12.12.13

Okumalara Doyamamalar


“Zamanımızı, yani ruhlarımızı boşa harcıyoruz; her gün kapılara güm güm vurarak.” diyordu birazdan söz edeceğim kitap. Şu sıra hem benim çokça yakındığım hem de sıklıkla hayatından bunalmış insanların kaleminden okuduğum serzenişlere, bir tuğla da o koyuyordu.

Birkaç zamandır evdeyim ben. Kışın gelmesi de (!) isabet oldu doğrusu. Düzeninden sıkıldığım, bolca küfür savurduğum işleri bir kenara koyma ve kafamı dinleme şansı verdi bana bu ara. Fırsattan istifade çoktandır ihmal ettiğim kitaplığımda aldım soluğu.


Yeni evime henüz taşıyamadığım, dev bir kitaplığım var. Benim için fazlasıyla özel olan eserleri tabii ki getirdim yanımda, birçok yere götürdüğüm gibi. Bu kitapların her birinde bir “exlibris” izi var. Yani Aslı'nın kitaplığı imzası, kitabı aldığım tarih ve kitaplıktaki sıra numarası.. Bugüne kadar yaptığım en güzel işler listesinde ilk 5'e sokarım bu hareketi. Kitapla olağandışı bir ilişki geliştirmiş her okura da naçizane tavsiyemdir. Der, asıl mevzuya geçerim.

Zaman evde geçerken ve havalar bizi evlere kapatmak konusunda ısrar ederken, defalarca okuduğum, benim için çok özel bir kitaptan söz edeyim size. Edeyim ama sizin de hayatınızda böyle kitaplar var mı bilmiyorum, dönem dönem kendini zorla okutan? Akla düştüğünde yataktan kaldıran, uyku katleden, işleri yarım bıraktıran? Onların tadını, hayatta çok az şeyden aldım. İşte o kitaplardan birinden söz edeyim ben.

Zorba'sıyla gönüllerde yeri bambaşkakis bir yazarın, Nikos Kazancakis'in Allah'ın Garibi isimli romanı. 2007'de hayatıma giren, hatta Zorba'dan önce hayatıma dahil olan bu roman, bugün varlığını izleyebileceğiniz Fransisken tarikatının kurucusu Assisili Francesco'nun Tanrı'yı arama yolunu anlatıyor. Böyle “tarikat” sözcüğünün dünyamızdaki kirlenmiş anlamından uzak, asıl anlamına yakın duran bir topluluğun kurucusundan söz ediyorum. Sevgililerine serenat yapan bir aşık iken düşkünlere, yoksullara, günahkarlara kalbini açar ve Tanrı'nın yolundan yürümeye başlar Francesco. Hikayeyi ise onun yoldaşı Leo Kardeş'ten dinleriz.

Kazancakis'in bir notu var kitabın başında, Francesco'nun sözlerini, işlerini bir bir anlatmadığını, kurguladığı eklemelerin de olduğunu, bunu bilgisizlik ya da küstahlık olarak değerlendirmemek gerektiğini belirtiyor. Ve ekliyor: Sanatın buna hakkı vardır. Sadece bir hak da değil bu, aynı zamanda her şeyi bir öze bağlamak görevi. Sanat hikaye ile beslenir ve onu kurnazca sindirerek efsaneye çevirir.

Niko'nun hakkı var! Sayfalarını her araladığımda içimi ısıtan bir yoldaşlık ve hayatı okuma, anlamlandırma kitabı Allah'ın Garibi.


Yıllardır tekrar tekrar ellerimde dolanan, aklımda koşturan iki kitap daha var masamda gördüğünüz gibi. Yaşama Uğraşı ve Sevda Sözleri.. Her ikisi de düşenin dostudur. Onlar, başlı başına başka yazıların konusudur!

#BlogFırtınası - Gün2

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

yok'la'ma!