29.8.16

Gün Çirkini

Yılların eskitemediği bir şarkıyı dinlerken, yılların hayli hoyrat davrandığı fotoğraflarıma baktım. Onlar, an içinde saklanırken hangi objektiflere bakmışım, hangi gözlere dalmışım bilsen.. Kendime bile söyleyemediğim isimler buldum aralarında, bilmesen daha iyi o yüzden.

Çizgilerimden ayrıymışım o vakit. Dudaklarımın kenarında, sanki hep oradaymış gibi duran ne çok patika var oysa şimdi.. Konuştuğum insanlardan mı, söylediğim şarkılardan, içtiğim şaraplardan mı bilmiyorum ama, şimdi dudaklarımın kıyısı, aktif bir volkanın yamacından hallice. Yoksa abartıyor muyum yine?

Gözlerim biraz tutarsız, bugünden farksız. Kimi bakışlarımda düğün dernek izlenirken, kimilerinde görüş mesafesi bir metreden az. Buğulu, nemli, sağanak yağışlı..

Ellerim.. Onlar şüphesiz bugünden çok farklı. Daha kaleme yakın, deftere tutkun. Şimdiyse parmak uçlarımda bir sızı, günde 1000 miligramlık ilaçların kesmediği.

Omuzlarım genelde kalabalık, sağ tarafımda uzun boylu adamlar, sol tarafımda benden uzun kadınlar. Onlar aslında çok da uzun değiller, ben kısa çıkıyorum her fotoğrafta. Her fotoğrafın en kısası olmayı her daim başarıyorum. Bu da değişmeden bugüne gelenlerden.

Fark ediyorum sonra; aslında ben baktığımda bana iyi gelen ne varsa, ona yakın kalmayı becermişim ben. Zaman geçtikçe, senin bana bakabileceğin duraklardan uzaklaşmışım yalnız. Kendimi cezalandırır gibi. Seni cezalandırır gibi. Bizi cezalandırır gibi.

Oysa, sen bakarken en güzelmişim.

yok'la'ma!