3.7.14

Başka bir seçeneğin var mı?

Geçtiğimiz günlerde, ajans dünyasında soluk alıp vermekle ilgili birtakım yazılar yazıp çizdiğim doğrudur. Henüz okumadıysanız şuradan buyurabilirsiniz.

Açık kafaların, berrak niyetlerin olmadığı yerler, her ne kadar dünyanın en huzurlu köşeleri de olsa, gün geliyor, boşluğa yol alıyor.

Yaptığımız işler, birlikte çalıştığımız, ailemizden, çocuğumuzdan, dostumuzdan daha fazla gördüğümüz adamlar, kadınlar, hiç şüphe yok ki önemliler.

Sen de yaptığın işi severek yaptığın, kendine saygı duyup her yeni güne taze uyandığın, üretmek için kendini paraladığında önemlisin. Yalnız küçük bir detay var, o da şu ki; seni sen yapan sadece kariyer kavgan değil. Zira "kariyer" dediğin, bir kavganın ürünü, sonucu, hediyesi değil bana sorarsan. Varlığına her gün yeniden şükrettiren, omzuna yük değil, kanat olan bir süreklilik, bir hal..

Ben de tam bu yüzden, daha fazla savaş istemediğimden, göründüğümden uzağa gitmiştim.
Manifesto gibi bir şarkıyla geri geldim, peheyt.

Diyor ki "şair", zira şarkı sözleri ihtişamlı bir şiir kendi dilinde;

İş günleri bitsin isterken, hafta sonlarını yataklarda harcıyoruz.
Yıldızlara bakmalıyız aslında, sadece ekranlara bakmak yerine.
Bilgisayarlar karşısında yavaşça ölüyoruz.
Ama hala başka bir seçeneğin olabilir.


Düşünmeye değer.


1 yorum:

  1. Bir de AVM kültürü var.

    Tüm hafta dört duvar arasında saçma sapan konularla geçirip haftasonları da AVM'lerde yaşar olduk.

    Fotoğraf makinemi hazırladım. Haftasonları dağa bayıra kaçma niyetim var. Kış geldi ama olsun. Onun da ayrı bir tadı var. Hem stres atmış oluruz, hem belki ben biraz fotoğraf çekerim. Çocuklar da eğlenir.

    Ayrıca çalışmak iyi bir şey olsaydı üzerine para vermezlerdi. Kariyer yükseldikçe ne kadar iğrençleniyorsa artık katlanman için verdikleri para da artıyor.

    Öyle yani.

    YanıtlaSil

yok'la'ma!