Ana içeriğe atla

Twitter'dan Nağmeler vol.16



Nedir bu Twitter'dan Nağmeler?! 
Tabii ilkini aylar önce yazdığım için, 16.sını yayınlarken bir durup not düşeyim dedim. 

Efendim, aslında hadise gayet açık olmakla birlikte, Twitter'dan Nağmeler, Aslı'nın kendi kendine karaladığı Twitter mırıldanmalarından başka bir şey değildir. Evrenin kara kara deliklerinde yok olup gitmesin diye kulağından tutup bloguna getirdiği birkaç satırdır, o kadar. 

Orijinaline sadıktır, itibar ediniz, seviniz. 
Ha, Aslı Twitter'ın neresindeymiş dersiniz, takip ediniz: https://twitter.com/asli_aker

---
Hayata geç kalan insanları mutlu etmek zordur, çabalamayın.
/


Hayatın aktığını ve senin yalnızca baktığını fark ettiğin an.. İşte o an, çoktandır ertelediğin neyse onu yap. Yoksa bir daha erteliyorsun.
/


"Akil" sözcüğünü bugün duymuş(!) olmasaydık, bugün "akil adam" peşinde geziyor olmazdık.
/


Ben öldükten sonra ölümle ilgili tweet'lerimi retweet'lemeyin lütfen. Bunu da mesela. #fyi
/


"GS'li Ufuk sevgilisinin çıplak fotoğraflarını internetten sildirdi" haberini kadının çıplak fotoğraflarının galerisiyle vermek.. Milliyet..
/


Seni eksiltiyorlarsa sen de onları azalt.. Hayatından çıkararak.
/


Samimiyet her şeydir, susuzluk hiçbir şey.
/


Her yazar biraz katil.
/


İnsanın çok yazdığını fark etmesi ile kendisi için iki satır yazmadığını fark etmesi aynı ana denk gelirse, o zaman başlıyor düşünmeler.
/


"Acil" kavramını aynı düzlemde buluşup anlamlandırmamız lazım. Yoksa "acil", tek başına gayet rölatif!
/


İnsanlardan geriye sesleri dahi kalmıyor ya, en çok onda anlamsızlaşıyorum ben.
/


Bir insani neden sevmediğimi kolayca unuttuğum gibi, aniden de hatırlıyorum. İşte budur bug'im.
/


Bazı adamların ağzı lastikli, kendileri eskidikçe çeneleri de gevşiyor.
/


AVM dediğin, en nihayetinde umumi tuvalet.
/


Bugün korkusuzluk, gecenin ikisinde sokağın ortasında, elinde tavalarıyla uyuyanları uyandıran bir genç çiftin adımlarında hayat buldu.
/
"Content is king. And I'm his favourite mistress."



Daha önceki bazı Twitter'dan Nağmeler için bakınız

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sen ve Ben

Geçenlerde Power FM'de bir şarkıya rastladım. Resmen beni ele geçirdi. 
Çok yüksek olmayan bir tempo, akla takılan bir melodi ve bir kelimesini bile anlamadigim (arada bir "perişan" duydum sanki) sözlerin böyle cezbedici olmasi.. Beni benden aldı.

Kulak kesildim, baktım sözler Farsça gibi. Hemen SoundHound'u açtım, şarkıyı buldum: Man o tu.

Şarkıya sardıktan sonra öğrendim ki sözler Mevlana şiiri imiş. Aklım bir daha kaçtı. 

Şiirin Farsça ve Türkçesini yazayım, tam olsun.
Dinleyin, dinletin.

khonak an dam ke neshinim dar eyvan, man o to
be do naghsho be do soorat, be yeki jan, man o to
khosh o faregh ze khorafat-e-parishan, man o to
man o to, bi man o to, jam' shavim az sar-e-zogh

saadet zamanı: avluya doğru oturmuşuz, sen ve ben
endamımız çift, sûretimiz çift, rûhumuz tek, sen ve ben
bulandıran palavralardan âzâde, gamsız bir keyif, sen ve ben
sen ve ben, ne sen varsın ne de ben, bir olmuşuz aşk elinden





Periscope'uyoruz!

Biraz Paris'te turlamaya ne dersin? Ya da Riyad'da toplantıya yetişmeye? Milano'da metroya binsek? Maryland'deki kazları izlesek beraber?

Bunların hepsini yaparız tabii ömrümüz varsa. Seyircisi olmaksa bu ara hem bedava hem de fena eğlenceli. 

"Periscoping" gibi bir ifadeyi hayatımıza katan, şahane bir uygulamadan söz ediyorum: Periscope

Şurada daha bir yıl önce ortaya çıkan "dünyayı başkasının gözlerinden görme" fikrinden doğan bu "app", uygulamanın yaratıcıları Kayvon Beykpour ve Joe Bernstein'in aklından öptürecek cinsten. 

Uygulamanın resmi internet sitesinde dünyanın dört bir yanını görmenin büyüsünden bahsederken Kapadokya'ya da selam çakan adamlar, şu cümleyle gönülleri fethediyor: Bir fotoğraf, binlerce söze değer olabilir. Ama canlı bir video, seni başka bir yere götürebilir.

Nasıl çalışıyor? 

Bu arada sadece ios'larda çalışıyor. Ancak Android cihazlar için de uygulamanın eli kulağında. 

Uygulamayı indiriyor, varsa Twitter …

Haftanın Güzelleri: ActOrchestra - Sıfırdan Sonra

Hayatta bazı güzellikler var; hiç beklemediğiniz bir anda haberdar olduğunuz ve iyi ki de bana göründü dediğiniz güzellikler. İşte geçtiğimiz hafta ben böyle iki güzelliğe denk geldim.

Konuşmak? Yani bildiğimiz anlamda? Hayır.


Bursa'da bu yıl dördüncüsü düzenlenen "Bursa Uluslararası Balkan Ülkeleri Tiyatro Festivali", Devlet Tiyatroları'nın şahane etkinliklerinden biri oldu. Ancak bu festivalin bir oyunu vardı ki, sanırım sahne sanatları hakkında herhangi bir şey beni uzun zamandır böyle düşündürmedi.

Actorchestra'dan söz ediyorum. Bükreş Ulusal Tiyatrosu oyuncularının sahnelediği, tek perdelik bu oyunda herhangi bir dilde konuştukları söylenemez. Ancak herkese aynı anda aynı duyguları hissettirecek, senkron sıkıntısı yaşatmadan güldüren, coşkulandıran bir performans izlediğimizi içtenlikle söyleyebilirim. 
Aslında biraz önce her ne kadar "bir tiyatro festivalinde" kendisini "oyun" diye çağırmış olsam da, bu seyri doğru tanımlamak biraz güç. N…