Ana içeriğe atla

Bir Sosyal Medya Deneyimi

Birkaç zaman önce Vestel'in Facebook'taki sayfasını yani Evin Kalbi'ni takip etmeye başladım. Bknz. Evin Kalbi. Facebook'ta marka sayfası izlemek meslek hastalığı..

27 Aralık'ta bu üslubu kendine has güzelim sayfa bir içerik paylaştı: 

Evin Kalbi’nden kişiye özel, el yapımı yılbaşı hediyesi. Bu videonun altına gelecek en ilginç 5 yorumun sahibine, özel tasarım kapaklar bizden hediye. Gerçekten çizip göndereceğiz, aynı videodaki gibi, evet.

Söz konusu kapak, sayfanın cover fotoğrafını da oluşturan, boyalarla yeniden, yeni bir vücut bulmuş, bilimum şişe kapaklarından biriydi.

Daha önce cover'daki "kapak" fikrinin de iletişimini yapan sayfa, işi bir adım ileri götürmüş, bizi de hikayeye dahil etmek ister gibiydi. Kapakçı Kız, artık bir masal kahramanı gibi değil, etli canlı ve dahi kanlı vaziyette Evin Kalbi videolarında arz-ı endam ediyordu. 

Girişte söz ettiğim içeriğe gelirsek.. Ben o içeriğin altına bir yorum yazdım: 

Daha önceki videoyu izledim. İtiraf ediyorum, biraz uzun buldum. Ama asla "fasafiso" demedim. Sadece kendime "negzel ya" dedim. Evdeki soda şişelerini kestim, vazgeçtim. Uzandım, televizyon izledim, kocam geldi, yemek yaptım. Çok da güzel yaptım. Dedim ki, "Ben bugün bir video izledim, kapaklı. Gel sana da izleteyim." Tatlı niyetine izledik. Bizimki videoyu beğendiğini söyledi, bana döndü. "Organik like seni!" O an durdum, "Acaba o kapakların tazeleri gelir mi?" Şimdi sunum hazırlarken bir baktım gelmiş. Ne güzel gelmiş. Fasafiso diyen de halt etmiş!

Kampanyacı teyze görünümlü, şuurlu kız.


Reklamcılık sektörünün içinde olunca, bana ben gibi konuşan markalara duyduğum özlem daha iri bir süratle artıyor. İşte bu yüzden, benim gibi düşünen, konuşan bu markaya "yalnız değilsin, yalnız da olmazsın" demek geldi içimden. 

Bir hafta kadar önce onlardan yine bir ses yükseldi: Aslı, kazandın!

Aslı ne kazanmıştı?
Bir gazoz kapağı. 
Neden bu kadar mutluydu?
Çünkü bir dostundan gelir gibiydi o kapak, çünkü ona özel hazırlanmıştı. 

Çünkü şöyle sunulmuştu: Video burada.

Kendi adımı kumlarda görünce, Kapakçı Kız sınıf arkadaşıma, teyzemin kızına dönüştü. Nasıl güzelleşiyordu!

Kapakçı Kız ve Evin Kalbi durmadı. 
Dün bir paket geldi eve. 
Kargo poşetinden çıkanlar için sizi aşağıya alalım:





Şimdi bu yazıyı nasıl tamamlamalıyım bilemiyorum. 
Reklamcılık sektöründe yaklaşık 8 yıldır profesyonel olarak var olan biri olarak mı, yoksa çerçeveyi genişlettiğimizde sıradan bir tüketici olarak mı konuşmalıyım bilmiyorum. 

Belki de fazla konuşmamalı, kapaklardaki kılığımla bakışmalıyım. 

Lakin bir teşekkürüm var. Beni böyle samimi, sıcak, komplike olmaktan ve çiğ pazarlama kokusundan uzak bir hikayeye dahil eden herkese; Kapakçı Kız'a, Blab'a, bu samimi çizgiyi kendine uygun görüp "hadi" diyen, bu hareketiyle de emsal teşkil etmesini umduğum Evin Kalbi - Vestel'e.

Sahici teşekkürler!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sen ve Ben

Geçenlerde Power FM'de bir şarkıya rastladım. Resmen beni ele geçirdi. 
Çok yüksek olmayan bir tempo, akla takılan bir melodi ve bir kelimesini bile anlamadigim (arada bir "perişan" duydum sanki) sözlerin böyle cezbedici olmasi.. Beni benden aldı.

Kulak kesildim, baktım sözler Farsça gibi. Hemen SoundHound'u açtım, şarkıyı buldum: Man o tu.

Şarkıya sardıktan sonra öğrendim ki sözler Mevlana şiiri imiş. Aklım bir daha kaçtı. 

Şiirin Farsça ve Türkçesini yazayım, tam olsun.
Dinleyin, dinletin.

khonak an dam ke neshinim dar eyvan, man o to
be do naghsho be do soorat, be yeki jan, man o to
khosh o faregh ze khorafat-e-parishan, man o to
man o to, bi man o to, jam' shavim az sar-e-zogh

saadet zamanı: avluya doğru oturmuşuz, sen ve ben
endamımız çift, sûretimiz çift, rûhumuz tek, sen ve ben
bulandıran palavralardan âzâde, gamsız bir keyif, sen ve ben
sen ve ben, ne sen varsın ne de ben, bir olmuşuz aşk elinden





Periscope'uyoruz!

Biraz Paris'te turlamaya ne dersin? Ya da Riyad'da toplantıya yetişmeye? Milano'da metroya binsek? Maryland'deki kazları izlesek beraber?

Bunların hepsini yaparız tabii ömrümüz varsa. Seyircisi olmaksa bu ara hem bedava hem de fena eğlenceli. 

"Periscoping" gibi bir ifadeyi hayatımıza katan, şahane bir uygulamadan söz ediyorum: Periscope

Şurada daha bir yıl önce ortaya çıkan "dünyayı başkasının gözlerinden görme" fikrinden doğan bu "app", uygulamanın yaratıcıları Kayvon Beykpour ve Joe Bernstein'in aklından öptürecek cinsten. 

Uygulamanın resmi internet sitesinde dünyanın dört bir yanını görmenin büyüsünden bahsederken Kapadokya'ya da selam çakan adamlar, şu cümleyle gönülleri fethediyor: Bir fotoğraf, binlerce söze değer olabilir. Ama canlı bir video, seni başka bir yere götürebilir.

Nasıl çalışıyor? 

Bu arada sadece ios'larda çalışıyor. Ancak Android cihazlar için de uygulamanın eli kulağında. 

Uygulamayı indiriyor, varsa Twitter …

Haftanın Güzelleri: ActOrchestra - Sıfırdan Sonra

Hayatta bazı güzellikler var; hiç beklemediğiniz bir anda haberdar olduğunuz ve iyi ki de bana göründü dediğiniz güzellikler. İşte geçtiğimiz hafta ben böyle iki güzelliğe denk geldim.

Konuşmak? Yani bildiğimiz anlamda? Hayır.


Bursa'da bu yıl dördüncüsü düzenlenen "Bursa Uluslararası Balkan Ülkeleri Tiyatro Festivali", Devlet Tiyatroları'nın şahane etkinliklerinden biri oldu. Ancak bu festivalin bir oyunu vardı ki, sanırım sahne sanatları hakkında herhangi bir şey beni uzun zamandır böyle düşündürmedi.

Actorchestra'dan söz ediyorum. Bükreş Ulusal Tiyatrosu oyuncularının sahnelediği, tek perdelik bu oyunda herhangi bir dilde konuştukları söylenemez. Ancak herkese aynı anda aynı duyguları hissettirecek, senkron sıkıntısı yaşatmadan güldüren, coşkulandıran bir performans izlediğimizi içtenlikle söyleyebilirim. 
Aslında biraz önce her ne kadar "bir tiyatro festivalinde" kendisini "oyun" diye çağırmış olsam da, bu seyri doğru tanımlamak biraz güç. N…