Ana içeriğe atla

Haftanın Güzelleri: ActOrchestra - Sıfırdan Sonra

Hayatta bazı güzellikler var; hiç beklemediğiniz bir anda haberdar olduğunuz ve iyi ki de bana göründü dediğiniz güzellikler. İşte geçtiğimiz hafta ben böyle iki güzelliğe denk geldim.

Konuşmak? Yani bildiğimiz anlamda? Hayır.


Bursa'da bu yıl dördüncüsü düzenlenen "Bursa Uluslararası Balkan Ülkeleri Tiyatro Festivali", Devlet Tiyatroları'nın şahane etkinliklerinden biri oldu. Ancak bu festivalin bir oyunu vardı ki, sanırım sahne sanatları hakkında herhangi bir şey beni uzun zamandır böyle düşündürmedi.

Actorchestra'dan söz ediyorum. Bükreş Ulusal Tiyatrosu oyuncularının sahnelediği, tek perdelik bu oyunda herhangi bir dilde konuştukları söylenemez. Ancak herkese aynı anda aynı duyguları hissettirecek, senkron sıkıntısı yaşatmadan güldüren, coşkulandıran bir performans izlediğimizi içtenlikle söyleyebilirim. 

Aslında biraz önce her ne kadar "bir tiyatro festivalinde" kendisini "oyun" diye çağırmış olsam da, bu seyri doğru tanımlamak biraz güç. Ne bir müzikal, ne bir müzikal doğaçlama, ne de bir oyunculuk egzersizi. Bambaşka bir şey; 3 aktörlü yaklaşık da 20 enstrümanlı bir "şey".

Zamanın nasıl geçtiğini unutturan, dokundukları enstrumanları efsunlandıran adamların (Petre Ancuta, Florin Calbajos, Emilian Marnea) göz kamaştıran performanslarıyla leziz bir "bir saat" yaşatan bu gösteri, keşke bu ayarda bir iş bizim buralarda da yapılsa dedirtiyor.

Bu arada aşağıdaki "trailer" haklarında bir şey söylüyor olsa da, Youtube'da oyunun oldukça uzun bir videosu var. Ben emeğe saygıdan paylaşmıyorum, merakınızı kaşır gibi olursa, ararsınız ;)

ActOrchestra - Trailer from TNB (Teatrul National Bucuresti) on Vimeo.


Delirmek gibi güzeli var mı?

Bursa'nın en yeni tiyatrosu Tiyatro M.O.T'un ilk oyunu Sıfırdan Sonra. M. Can Kibiroğlu'nun yazdığı, Ali Volkan Çetinkaya'nın yönettiği, Bursa Devlet Tiyatrosu'nun birbirinden özel oyuncularının yer aldığı, sorular soran, sorularına sahici yanıtlar veren, tek perdelik bir delilik.

Çok geçmedi üstünden, defterime şunu yazmıştım geçen bahar: Hayatta birkaç kilit var. Mesela biri samimiyet. İçten konuşan, yakaran, sarmalayan herkes için ayrılmaya değer bir zaman mutlaka vardır. İşte Sıfırdan Sonra, bugün farklı farklı onlarca, tonlarca sebep yüzünden uzak kaldığımız o samimiyeti arıyor, bulup bir yerlerden getiriyor seyircisinin önüne. Yerinde kaygıları, yerinde tebessümlerle çiçeklendiriyor. Hem de sadece "sahnede" değil, "perdede" de...

Bursa'da ya da bulunduğunuz yerde, Sıfırdan Sonra'yı yakalarsanız kaçırmayın derim. Çünkü samimi olan şeyleri sarılıp büyütmek bize düşen. 




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sen ve Ben

Geçenlerde Power FM'de bir şarkıya rastladım. Resmen beni ele geçirdi. 
Çok yüksek olmayan bir tempo, akla takılan bir melodi ve bir kelimesini bile anlamadigim (arada bir "perişan" duydum sanki) sözlerin böyle cezbedici olmasi.. Beni benden aldı.

Kulak kesildim, baktım sözler Farsça gibi. Hemen SoundHound'u açtım, şarkıyı buldum: Man o tu.

Şarkıya sardıktan sonra öğrendim ki sözler Mevlana şiiri imiş. Aklım bir daha kaçtı. 

Şiirin Farsça ve Türkçesini yazayım, tam olsun.
Dinleyin, dinletin.

khonak an dam ke neshinim dar eyvan, man o to
be do naghsho be do soorat, be yeki jan, man o to
khosh o faregh ze khorafat-e-parishan, man o to
man o to, bi man o to, jam' shavim az sar-e-zogh

saadet zamanı: avluya doğru oturmuşuz, sen ve ben
endamımız çift, sûretimiz çift, rûhumuz tek, sen ve ben
bulandıran palavralardan âzâde, gamsız bir keyif, sen ve ben
sen ve ben, ne sen varsın ne de ben, bir olmuşuz aşk elinden





Periscope'uyoruz!

Biraz Paris'te turlamaya ne dersin? Ya da Riyad'da toplantıya yetişmeye? Milano'da metroya binsek? Maryland'deki kazları izlesek beraber?

Bunların hepsini yaparız tabii ömrümüz varsa. Seyircisi olmaksa bu ara hem bedava hem de fena eğlenceli. 

"Periscoping" gibi bir ifadeyi hayatımıza katan, şahane bir uygulamadan söz ediyorum: Periscope

Şurada daha bir yıl önce ortaya çıkan "dünyayı başkasının gözlerinden görme" fikrinden doğan bu "app", uygulamanın yaratıcıları Kayvon Beykpour ve Joe Bernstein'in aklından öptürecek cinsten. 

Uygulamanın resmi internet sitesinde dünyanın dört bir yanını görmenin büyüsünden bahsederken Kapadokya'ya da selam çakan adamlar, şu cümleyle gönülleri fethediyor: Bir fotoğraf, binlerce söze değer olabilir. Ama canlı bir video, seni başka bir yere götürebilir.

Nasıl çalışıyor? 

Bu arada sadece ios'larda çalışıyor. Ancak Android cihazlar için de uygulamanın eli kulağında. 

Uygulamayı indiriyor, varsa Twitter …