Ana içeriğe atla

arayan bi' yabancı, aslında bi' yalancı!


Her gün yeni bir haber duyuyoruz. "Orada bir kadın evini sattı, altınlarını aldı, dolandırıcılara elleriyle teslim etti..", "Burada yaşlı bir adam, yılların emekli maaşını artırıp da biriktirdiği 50 bin lirasını telefon dolandırıcılarına kaptırdı.".. Malesef bu dert, artık çok da önüne geçebildiğimiz bir nane değil.

Senin benim gibi internetle haşır neşir olmayanların, diğer kitlesel iletişim araçlarının da uyuşturucu diziler ve türevleri janrında sıkışıp kalmışların, aslında çok da "uyanamadığı" bir tokatlama yöntemi telefon dolandırıcılığı.. Kendini telefonda polis, savcı, hakim, sigortacı gibi sıfatlarla tanıtan, sonra laf kalabalığı ile panikleten, en sonunda güven verir cümleler sarf ederek kıvama getiren adamların profesyonel uğraşı.. Farklı emniyet birimlerinin bu konuda gerçekleştirdiği farkındalık çalışmalarına bir yenisi daha eklendi geçtiğimiz günlerde. Ben de çorbada tuzum olduğundan sizi haberdar etmek istedim.

Bursa Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı Toplum Destekli Polislik Birimi yaklaşık 2,5 ay önce çok sevdiğim arkadaşım Diler Şen aracılığı ile bana ulaştı. Gittik, ekiple tanıştık. Gerçekleştirmek istedikleri kamu spotları olduğundan, bu projelerin de iyi fikirler ve prodüksiyonlarla hayata geçmesini arzu ettiklerinden söz ettiler. Öncelikleri vardı, özellikle kanayan bir yara. O da telefon dolandırıcılığı..

Diğer projeleri ikinci sıraya koyarak Diler'le çalışmaya başladık. Senaryo kısa zamanda çıktı. Birim Müdürü Sayın Murat Halis'e sunumumuzu yaptık. Toplantı sırasında fikrin çatısı ve araçları ortaya çıktıkça kafamızda bir detay daha belirdi. O da şuydu: Bu projeyi Bursa polisi öyle bir sahiplenmeli ki, suçu önlemek ve insanları bu konuda uyarmak adına, bizzat kendisi kamera karşısına geçmeliydi. Öyle de oldu.

Prodüksiyonunu Salt İletişim'in gerçekleştirdiği çekimler başladı. Tabii çekimlerden evvel projenin jingle'ı olan "Kanma Sen Buna" doğdu. Sözünü bestesini yazdığım şarkı, çok kıymetli hocam ve müzik dünyasının önemli aranjörlerinden Ödül Erdoğan'ın ellerinde büyüdü, olgunlaştı. Onun stüdyosunda da tarafımdan okundu, Bursa'ya döndü.

Çekimlerde Salt İletişim'den Merve Özgün, Meltem Kaya ve Mehmet Kaya büyük bir ustalıkla çalıştılar. Onların teknik bilgilerinin yanında sevgili Diler Şen'in oyuncu koçluğu sayesinde projenin asıl kahramanları olan polis arkadaşlarımız kamera karşısında oldukça rahattılar.

İki gün süren çekimlerin sonunda, kamu spotumuzun başrolünde "dolandırılan adam"ımızı oynayan Vedat Kurttutar ve tüm oyuncu kadromuz içimize sinen bir işe imza attılar. Son noktayı ise NTV'nin seslerinden biri olan Bekir Kaya da filmimize sesiyle destek oldu. Bana da bu oldukça kıymet verdiğim işi size duyurmak düştü.



Başta müdürümüz Murat Halis olmak üzere tüm Bursa Toplum Destekli Polislik Birimi mensuplarına projeye inanan, emeği geçen herkesin ellerine sağlık. Dilerim, şu tatsız vakalar artık son bulur, insanlar huzur, hak edenler hak ettikleri cezaları bulur.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sen ve Ben

Geçenlerde Power FM'de bir şarkıya rastladım. Resmen beni ele geçirdi. 
Çok yüksek olmayan bir tempo, akla takılan bir melodi ve bir kelimesini bile anlamadigim (arada bir "perişan" duydum sanki) sözlerin böyle cezbedici olmasi.. Beni benden aldı.

Kulak kesildim, baktım sözler Farsça gibi. Hemen SoundHound'u açtım, şarkıyı buldum: Man o tu.

Şarkıya sardıktan sonra öğrendim ki sözler Mevlana şiiri imiş. Aklım bir daha kaçtı. 

Şiirin Farsça ve Türkçesini yazayım, tam olsun.
Dinleyin, dinletin.

khonak an dam ke neshinim dar eyvan, man o to
be do naghsho be do soorat, be yeki jan, man o to
khosh o faregh ze khorafat-e-parishan, man o to
man o to, bi man o to, jam' shavim az sar-e-zogh

saadet zamanı: avluya doğru oturmuşuz, sen ve ben
endamımız çift, sûretimiz çift, rûhumuz tek, sen ve ben
bulandıran palavralardan âzâde, gamsız bir keyif, sen ve ben
sen ve ben, ne sen varsın ne de ben, bir olmuşuz aşk elinden





Periscope'uyoruz!

Biraz Paris'te turlamaya ne dersin? Ya da Riyad'da toplantıya yetişmeye? Milano'da metroya binsek? Maryland'deki kazları izlesek beraber?

Bunların hepsini yaparız tabii ömrümüz varsa. Seyircisi olmaksa bu ara hem bedava hem de fena eğlenceli. 

"Periscoping" gibi bir ifadeyi hayatımıza katan, şahane bir uygulamadan söz ediyorum: Periscope

Şurada daha bir yıl önce ortaya çıkan "dünyayı başkasının gözlerinden görme" fikrinden doğan bu "app", uygulamanın yaratıcıları Kayvon Beykpour ve Joe Bernstein'in aklından öptürecek cinsten. 

Uygulamanın resmi internet sitesinde dünyanın dört bir yanını görmenin büyüsünden bahsederken Kapadokya'ya da selam çakan adamlar, şu cümleyle gönülleri fethediyor: Bir fotoğraf, binlerce söze değer olabilir. Ama canlı bir video, seni başka bir yere götürebilir.

Nasıl çalışıyor? 

Bu arada sadece ios'larda çalışıyor. Ancak Android cihazlar için de uygulamanın eli kulağında. 

Uygulamayı indiriyor, varsa Twitter …

Haftanın Güzelleri: ActOrchestra - Sıfırdan Sonra

Hayatta bazı güzellikler var; hiç beklemediğiniz bir anda haberdar olduğunuz ve iyi ki de bana göründü dediğiniz güzellikler. İşte geçtiğimiz hafta ben böyle iki güzelliğe denk geldim.

Konuşmak? Yani bildiğimiz anlamda? Hayır.


Bursa'da bu yıl dördüncüsü düzenlenen "Bursa Uluslararası Balkan Ülkeleri Tiyatro Festivali", Devlet Tiyatroları'nın şahane etkinliklerinden biri oldu. Ancak bu festivalin bir oyunu vardı ki, sanırım sahne sanatları hakkında herhangi bir şey beni uzun zamandır böyle düşündürmedi.

Actorchestra'dan söz ediyorum. Bükreş Ulusal Tiyatrosu oyuncularının sahnelediği, tek perdelik bu oyunda herhangi bir dilde konuştukları söylenemez. Ancak herkese aynı anda aynı duyguları hissettirecek, senkron sıkıntısı yaşatmadan güldüren, coşkulandıran bir performans izlediğimizi içtenlikle söyleyebilirim. 
Aslında biraz önce her ne kadar "bir tiyatro festivalinde" kendisini "oyun" diye çağırmış olsam da, bu seyri doğru tanımlamak biraz güç. N…