Ana içeriğe atla

Kupalık İşler: Vodafone Türkiye - Yemeksepeti.com

Birkaç zamandır evdeyim. İşi gücü bıraktım. Bir nevi temize çekiyorum kendimi. Pek güzel, tavsiye olunur. Lakin yazının konusu bu değil.

Bugün, pek sık olmadığı gibi, üst üste iyi işlere rastladım. Yazmadan duramadım, meslek hastalığı.

Bu enfes işlerin ilki, Vodafone Türkiye'nin nabzı duyan işi, kaytmikoytmu.com. Brezilya 2014 Dünya Kupası'nı heyecanla bekleyip bekleyip bizi birbirinden moloz anlatımlara maruz bırakan yayıncı kuruluşun, turnuva boyunca deştiği futbolcu isimlerini, yeni Vodafone Red kampanyası ile buluşturan Plasenta, gülümsetmeyi başardı.

Sitede Arjantin ve Almanya kadrolarında yer bulan futbolcuların isimlerinin okunuşlarını dinleyebilir, içiniz rahat bir finale doğru yol alabilirsiniz.

Bir not, bazı isimlerin okunuşları arkasından yorumlar da var. Örneğin Mesut Özil'in yazıldığı gibi okunduğu detayı çok mühimdi. Pek tatlı.

Burada bir parantez daha açmak lazım ki, bu parantez fikrin kendisinden çok teknik bir köşeye temas ediyor. Süreç nasıl gelişti bilemiyorum, fikir ister markadan gelsin ister ajanstan; böyle kısa zamanda, yani Kayt Kuyt esprilerinin teri soğumadan bu işi hayata geçirip yayına almak iki ekibi de alkışlama vesilesi. Tebrik, takdir.

Günün ikinci nane ferahlığı bırakan işi ise Yemeksepeti'nden geldi. O da Dünya Kupası'na selam çakıyor.

Turnuva boyunca maç önlerinde karşımıza çıkan kadro tanıtımları bizi bizden aldı. İşte o başını seyirciye çevirip kollarını göğsünde kavuşturan, ederi milyonlar olan boş bakışlı futbolcuları bir bir gördüğümüz görüntüleri zihnimize kazımaya and içmiş eğlenceli bir "line up" videosuna imza atmış Yemeksepeti.

Bizimkisi Bir Futbol Hikayesi isimli videoda, Yemeksepeti'nin Brezilya 2014 menüsünü, pardon kadrosunu, en çok sipariş edilen teknik direktör ve tatlı niyetine götürülen hakemini görmek mümkün.

Tek eleştirim, videodaki Dolma Luiz'in adının "Sarma" olması gerektiği. Onun dışında Robin van Persie golü gibi iş.

Her iki markanın da, iyi fikri değerlendirme cesaretinden dolayı kutlanası olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim. Zihinlere sağlık.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sen ve Ben

Geçenlerde Power FM'de bir şarkıya rastladım. Resmen beni ele geçirdi. 
Çok yüksek olmayan bir tempo, akla takılan bir melodi ve bir kelimesini bile anlamadigim (arada bir "perişan" duydum sanki) sözlerin böyle cezbedici olmasi.. Beni benden aldı.

Kulak kesildim, baktım sözler Farsça gibi. Hemen SoundHound'u açtım, şarkıyı buldum: Man o tu.

Şarkıya sardıktan sonra öğrendim ki sözler Mevlana şiiri imiş. Aklım bir daha kaçtı. 

Şiirin Farsça ve Türkçesini yazayım, tam olsun.
Dinleyin, dinletin.

khonak an dam ke neshinim dar eyvan, man o to
be do naghsho be do soorat, be yeki jan, man o to
khosh o faregh ze khorafat-e-parishan, man o to
man o to, bi man o to, jam' shavim az sar-e-zogh

saadet zamanı: avluya doğru oturmuşuz, sen ve ben
endamımız çift, sûretimiz çift, rûhumuz tek, sen ve ben
bulandıran palavralardan âzâde, gamsız bir keyif, sen ve ben
sen ve ben, ne sen varsın ne de ben, bir olmuşuz aşk elinden





Periscope'uyoruz!

Biraz Paris'te turlamaya ne dersin? Ya da Riyad'da toplantıya yetişmeye? Milano'da metroya binsek? Maryland'deki kazları izlesek beraber?

Bunların hepsini yaparız tabii ömrümüz varsa. Seyircisi olmaksa bu ara hem bedava hem de fena eğlenceli. 

"Periscoping" gibi bir ifadeyi hayatımıza katan, şahane bir uygulamadan söz ediyorum: Periscope

Şurada daha bir yıl önce ortaya çıkan "dünyayı başkasının gözlerinden görme" fikrinden doğan bu "app", uygulamanın yaratıcıları Kayvon Beykpour ve Joe Bernstein'in aklından öptürecek cinsten. 

Uygulamanın resmi internet sitesinde dünyanın dört bir yanını görmenin büyüsünden bahsederken Kapadokya'ya da selam çakan adamlar, şu cümleyle gönülleri fethediyor: Bir fotoğraf, binlerce söze değer olabilir. Ama canlı bir video, seni başka bir yere götürebilir.

Nasıl çalışıyor? 

Bu arada sadece ios'larda çalışıyor. Ancak Android cihazlar için de uygulamanın eli kulağında. 

Uygulamayı indiriyor, varsa Twitter …

Haftanın Güzelleri: ActOrchestra - Sıfırdan Sonra

Hayatta bazı güzellikler var; hiç beklemediğiniz bir anda haberdar olduğunuz ve iyi ki de bana göründü dediğiniz güzellikler. İşte geçtiğimiz hafta ben böyle iki güzelliğe denk geldim.

Konuşmak? Yani bildiğimiz anlamda? Hayır.


Bursa'da bu yıl dördüncüsü düzenlenen "Bursa Uluslararası Balkan Ülkeleri Tiyatro Festivali", Devlet Tiyatroları'nın şahane etkinliklerinden biri oldu. Ancak bu festivalin bir oyunu vardı ki, sanırım sahne sanatları hakkında herhangi bir şey beni uzun zamandır böyle düşündürmedi.

Actorchestra'dan söz ediyorum. Bükreş Ulusal Tiyatrosu oyuncularının sahnelediği, tek perdelik bu oyunda herhangi bir dilde konuştukları söylenemez. Ancak herkese aynı anda aynı duyguları hissettirecek, senkron sıkıntısı yaşatmadan güldüren, coşkulandıran bir performans izlediğimizi içtenlikle söyleyebilirim. 
Aslında biraz önce her ne kadar "bir tiyatro festivalinde" kendisini "oyun" diye çağırmış olsam da, bu seyri doğru tanımlamak biraz güç. N…