlar önce. iyi de oldu. ama gördüm ki artık hiçbir eylem eskisi gibi değil. ne benim dokunmalarım aynı, ne dokunuşlar hissettiğim. alev almak çok zor. alevlendirmekse.. bir o eskisi gibi. sen bilmediğim bir limandan ayrılacaksın yakında, daha bildiğim limanların sıcak sularına değecek ayakların. gözlerin güzellikleri görecek, dudakların güzellikleri öpecek, için güzelliklere akacak. biliyorum, bunların hepsi olacak. ben bildiğin bir limandan bir başka limana gideceğim, ayaklarım tuzuna aşina o denizin. kulaklarım güzellikleri işitecek, dilim güzellikleri söyleyecek, içime güzellikler akacak. biliyorum, bunların hepsi olacak. olmayacak bir şey var yalnız. ne ben ne sen eskisi gibi .

teninle

eğilip omuzlarına ve ne çok sevdiğimi söyledim seni. omuzların ki sağırdılar. avuç içine gömdüm ağzımı. sustum avuç içlerine. ellerin kördüler. sen diye bilinenleri sana anlatmak için tenini seçmek suçtu. sen diye duyulanları seninle yaşamaksa artık güç. teninle konuşmak başkalarına nasip.
Hayat çok garip vapurlar filan... İhmal ettik buraları pek. Yazacak çok şey birikti de el üşengeç. Geleceğim.

anı

insan'dır sık sık. saatler, günler, aylar önce bilip de iç'inden yakın ettiklerin dönüşüverir bazen buna. hafızana kalır bekaları. ha bir de yaralarının kanama sıklığına.