Ana içeriğe atla

Bir Komşu Nefes



12 Kasım'da İstanbul'dan büyüleyici bir müzisyen geçti.. 
İsmini pek çoklarımızın zihinleri tanımasa da, melodilerini kulaklarımız çok iyi tanıyor. 
İstanbul'dan bir Vassilis Saleas geçti ki ne geçmek!

Müzisyen bir ailenin çocuğu olan Saleas, 9 yaşında öğrenir klarnet çalmayı, amcası ve babasından. Bir çingene çocuğudur Vassilis,  hamurundaki deha 14 yaşında ilk profesyonel kaydını yapmasına imkan verir. Yunanistan'ın pek çok ünlü ismiyle birlikte çalışan müzisyen Türkiye'de de Laço Tayfa, Serkan Çağrı gibi özel sanatçılarla da aynı sahneyi paylaşır.

Kendi tarihime baktığımda hep bir karşı kıyı aşkı görürüm. O tarihe bakan herkes de bu aşkı görür. İnsanından tatlarına, denizinden müziğine bir Yunanistan aşkına tutulmuş, ait olmadığı bir yerin meftunu bir garibim. İşte bu gariplik vesilesiyle tanıştım ben onunla yıllar evvel. Onu dinleyip içlendiğim gecelere girmeyelim. Lakin yazarken, o iç yakan notalarla beni harap etmişliği çoktur. Gün, karşılaşma günüydü.

Jolly Joker, İstanbul'un en güzel konser salonlarından biri, bu buluşmanın ev sahipliğini yapacaktı. Ben başka seviyorum burayı, mekanla sebebini kestiremediğim bir bağım var. Yıllardır hiç bu kadar iştahlı bir kalabalıkla dolup taştığını görmemiştim Jolly Joker'in. Gerçi son zamanlarda orada Leyla the Band konseri izleyen dostlar "nefes alamadık" diyorlar, o ayrı. Ben görmedim işte Saleas konserine kadar..

Uzatmayacağım..

Sahneye yaklaşık 1,5 saat kadar geç çıksa da, çıkmasıyla birlikte hüngür hüngür ağlatmayı başardı.

O gece Show Must Go On'dan İnci Tanem'e, Sarı Odalar'dan Olmasa Mektubun'a kadar birbirinden şahane melodiyi kendi nefesine kattı. Bir de yanına Ziynet Sali ve Hüsnü Şenlendirici'yi aldı ki, işte o sıralarda ayakları yerden kesildi Jolly Joker'deki seyircinin..

Gecedeki bir kıymetli performansı daha not düşmeden olmaz. Hüsnü Şenlendirici "Ben bu sıra bu şarkıya sardım, kim bilir, belki yeni albümümde olur." dedikten sonra derin bir ah çekip Sezen Aksu'nun Kaybolan Yıllar'ını çaldı. Görünen oydu, o şarkı Şenlendirici için gecenin kopuş noktalarından biriydi. Tabii bizim için de..


Saleas'a dönersem, ki pek uzak kalmamalıyım, işte o geceden İnci Tanem yorumu...




Fotoğraflar: Emre Kara'ya teşekkürler! 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sen ve Ben

Geçenlerde Power FM'de bir şarkıya rastladım. Resmen beni ele geçirdi. 
Çok yüksek olmayan bir tempo, akla takılan bir melodi ve bir kelimesini bile anlamadigim (arada bir "perişan" duydum sanki) sözlerin böyle cezbedici olmasi.. Beni benden aldı.

Kulak kesildim, baktım sözler Farsça gibi. Hemen SoundHound'u açtım, şarkıyı buldum: Man o tu.

Şarkıya sardıktan sonra öğrendim ki sözler Mevlana şiiri imiş. Aklım bir daha kaçtı. 

Şiirin Farsça ve Türkçesini yazayım, tam olsun.
Dinleyin, dinletin.

khonak an dam ke neshinim dar eyvan, man o to
be do naghsho be do soorat, be yeki jan, man o to
khosh o faregh ze khorafat-e-parishan, man o to
man o to, bi man o to, jam' shavim az sar-e-zogh

saadet zamanı: avluya doğru oturmuşuz, sen ve ben
endamımız çift, sûretimiz çift, rûhumuz tek, sen ve ben
bulandıran palavralardan âzâde, gamsız bir keyif, sen ve ben
sen ve ben, ne sen varsın ne de ben, bir olmuşuz aşk elinden





Periscope'uyoruz!

Biraz Paris'te turlamaya ne dersin? Ya da Riyad'da toplantıya yetişmeye? Milano'da metroya binsek? Maryland'deki kazları izlesek beraber?

Bunların hepsini yaparız tabii ömrümüz varsa. Seyircisi olmaksa bu ara hem bedava hem de fena eğlenceli. 

"Periscoping" gibi bir ifadeyi hayatımıza katan, şahane bir uygulamadan söz ediyorum: Periscope

Şurada daha bir yıl önce ortaya çıkan "dünyayı başkasının gözlerinden görme" fikrinden doğan bu "app", uygulamanın yaratıcıları Kayvon Beykpour ve Joe Bernstein'in aklından öptürecek cinsten. 

Uygulamanın resmi internet sitesinde dünyanın dört bir yanını görmenin büyüsünden bahsederken Kapadokya'ya da selam çakan adamlar, şu cümleyle gönülleri fethediyor: Bir fotoğraf, binlerce söze değer olabilir. Ama canlı bir video, seni başka bir yere götürebilir.

Nasıl çalışıyor? 

Bu arada sadece ios'larda çalışıyor. Ancak Android cihazlar için de uygulamanın eli kulağında. 

Uygulamayı indiriyor, varsa Twitter …

Haftanın Güzelleri: ActOrchestra - Sıfırdan Sonra

Hayatta bazı güzellikler var; hiç beklemediğiniz bir anda haberdar olduğunuz ve iyi ki de bana göründü dediğiniz güzellikler. İşte geçtiğimiz hafta ben böyle iki güzelliğe denk geldim.

Konuşmak? Yani bildiğimiz anlamda? Hayır.


Bursa'da bu yıl dördüncüsü düzenlenen "Bursa Uluslararası Balkan Ülkeleri Tiyatro Festivali", Devlet Tiyatroları'nın şahane etkinliklerinden biri oldu. Ancak bu festivalin bir oyunu vardı ki, sanırım sahne sanatları hakkında herhangi bir şey beni uzun zamandır böyle düşündürmedi.

Actorchestra'dan söz ediyorum. Bükreş Ulusal Tiyatrosu oyuncularının sahnelediği, tek perdelik bu oyunda herhangi bir dilde konuştukları söylenemez. Ancak herkese aynı anda aynı duyguları hissettirecek, senkron sıkıntısı yaşatmadan güldüren, coşkulandıran bir performans izlediğimizi içtenlikle söyleyebilirim. 
Aslında biraz önce her ne kadar "bir tiyatro festivalinde" kendisini "oyun" diye çağırmış olsam da, bu seyri doğru tanımlamak biraz güç. N…