Ana içeriğe atla

Twitter'dan Nağmeler vol. 15


Twitter'dan Nağmeler... Yani Aslı'nın Twitter'da söyleştikleri arasından seçtiklerini dönem dönem yayınlama hali. Maksat söz uçmasın, yazı kalsın.


Samimiyetle ilgili bir alıp veremediğimden çok, verip alamadığım var.

/

Sosyal medya, birileri yaşarken onlara bakan adamlara, "biraz olsun yaşıyormuş" hissini tattırdı. Ondandır cazibesi.

/

Bir insanı sevmeye kalkışmayın. Sevin. Söverken bu kadar düşünmüyorsunuz..

/

İnsan 7'sinde nasıl bakıyorsa, 70'inde de öyle bakıyor. Bakış hep sabit!

/

İlk aklınıza gelen fikir kıymetlidir. Ama en iyi çalışacak olan odur diye bir kural yok. Sabit fikir süründürür.

/

Bazı adamlara anlattığın lafı taşa anlatsan, yarın elinden tutar okula yazdırırsın.

/

Birçok doktoru tenzih ederek soyluyorum ki, doktorlar ve kasaplarin ayni onlugu giymesi tesaduf degildir.

/

Şair demişti ya, en fazla bir yıl sürer yirminci asırlılarda ölüm acısı.. Twitter'a erseydi süreye revizyon verirdi.

/

Bazen gerçekten deve ve hendekle takılsaydım diyorum.

/

Unutmak ve unutturmak kurgusunda yaşayıp giderken, unutkanlığın hastalıktan sayılması ne büyük gaf!

/
 

Bilirsiniz ki, içinizin bir kıyısında med-cezir hiç bitmeyecektir. Orası biraz ölüm gibidir; tutkulu bir ölüm, her gün yeniden..

/

Sevmemeye başlıyoruz, her şeyi, sırayla. En tehlikelisi de bu.

/

Takımdan ayrı düz koşu yalnızlığı.

/

Tek kaygımın, eve gittiğimde Çakmaktaşlar'ı kaçırmış olma ihtimalim olduğu zamanları özlüyorum.O zamanlar böyle "kaygılı" cümleler de yoktu.

/

Uyanır uyanmaz İlhan Berk okumak.. Şiir ihtiyaçtır, belirir ansızın. Ertelemeyin.

/

Yedigi, ictigi, sahip olduguyla degil, gezdigiyle hava atan adam. Beni uzen sensin.

/

Eskiden Moda'da bir duvar vardi. Mucizenin ta kendisiydi.

/

Bazı kadınların fazlaca tripli olması beni dahi geriyorken, hayatlarındaki erkeklerin daralma katsayılarını tahayyül edemiyorum.

/

Boğulmak için, gerçekten soluğunun kesilmesine gerek yoktur.
/

Adını duymadığın ajans, yazarın, tasarımcının, müşteri temsilcisinin jr'ını arıyorsa, adını duymamış gibi yapmaya devam et kapısından geçme.

/

İçinize sinmiyorsa bastırmayın. Öyle sinmez.

/

Aptala aptalsin diyemedigin anda basliyor daralma.

/
 

Tavırdır insanı insan yapan bazen ve insanlığındandır adamın tavrına hayran olunması.. Çıkma işin içinden, kal orada.

/

Karşınızda bir "değersiz" olduğunu hissederseniz, ona değer katmaya kalkışmayın. Gidin ağaç dikin.

/


Pavese ne derse güzel der, yine haksız değil: Kadınlar güçsüz olana kendini bir ödül, güçlü olana bir eşya gibi sunar.

/

Çok başlılık ifadesinin TDK'da olmamasının sebebi çok başlılığın kendisi mi...

/

Teyzenin "inci caps" videosu paylaştığı yere Facebook denir.

/

Hayır şair, kahvaltının değil, buzukinin mutlulukla bir ilgisi var.

/

Bir yerde daima o soru var: Pes etmeden önce denedin mi?

/

Hayati boyunca "idare edilmis" insan var. Tabii bir de "idare edilmis" bir hayat..

/

Selamlaşmak, insan türünü özel kılmaz. Zaten selamlaşırsa, türünün ispatı hayata gelmiş olur. Özellikle böyle yazdım ki kafan karışsın. Dedim ki yani, "selam verdin diye adam olmadın, adam olduğun için selam verdin." Bu da böyle bir anımdır.

/

"İki kalas bir heves" sözü tiyatro için söylendiyse de tiyatro içinde kalmamıştır.











Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sen ve Ben

Geçenlerde Power FM'de bir şarkıya rastladım. Resmen beni ele geçirdi. 
Çok yüksek olmayan bir tempo, akla takılan bir melodi ve bir kelimesini bile anlamadigim (arada bir "perişan" duydum sanki) sözlerin böyle cezbedici olmasi.. Beni benden aldı.

Kulak kesildim, baktım sözler Farsça gibi. Hemen SoundHound'u açtım, şarkıyı buldum: Man o tu.

Şarkıya sardıktan sonra öğrendim ki sözler Mevlana şiiri imiş. Aklım bir daha kaçtı. 

Şiirin Farsça ve Türkçesini yazayım, tam olsun.
Dinleyin, dinletin.

khonak an dam ke neshinim dar eyvan, man o to
be do naghsho be do soorat, be yeki jan, man o to
khosh o faregh ze khorafat-e-parishan, man o to
man o to, bi man o to, jam' shavim az sar-e-zogh

saadet zamanı: avluya doğru oturmuşuz, sen ve ben
endamımız çift, sûretimiz çift, rûhumuz tek, sen ve ben
bulandıran palavralardan âzâde, gamsız bir keyif, sen ve ben
sen ve ben, ne sen varsın ne de ben, bir olmuşuz aşk elinden





Periscope'uyoruz!

Biraz Paris'te turlamaya ne dersin? Ya da Riyad'da toplantıya yetişmeye? Milano'da metroya binsek? Maryland'deki kazları izlesek beraber?

Bunların hepsini yaparız tabii ömrümüz varsa. Seyircisi olmaksa bu ara hem bedava hem de fena eğlenceli. 

"Periscoping" gibi bir ifadeyi hayatımıza katan, şahane bir uygulamadan söz ediyorum: Periscope

Şurada daha bir yıl önce ortaya çıkan "dünyayı başkasının gözlerinden görme" fikrinden doğan bu "app", uygulamanın yaratıcıları Kayvon Beykpour ve Joe Bernstein'in aklından öptürecek cinsten. 

Uygulamanın resmi internet sitesinde dünyanın dört bir yanını görmenin büyüsünden bahsederken Kapadokya'ya da selam çakan adamlar, şu cümleyle gönülleri fethediyor: Bir fotoğraf, binlerce söze değer olabilir. Ama canlı bir video, seni başka bir yere götürebilir.

Nasıl çalışıyor? 

Bu arada sadece ios'larda çalışıyor. Ancak Android cihazlar için de uygulamanın eli kulağında. 

Uygulamayı indiriyor, varsa Twitter …

Haftanın Güzelleri: ActOrchestra - Sıfırdan Sonra

Hayatta bazı güzellikler var; hiç beklemediğiniz bir anda haberdar olduğunuz ve iyi ki de bana göründü dediğiniz güzellikler. İşte geçtiğimiz hafta ben böyle iki güzelliğe denk geldim.

Konuşmak? Yani bildiğimiz anlamda? Hayır.


Bursa'da bu yıl dördüncüsü düzenlenen "Bursa Uluslararası Balkan Ülkeleri Tiyatro Festivali", Devlet Tiyatroları'nın şahane etkinliklerinden biri oldu. Ancak bu festivalin bir oyunu vardı ki, sanırım sahne sanatları hakkında herhangi bir şey beni uzun zamandır böyle düşündürmedi.

Actorchestra'dan söz ediyorum. Bükreş Ulusal Tiyatrosu oyuncularının sahnelediği, tek perdelik bu oyunda herhangi bir dilde konuştukları söylenemez. Ancak herkese aynı anda aynı duyguları hissettirecek, senkron sıkıntısı yaşatmadan güldüren, coşkulandıran bir performans izlediğimizi içtenlikle söyleyebilirim. 
Aslında biraz önce her ne kadar "bir tiyatro festivalinde" kendisini "oyun" diye çağırmış olsam da, bu seyri doğru tanımlamak biraz güç. N…