10.12.13

Kış Masalı


Bir varmış bir yokmuş. Adamı her aşk gibi en "var" yanından yakalayıp kulağına bir şarkı dökmüş, yok olmuş... 

"Sevgiyi bilmiyorlar, bilmiyorlar!" dedi bir kış akşamı, nefesi yakınmasıyla kesildi. "Bilseler böyle mi yaparlar! Bir görünüp bir kaybolan karabataklardan farksızlar. Farkları yok birbirlerinden, hepsi aynılar. Ama sen başkasın, başkasın değil mi?" Umutla sarıldı, sarıştık. Bir masalın gelişme bölümünü birlikte yazdık. 

Aylar sürdü; yollar, saatler aldı. Dakikalar kısaldı, mevsimler uzadı, bilhassa kış. Ayazı dayadı sanki soğuk yataklarımız bize yetmezmiş gibi. Fondaki şarkı hep alev alevdi, sözleri değişmedi. 

Gün geldi, bahara kavuştu zaman. Zaman kavuştu da eksilmişti var olan. Oyun bozulmuştu, büyüyse çoktan.. Eller bırakıldı, valizler toplandı, gemilere binildi, gemiler demir aldı, demir attı. Kıyı başkaydı, liman başkaydı, su, hava, mevsim başkaydı. Her başlangıç, bir başka bitişe gebeydi. Çünkü aşk daima bir vardı, bir yoktu. Çünkü bir "varlık" hayaline özlem duymakla, "yokluk" zamanındaki sancıya sarılmak arasında kalan aralıktaydı aşk. Yenisi de ondan farksız olacaktı. 

Şarkı, tabii ki hiç değişmedi: 

yabanım, sevgilim, esmerim, sebebim
bir gün bir kış masalında sevip yitirdiğim
şimdi artık korkudan şarkılar mırıldanan
öpüşünle yaralı bir kız çocuğuyum ben



Bu yazı da, Berna'nın ilhamıyla karıştığım #BlogFırtınası'nın ilk yazısı. 
30 gün aralıksız konuşalım bakalım! 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

yok'la'ma!