Ana içeriğe atla

Yokluğunda Çok Kitap Okutan Mustafa Sandal Şarkıları

Mustafa Sandal. Sanki hep bir popstar olacakmış da yarım kalmış gibi gelir bana. Belki o eliptik el hareketleri ile süslediği dansı, belki yıllara meydan okuyan(!) yenilenmek, tazelenmek nedir bilmeyen vokali ile, aynı zaman diliminde takılı kalmış gibi durur zihnimin köşesinde.

Lakin birkaç şarkısı var ki, dün de yarın da hep aynı anları anımsatacak, çocukluğun, ilk gençliğin sancılarını yakınen hissettirecek, sanki "Musti"nin gezegende var olma sebebi..

İşte onlar, şarkılar, şarkılarımız...

Gidenlerden
Yaş takriben 8-9 bilemedin 10. Ama öyle bir aşk acısı gelmiş oturmuş ki yüreciğime kalkmak bilmiyor. Odamın demir parmaklıklı, bahçeye bakan penceresinden dışarı, eski aşklarımı az önce uğurlamış gibi bakıyorum. Şarkının ince arabeskine diyecek yok. Zaten bunca efkarın sebeplerinden biri de o. Musti "Gidenleeeğrdeeğn aağaah" dedikçe iç çekiyorum. Yaş takriben 8-9.





Bir anda
O intro nasıl unutulur! Karanlıklardan çıkagelen bir erkek sesi, kaotik kadın vokaller, yükselip alçalan ritmiyle bir anda kafa dağıtan o şarkı nasıl unutulur. Perdesiz gitarda Erkan Oğur olduğu yıllar sonra öğrenilir, akılda şahane şarkının yanı sıra, çakma Bond halleriyle şarkıcı kişinin arz-ı endam ettiği acayipli klip kalır.





Beni aldatma

Bu şarkının dışında iki şey daha var, bu şarkıyı düşününce aklıma düşen; Sinan Çetin ve Bay E. Sinan Çetin'i o vakitler tanısam tanısam Güllerin İçinde çala çala ayrılanları kavuşturduğu güzide program Film Gibi'den tanıyorum. Bay E desen ayıplı bir şeymiş gibi bahsedilen bir film, sormaya çekiniyorum filan. Suç Bende'nin gölgesinde kalmamayı başarmış bu şahane şarkı, klibi dışında en çok okuldan servisle eve dönmelerimi hatırlatıyor. Hey gidi.




Denize doğru

Bu şarkının da hatırladığım kadarıyla klibi yok. Ama öyle çok dağıtmışlığı var ki kendisinin sağ olsun.. Yazlıktayım, walkman'imle dinliyorum kendisini başa ala ala. Söylemeyi de seviyorum bi' de. En çok da "dökülen yaprakları dikelim" kısmını.. Ah ne lirik fantastik dünyalara akıyorum belli değil! Burada yaş en fazla 8-9, bilemedin 10.





Hayır, şimdi başka türlü iç geçiriyorum bu şarkıları dinlerken. Günlerin, gündemin, insanların o kadar da kirli olmadığından adım gibi emin olduğum zamanlarda, böyle melankolik ilk aşklar yaşayacağımıza, adam gibi, hakkını vere vere, büyük adam aşkları yaşayabilseydik ya. Olamadı. 

Olsundu. 90'lar hepimizde koca hayat izleri bıraktı. Musti'ninki de birkaç şarkı..

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sen ve Ben

Geçenlerde Power FM'de bir şarkıya rastladım. Resmen beni ele geçirdi. 
Çok yüksek olmayan bir tempo, akla takılan bir melodi ve bir kelimesini bile anlamadigim (arada bir "perişan" duydum sanki) sözlerin böyle cezbedici olmasi.. Beni benden aldı.

Kulak kesildim, baktım sözler Farsça gibi. Hemen SoundHound'u açtım, şarkıyı buldum: Man o tu.

Şarkıya sardıktan sonra öğrendim ki sözler Mevlana şiiri imiş. Aklım bir daha kaçtı. 

Şiirin Farsça ve Türkçesini yazayım, tam olsun.
Dinleyin, dinletin.

khonak an dam ke neshinim dar eyvan, man o to
be do naghsho be do soorat, be yeki jan, man o to
khosh o faregh ze khorafat-e-parishan, man o to
man o to, bi man o to, jam' shavim az sar-e-zogh

saadet zamanı: avluya doğru oturmuşuz, sen ve ben
endamımız çift, sûretimiz çift, rûhumuz tek, sen ve ben
bulandıran palavralardan âzâde, gamsız bir keyif, sen ve ben
sen ve ben, ne sen varsın ne de ben, bir olmuşuz aşk elinden





Periscope'uyoruz!

Biraz Paris'te turlamaya ne dersin? Ya da Riyad'da toplantıya yetişmeye? Milano'da metroya binsek? Maryland'deki kazları izlesek beraber?

Bunların hepsini yaparız tabii ömrümüz varsa. Seyircisi olmaksa bu ara hem bedava hem de fena eğlenceli. 

"Periscoping" gibi bir ifadeyi hayatımıza katan, şahane bir uygulamadan söz ediyorum: Periscope

Şurada daha bir yıl önce ortaya çıkan "dünyayı başkasının gözlerinden görme" fikrinden doğan bu "app", uygulamanın yaratıcıları Kayvon Beykpour ve Joe Bernstein'in aklından öptürecek cinsten. 

Uygulamanın resmi internet sitesinde dünyanın dört bir yanını görmenin büyüsünden bahsederken Kapadokya'ya da selam çakan adamlar, şu cümleyle gönülleri fethediyor: Bir fotoğraf, binlerce söze değer olabilir. Ama canlı bir video, seni başka bir yere götürebilir.

Nasıl çalışıyor? 

Bu arada sadece ios'larda çalışıyor. Ancak Android cihazlar için de uygulamanın eli kulağında. 

Uygulamayı indiriyor, varsa Twitter …

Haftanın Güzelleri: ActOrchestra - Sıfırdan Sonra

Hayatta bazı güzellikler var; hiç beklemediğiniz bir anda haberdar olduğunuz ve iyi ki de bana göründü dediğiniz güzellikler. İşte geçtiğimiz hafta ben böyle iki güzelliğe denk geldim.

Konuşmak? Yani bildiğimiz anlamda? Hayır.


Bursa'da bu yıl dördüncüsü düzenlenen "Bursa Uluslararası Balkan Ülkeleri Tiyatro Festivali", Devlet Tiyatroları'nın şahane etkinliklerinden biri oldu. Ancak bu festivalin bir oyunu vardı ki, sanırım sahne sanatları hakkında herhangi bir şey beni uzun zamandır böyle düşündürmedi.

Actorchestra'dan söz ediyorum. Bükreş Ulusal Tiyatrosu oyuncularının sahnelediği, tek perdelik bu oyunda herhangi bir dilde konuştukları söylenemez. Ancak herkese aynı anda aynı duyguları hissettirecek, senkron sıkıntısı yaşatmadan güldüren, coşkulandıran bir performans izlediğimizi içtenlikle söyleyebilirim. 
Aslında biraz önce her ne kadar "bir tiyatro festivalinde" kendisini "oyun" diye çağırmış olsam da, bu seyri doğru tanımlamak biraz güç. N…